İtalya'nın Arnavutluk'ta kurduğu açık deniz göçmen merkezi, yeni bir skandalla sarsıldı. Yeşiller partisinden Avrupa Parlamentosu milletvekili Cristina Guarda, İtalyan hükümetinin merkezdeki koşullarla ilgili "gerçeği gizlemeye" çalıştığını öne sürdü. Guarda, beraberindeki heyetle birlikte merkezi ziyaret etmek istediklerini ancak yetkililerin hücrelere girmelerine izin vermediğini belirtti. Şu ana kadar altı kişinin intihar girişiminde bulunduğu merkezde, gözaltı koşullarının endişe verici boyutlara ulaştığı ifade ediliyor.
Guardanın Ziyareti ve Engellemeler
Cristina Guarda, beraberinde Sloven milletvekili Irena Joveva ile birlikte Arnavutluk'un kuzeyindeki Gjadër kasabasında bulunan merkezi ziyaret etmek istedi. Ancak İtalyan makamları, merkezin uluslararası koruma başvurusu yapanlar için bir kabul merkezi olduğunu ve hassas güvenlik gerekçeleriyle ziyaretin sınırlandırıldığını savundu. Guarda, yaptığı yazılı açıklamada, "Yetkililerin bu tutumu, merkezde gerçekten neler olduğunu gizlemeye yönelik bir çaba olarak değerlendirilebilir" dedi. Merkezde altı kişinin intihara teşebbüs ettiği haberleri, Avrupa kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
İtalyan Hükümetinin Göç Politikası ve Arnavutluk Anlaşması
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni liderliğindeki sağ koalisyon, düzensiz göçü caydırmak amacıyla geçtiğimiz yıl Arnavutluk ile tartışmalı bir anlaşma imzalamıştı. Anlaşma kapsamında, Akdeniz'de kurtarılan bazı göçmenler doğrudan İtalya yerine Arnavutluk'taki bu merkeze götürülüyor ve burada iltica başvuruları işleme alınıyor. Merkez, Kasım 2023'te faaliyete geçti ancak ilk günden itibaren insan hakları örgütlerinin eleştirilerine hedef oldu. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, merkezin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve göçmenlerin temel haklarını ihlal ettiğini savunuyor. Özellikle, hücre benzeri koşullar, sınırlı sağlık hizmeti ve psikolojik destek eksikliği, intihar girişimlerinin temel nedenleri arasında gösteriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu olay, Avrupa Birliği'nin göç politikaları üzerindeki tartışmaları yeniden alevlendirdi. AB, üye ülkelerin sığınmacıları üçüncü ülkelere yönlendirmesine sıcak bakmazken, İtalya'nın bu hamlesi diğer ülkeler için de emsal teşkil edebilir. Danimarka ve Birleşik Krallık gibi ülkeler de benzer modeller üzerinde çalışıyor. Uzmanlar, bu tür uygulamaların göçmenlerin temel haklarını ihlal ettiğini ve uluslararası koruma sistemini zayıflattığını belirtiyor. Öte yandan, Arnavutluk'un AB'ye uyum sürecinde bu işbirliği, ülkenin uluslararası itibarına zarar verebilir. Merkezde yaşanan intihar girişimleri, hem İtalya hem de Arnavutluk için bir insanlık krizi olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun yıllardır düzensiz göçle mücadelede kritik bir ülke konumunda ve AB ile 2016 Göç Mutabakatı kapsamında benzer bir model uyguluyor. Bu gelişme, Türkiye'nin de yakından takip ettiği bir süreç. Zira AB, Türkiye'den düzensiz göçü engellemesini beklerken, aynı zamanda insan hakları standartlarına uyulması konusunda hassasiyet gösteriyor. Arnavutluk'taki merkezde yaşanan bu tür olaylar, AB'nin üçüncü ülkelerle yaptığı geri kabul anlaşmalarının ve göç merkezlerinin etkinliğini sorgulamasına neden olabilir. Türkiye'nin de kendi sınırları içinde benzer sıkıntılarla karşılaşmaması için insani koşulları iyileştirmesi ve uluslararası standartları gözetmesi önem taşıyor. Aksi takdirde, AB'nin Türkiye'ye yönelik eleştirileri artabilir ve mali yardımların devamı tehlikeye girebilir.