Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesi'nde görev yapan ortopedi uzmanı Dr. Hasan Halil El-Mukayed, 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail tarafından alıkonulan en az 15 Filistinli doktor arasında yer alıyor. Hakkında herhangi bir suçlama yöneltilmeyen ve hukuki sürecin işletilmediği Mukayed'in akıbeti, İsrail'in savaş sırasında sağlık çalışanlarına yönelik keyfi tutuklamalarının bir örneği olarak kayıtlara geçti. Ailesi ve meslektaşları, doktorun nerede olduğu ve ne zaman serbest bırakılacağı konusunda hiçbir bilgi alamıyor.
Gazze'de Sağlık Çalışanlarına Yönelik Baskılar
İsrail ordusu, savaşın başından bu yana Gazze'deki hastaneleri hedef alan operasyonlar düzenliyor. Kemal Advan Hastanesi de Mart 2024'te İsrail güçleri tarafından kuşatılmış ve ardından basılmıştı. Bu baskında Dr. Mukayed ile birlikte çok sayıda sağlık personeli gözaltına alındı. İnsan hakları örgütleri, gözaltına alınan sağlık çalışanlarının çoğunun işkence ve kötü muameleye maruz kaldığını belirtiyor. Gazze Sağlık Bakanlığı'na göre, savaş boyunca en az 95 sağlık çalışanı gözaltına alınmış durumda. Bunlardan 15'i halen tutuklu olup, Hak sahipleri ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) düzenli ziyaret izni alamıyor.
İsrail, tutuklama gerekçesi olarak Hamas'la bağlantı iddialarını öne sürse de, çoğu durumda somut delil sunulmuyor. Uluslararası hukuka göre, sağlık personeli savaş sırasında özel koruma altındadır ve ancak savaş suçu işlediklerinde yargılanabilir. Ancak İsrail'in idari gözaltı uygulaması, kişileri suçlamadan ve yargılamadan süresiz olarak alıkoymaya olanak tanıyor. Bu yöntem, ihlal olarak nitelendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Dr. Mukayed'in durumu, savaşın sivil altyapıya ve sağlık sistemine verdiği zararın bir yansıması. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve diğer uluslararası kuruluşlar, Gazze'deki sağlık tesislerine yönelik saldırıları kınamış olsa da, somut bir adım atılmış değil. Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), konuyu diplomatik platformlara taşısa da, İsrail üzerinde etkili bir baskı oluşturulamıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin (UNHRC) İsrail'i soruşturma çağrıları sonuçsuz kalıyor. Bu durum, uluslararası toplumun Filistinli sağlık çalışanlarının korunması konusundaki zafiyetini ortaya koyuyor.
Tutuklu doktorların akıbetinin belirsizliği, Gazze'de zaten çökmüş olan sağlık sistemini daha da kırılgan hale getiriyor. Savaşın başından bu yana en az 34 hastane hizmet dışı kalmış ya da kısmen çalışır durumda. Sağlık çalışanlarının hedef alınması, bölgede insani felaketi derinleştiriyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, taraflara uluslararası insancıl hukuka uymaları çağrısında bulunurken, İsrail'in tutumunda değişiklik görülmüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'de sağlık çalışanlarına yönelik tutuklamaları ve hastanelere yönelik saldırıları defalarca kınamış, konuyu BM ve İİT gibi platformlarda gündeme getirmiştir. Dr. Mukayed'in durumu, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği diplomatik desteğin önemini bir kez daha hatırlatıyor. Ankara, uluslararası hukukun üstünlüğü vurgusu yaparak İsrail üzerinde baskı oluşturmaya çalışsa da, somut sonuç alınamamaktadır. Bu gelişme, Türkiye'nin insani diplomasi kapasitesini kullanarak sağlık çalışanlarının serbest bırakılması için arabuluculuk yapma potansiyelini artırabilir. Ayrıca, Gazze'deki insani krizin derinleşmesi, Türkiye'den bölgeye yönelik yardım çabalarını da etkileyebilir.