Venezuela'da 27 Haziran 2024 tarihinde meydana gelen ve ülkenin kuzeybatısını vuran 7,2 ve 6,8 büyüklüğündeki iki depremin ardından can kaybı 1.430'a yükseldi. Enkaz altında kalan binlerce kişi için arama kurtarma çalışmaları devam ederken, sağlık ekiplerinin tanıklıkları felaketin boyutunu gözler önüne serdi. Depremin merkez üssüne yakın bölgelerde görev yapan doktorlar, izole edilmiş alanlarda 12 saat boyunca ‘Yaşayan var mı?’ sorusuyla enkazları taradıklarını, ancak çoğu zaman sessizlikle karşılaştıklarını aktardı.
Depremin arka planı ve sağlık ekiplerinin durumu
Venezuela, Karayip levhası ile Güney Amerika levhasının sınırında yer alması nedeniyle sismik açıdan aktif bir bölge. Ancak ülke, son yıllarda yaşanan ekonomik kriz ve sağlık sisteminin çöküşü nedeniyle büyük bir doğal afete hazırlıksız yakalandı. Depremin ardından özellikle kırsal bölgelerde hastanelerin yıkılması, ilaç ve tıbbi malzeme eksikliği, sağlık çalışanlarının sahada kendi imkanlarıyla mücadele etmesine neden oldu. Başkent Caracas’tan bölgeye sevk edilen ekipler, yolların kapanması ve iletişim hatlarının kesilmesi nedeniyle saatlerce ulaşım sağlayamadı. Bir doktorun ifadesiyle, ‘Elimizde sadece stetoskop ve birkaç bandaj vardı; enkaz altındaki insanlara ulaşmak için kazma kürek kullandık.’
Kurtarma çalışmalarına katılan gönüllüler ve uluslararası yardım kuruluşları, depremin vurduğu alanlarda sağlık hizmetinin tamamen çöktüğünü bildirdi. Özellikle çocuklar ve yaşlılar arasında enkaz altında kalma oranının yüksek olduğu, sağlık ekiplerinin triyaj yapmakta zorlandığı belirtiliyor. Venezuela hükümeti, uluslararası yardım çağrısında bulunurken, BM ve Kızılhaç ekipleri bölgeye ulaşmaya çalışıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Venezuela’daki deprem, Latin Amerika’nın sismik risk haritasını yeniden gündeme getirdi. Bölge ülkelerinden Kolombiya, Brezilya ve Meksika acil yardım ekipleri gönderirken, ABD ve AB de mali destek sözü verdi. Ancak Venezuela’nın uluslararası yaptırımlar ve siyasi izolasyon nedeniyle kredi bulmakta zorlandığı, bu durumun yardımların etkinliğini sınırladığı ifade ediliyor. Deprem, aynı zamanda ülkeden göç dalgasını tetikleyebilir; komşu ülkeler halihazırda milyonlarca Venezuelalı mülteciye ev sahipliği yapıyor. Ekonomik krizle boğuşan ülkede altyapının çökmesi, petrol üretimini de olumsuz etkileyebilir; bu da küresel enerji piyasalarında arz sıkıntısı endişelerini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Venezuela’daki deprem felaketi, Türkiye için doğrudan bir dış politika önceliği olmasa da, insani yardım ve afet diplomasisi açısından dikkatle izlenmelidir. Türkiye, Latin Amerika’da son yıllarda artan diplomatik ve ticari ilişkileri kapsamında, Venezuela’ya arama kurtarma ekipleri veya tıbbi malzeme göndererek bölgedeki etkinliğini artırabilir. Ayrıca, deprem sonrası olası enerji arzı kesintileri, Türkiye’nin petrol ithalatında fiyat dalgalanmalarına yol açabilir. Küresel ölçekte ise, iklim değişikliği ve jeopolitik gerilimlerle mücadele eden dünyada sismik afetlere hazırlık ve erken uyarı sistemlerinin önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır. Türkiye, kendi deprem tecrübesiyle bu alanda teknoloji ve bilgi paylaşımı yaparak bölgesel bir rol üstlenebilir.