Gazze Şeridi'nde devam eden savaş ve insani kriz, eğitim sistemini neredeyse çökertmiş durumda. Buna rağmen, lise son sınıf öğrencisi 18 yaşındaki Dana Shabat, hayallerine ulaşmak için her gün bir saat yürüyerek bir kafeye gidiyor ve lise bitirme sınavlarına orada hazırlanıyor. Ailesiyle birlikte bir çadırda yaşayan Dana, savaşın ortasında eğitim hakkını korumaya çalışan binlerce Gazzeli gençten yalnızca biri.
Savaşın gölgesinde eğitim mücadelesi
Gazze'de 7 Ekim 2023'te başlayan çatışmalar, okulların büyük bölümünü yok etti veya kullanılamaz hale getirdi. Birleşmiş Milletler verilerine göre, bölgedeki okulların yaklaşık yüzde 80'i hasar gördü. Dana'nın da dahil olduğu on binlerce öğrenci, dersliklerden mahrum kaldı. Dana, ailesiyle birlikte yerinden edilerek Han Yunus'ta bir çadırda yaşamaya başladı. Elektrik ve internet erişiminin sınırlı olduğu bu koşullarda, sınavlara hazırlanmak neredeyse imkansız. Ancak Dana, yıl sonu sınavlarına girebilmek için bir kafeye gitmeye karar verdi. Her sabah erken kalkıp bir saat yürüyen Dana, kafenin sağladığı elektrik ve internet sayesinde ders çalışabiliyor. Sınavlarını da aynı kafenin bir köşesinde, çevrimiçi olarak kâğıt kalemle yapıyor. Dana, 'Bu benim geleceğim. Savaş bitsin istiyorum ama eğitimimi de yarıda bırakmak istemiyorum' diyor.
Dana'nın hikâyesi, Gazze'de eğitim gören milyonlarca çocuğun yaşadığı travmayı gözler önüne seriyor. UNESCO ve UNICEF, çatışma bölgelerinde eğitimin sürdürülebilmesi için acil yardım çağrıları yapıyor. Ancak Gazze'de yakıt, kırtasiye malzemesi ve güvenli sınav merkezleri eksik. Öğrenciler, bombalamaların arasında sınavlara girmeye çalışırken, birçok aile de çocuklarını okula göndermekten korkuyor.
Küresel boyut: Eğitim hakkı ateş altında
Gazze'deki durum, savaşın eğitim üzerindeki yıkıcı etkisinin en çarpıcı örneklerinden biri. Dünya genelinde çatışma bölgelerinde 200 milyondan fazla çocuk okula gidemiyor. Gazze'de ise çatışmalar nedeniyle 600 binden fazla öğrenci eğitimden mahrum kaldı. Birleşmiş Milletler, savaşan tarafları sivil altyapıyı korumaya çağırırken, uluslararası toplumun eğitime yönelik fonları da yetersiz kalıyor. Dana gibi öğrencilerin hikâyeleri, savaşın sadece fiziksel yıkım değil, aynı zamanda bir neslin geleceğini çaldığını gösteriyor. Sivil toplum kuruluşları, Gazze'de eğitimin devamı için geçici okullar ve uzaktan eğitim programları oluşturmaya çalışıyor. Ancak güvenlik endişeleri ve kaynak yetersizliği, bu çabaları sınırlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak Filistin davasına destek vermiş ve Gazze'ye insani yardım ulaştıran başlıca ülkelerden biri olmuştur. Dana'nın hikâyesi, Türkiye'nin bölgedeki insani krizin derinleşmesi halinde karşılaşabileceği yeni bir mülteci dalgası riskini de gündeme getirmektedir. Türkiye, uluslararası platformlarda Gazze'de ateşkes ve eğitimin sürdürülmesi için çağrılar yaparken, kendi insani yardım kuruluşları aracılığıyla bölgeye destek sağlamaya devam etmektedir. Bu gelişme, Türkiye'nin Ortadoğu'daki istikrar ve insan hakları odaklı dış politikasının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.