Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye şehrinde, İran ile ABD arasında bir ateşkes anlaşmasına varıldığı haberini duyan 50 yaşındaki Kamal Kemal, heyecanla evine döndü. Ancak kendisini bekleyen manzara bir yıkımdı: İsrail hava saldırısı, hayatı boyunca emek vererek inşa ettiği evini ve nalbur dükkanını enkaza çevirmişti. Kemal'in elleriyle yaptığı her şey, bir gecede kül olmuştu. Bu, sadece bir ailenin değil, Nebatiye gibi savaşın ortasında kalmış bir kentin hikayesi.
Ateşkes Umudu ve Yıkımın Boyutu
Nebatiye, savaş öncesinde yaklaşık 90 bin kişiye ev sahipliği yaparken, çatışmaların şiddetlenmesiyle nüfusun büyük kısmı şehri terk etmek zorunda kalmıştı. Ateşkes haberinin ardından bir kısım sakin geri dönmeye başlasa da, geri dönenler çoğunlukla harabelerle karşılaştı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Nebatiye'deki binaların yüzde 70'inden fazlası hasar gördü veya tamamen yıkıldı. Altyapı, su ve elektrik şebekeleri çökerken, şehir adeta bir hayalet kente dönüştü.
Kamal Kemal gibi birçok Lübnanlı, geri döndüklerinde sadece fiziksel yıkımla değil, aynı zamanda geçim kaynaklarının yok olmasıyla da mücadele ediyor. Nalbur dükkanı, yılların birikimiyle kurulmuştu ve Kemal, ailesini bu dükkandan geçindiriyordu. Şimdi, savaş sonrası yeniden inşa sürecinde, devlet desteğinin yetersizliği ve ekonomik kriz, insanları umutsuzluğa sürüklüyor.
Bölgesel Dinamikler ve İnsani Kriz
Lübnan, son yıllarda yaşadığı derin ekonomik çöküşün ardından şimdi bir de savaşın yaralarını sarmaya çalışıyor. İran-ABD arasındaki ateşkes anlaşması bölgesel gerilimi düşürse de, savaşın Lübnan üzerindeki etkileri uzun yıllar sürecek. Hizbullah'ın güçlü olduğu Nebatiye gibi şehirler, çatışmaların en yoğun yaşandığı yerler oldu. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'ne (OCHA) göre, Lübnan'da 1 milyondan fazla kişi yerinden edildi ve insani yardıma ihtiyaç duyuyor.
Şu an ateşkes kırılgan bir şekilde sürerken, Nebatiye halkı için asıl mücadele yeniden inşa: hem evlerini hem de umutlarını. Kamal Kemal gibi on binlerce insan, uluslararası toplumun desteğini bekliyor. Ancak Lübnan'ın siyasi istikrarsızlığı ve yolsuzluk, yardımların etkili bir şekilde dağıtılmasını engelliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki istikrarsızlık ve insani kriz, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve dış politika hedefleri açısından önemlidir. Lübnan'da yeniden yapılanma süreci, Türk inşaat şirketleri ve insani yardım kuruluşları için fırsatlar sunabilir. Ayrıca, göç dalgaları Türkiye'yi doğrudan etkileyebileceğinden, bölgede ateşkesin kalıcı olması Türkiye'nin çıkarınadır. Türkiye, BM nezdinde yürüttüğü arabuluculuk faaliyetleriyle bu tür krizlerde aktif rol oynayarak, hem insani yardım sağlayabilir hem de bölgesel nüfuzunu artırabilir.