G7 ülkelerinin dışişleri bakanları ve Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi, Sudan'ın El-Obeid kentinde Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) ve müttefik silahlı grupların sivillere yönelik saldırılarını derhal durdurması çağrısında bulundu. Çarşamba günü Berlin’de yayımlanan ortak bildiride, tarafların sivil kayıplarına yol açabilecek ve insani felaketi derinleştirebilecek eylemlerden kaçınması gerektiği vurgulandı. Bildiride ayrıca Sudan’a yönelik mevcut silah ambargosunun tüm ülkeyi kapsayacak şekilde genişletilmesi ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin bu yönde harekete geçmesi talep edildi.
Gelişmelerin Arka Planı: El-Obeid Kuşatması ve İnsani Kriz
Sudan ordusu ile RSF arasında Nisan 2023’te başlayan çatışmalar, özellikle Hartum ve Darfur bölgelerinde büyük yıkıma yol açtı. Son haftalarda çatışmalar, ülkenin orta kesimindeki El-Obeid kentine sıçradı. RSF ve bağlı milisler, kenti kuşatarak temel altyapıyı hedef alırken, sivillerin gıda, su ve tıbbi yardıma erişimi neredeyse tamamen kesildi. Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmalar nedeniyle 7 milyondan fazla kişi yerinden edildi ve 25 milyon kişi insani yardıma muhtaç durumda. G7 bildirisinde, özellikle kadın ve çocuklara yönelik cinsel şiddet ve zorla yerinden etme olaylarının arttığına dikkat çekildi.
Uluslararası toplum, Sudan’daki krize müdahalede yetersiz kalırken, G7’nin bu çağrısı taraflar arasında bir ateşkes sağlanması yönündeki diplomatik çabaları canlandırmayı amaçlıyor. Bildiride, RSF’nin yanı sıra Libya ve Birleşik Arap Emirlikleri üzerinden silah ve mühimmat sevkiyatı yapan dış güçlerin de durdurulması gerektiği belirtildi. Ayrıca, ateşkes ihlalleri nedeniyle Suudi Arabistan ve ABD liderliğindeki Cidde müzakerelerinin geçen ay askıya alındığı hatırlatıldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Silah Ambargosu ve Uluslararası Hukuk
G7’nin Sudan’a yönelik kapsamlı silah ambargosu talebi, BM Güvenlik Konseyi’nde tartışmalara yol açabilir. Rusya ve Çin, daha önce Sudan’a yönelik yaptırımların genişletilmesine karşı çıkmıştı. Ancak G7, bu kez Darfur’da soykırım benzeri suçların işlendiğine dair raporları gerekçe göstererek, daha sert önlemler alınması gerektiğini savunuyor. Öte yandan, bölgede nüfuz mücadelesi veren Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ın RSF’ye verdikleri iddia edilen destek, krizi daha da karmaşık hale getiriyor. G7 bildirisi, bu ülkelere de dolaylı bir uyarı niteliği taşıyor.
Afrika Birliği ve Doğu Afrika Kalkınma Örgütü (IGAD) ise Sudan’daki tarafları yeniden müzakere masasına oturmaya çağırırken, G7’nin bu müdahalesinin bölgesel güç dengelerini nasıl etkileyeceği merak konusu. Özellikle Mısır, Sudan ordusuna askeri ve lojistik destek sağlarken, Etiyopya da sınır güvenliği endişeleriyle gelişmeleri yakından izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan’daki çatışmalar, Türkiye’nin Doğu Afrika ve Kızıldeniz bölgesindeki stratejik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Sudan ile tarihsel bağları olan bir ülke olarak, Hartum’da askeri üsse sahip ve ticari ilişkileri bulunuyor. Çatışmaların derinleşmesi, Türk şirketlerinin inşaat ve enerji projelerini olumsuz etkilerken, bölgedeki istikrarsızlığın Yemen ve Somali’ye sıçraması olasılığı güvenlik endişelerini artırıyor. G7’nin silah ambargosu çağrısına Ankara’nın nasıl bir tutum takınacağı, Türkiye’nin yaptırımlar konusundaki genel duruşu ve Sudan’daki aktörlerle ilişkileri bağlamında önemli olacak. Ayrıca, Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi geçici üyesi olarak bu konuda alacağı pozisyon, dış politikasının insani ve hukuki boyutlarını göstermesi açısından dikkatle izlenmeli.