Güney Afrika genelinde Salı günü binlerce kişi, ülkede yasadışı olarak bulunan yabancı uyrukluların sınır dışı edilmesi talebiyle sokaklara döküldü. Haftalardır süren ve dört kişinin hayatını kaybetmesine, binlerce kişinin de kaçmasına neden olan kampanyanın ardından düzenlenen gösteriler, Johannesburg, Cape Town ve Durban başta olmak üzere birçok kente yayıldı. Protestocuların taşıdığı dövizlerde "Göçmenler ülkemizi terk etsin" ve "Önce Güney Afrikalılar" sloganları dikkat çekerken, olayların güvenlik güçlerinin müdahalesiyle kısmen kontrol altına alınabildiği bildirildi.
Gelişmenin arka planı
Güney Afrika'da son yıllarda artan düzensiz göçmen akını, iktidardaki Afrika Ulusal Kongresi (ANC) hükümetine yönelik toplumsal tepkiyi artırmış durumda. Özellikle Zimbabve, Malavi ve Mozambik gibi komşu ülkelerden gelen göçmenlerin iş fırsatlarını azalttığı, suç oranlarını yükselttiği ve sağlık-eğitim gibi kamu hizmetlerine aşırı yük bindirdiği iddiaları yaygın şekilde dile getiriliyor. Geçen ay başlayan ve "Dudula" adı verilen hareketin öncülüğünde düzenlenen gösterilerde, göçmenlere ait iş yerleri ve evler hedef alınmış, çatışmalarda dört kişi hayatını kaybetmişti. Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, olayların ardından yaptığı açıklamada şiddeti kınamış, ancak göçmenlik politikalarında reform yapılması gerektiğini de kabul etmişti. Ülkede yaklaşık 3 milyon düzensiz göçmen bulunduğu tahmin ediliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Güney Afrika'nın bu iç krizi, Afrika kıtasının en büyük ekonomilerinden birinin istikrarı açısından kritik önem taşıyor. Göçmen karşıtı duyguların yükselişi, bölgesel entegrasyon çabalarını zayıflatırken, Güney Afrika Kalkınma Topluluğu (SADC) üyesi diğer ülkelerle ilişkileri de gerginleştirebilir. Özellikle Zimbabve yönetimi, vatandaşlarının hedef alınmasına sert tepki gösterirken, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) yaşanan şiddet olaylarından endişe duyduğunu açıkladı. Öte yandan, küresel düzeyde artan göçmen karşıtlığı ve popülist söylemler, Güney Afrika'daki bu olayları da tetikleyen unsurlar arasında sayılıyor. Avrupa Birliği ve ABD, ülkede insan hakları ihlallerinin yaşanmaması için çağrıda bulunurken, krizin komşu ülkelere yayılma riski de bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Afrika'daki bu gelişmeler, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası kapsamında yakından takip edilmesi gereken bir süreç. Türkiye, son yıllarda Güney Afrika ile ticaret hacmini artırmış ve kıtadaki nüfuzunu genişletmiştir. Göçmen karşıtı şiddet olaylarının yatırım ortamını olumsuz etkilemesi ve siyasi istikrarı bozması halinde, Türk firmalarının bölgedeki faaliyetleri ve Türkiye'nin Afrika stratejisi zarar görebilir. Ayrıca, benzer göçmen karşıtı söylemlerin Türkiye'de de zaman zaman gündeme geldiği düşünülürse, bu tür olayların uluslararası göç yönetimi konusunda Türkiye için de dersler içerdiği söylenebilir. Türkiye'nin, krizi yönetme biçimiyle Güney Afrika ile diplomatik ilişkilerini dengede tutması önem taşıyor.