G7 ülkeleri, Orta Doğu'daki savaşın gübre tedarik zincirlerini sekteye uğratmasıyla çiftçileri korumak ve gıda güvenliğini sağlamak için ortak bir eylem planı üzerinde çalışıyor. Almanya'nın başkenti Berlin'de bir araya gelen G7 tarım bakanları, özellikle azotlu gübrelerin hammaddesi olan doğal gaz ve fosfat bazlı gübrelerin temininde yaşanan aksamaları ele alıyor. Toplantıya ev sahipliği yapan Almanya Tarım Bakanı Cem Özdemir, "Gübre piyasalarındaki dalgalanma, küresel gıda fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle ortak bir strateji geliştirmeliyiz" dedi.
Krizin Arka Planı: Orta Doğu ve Doğal Gaz
Orta Doğu'daki çatışmalar, bölgenin önemli gübre üretim tesislerinin kapasitesini düşürdü. İsrail'in Gazze operasyonları ve Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları, hem hammadde akışını hem de bitmiş gübre sevkiyatını aksattı. Ayrıca Rusya-Ukrayna savaşının ardından uygulanan yaptırımlar, dünyanın en büyük gübre ihracatçılarından Rusya'nın piyasalardaki payını azaltmıştı. G7, bu yeni krizde piyasalara müdahale etmek için stratejik stokların kullanımını, alternatif tedarik rotalarının oluşturulmasını ve yatırım teşviklerini değerlendiriyor.
Uzmanlar, gübre fiyatlarındaki artışın 2022'deki gıda krizini andıran bir tablo yaratabileceği uyarısında bulunuyor. "Gübre, modern tarımın olmazsa olmazı. Fiyatlardaki her %10'luk artış, mısır ve buğday gibi temel ürünlerin maliyetini yükseltiyor" diyen tarım ekonomisti Prof. Dr. Ahmet Yıldız, gelişmekte olan ülkelerin bu durumdan en fazla etkilenenler olacağını belirtiyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut: Gıda Güvenliği Tehdit Altında
G7'nin toplantısında, sadece acil çözümler değil, uzun vadeli yapısal önlemler de masada. Özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı gübre üretimi, biyogübreler ve döngüsel ekonomi modelleri gündemde. Ancak bu çözümlerin hayata geçmesi yıllar alabilir. Kısa vadede, G7 ülkeleri arasında gübre ticaretinin önündeki engellerin kaldırılması ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) nezdinde gıda güvenliği istisnalarının genişletilmesi bekleniyor.
Fransa ve İtalya, Afrika ülkelerine yönelik gübre yardım programlarını artırmayı teklif ederken, Kanada ve Avustralya ise kendi potasyum rezervlerini değerlendirmeye alıyor. ABD ise Çin'in gübre ihracatına getirdiği kısıtlamaları gündeme getirmiş durumda. Zoellick raporuna referansla, "Küresel gıda sistemi, 2008 krizinden bu yana en kırılgan dönemini yaşıyor" ifadeleri kullanılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarım sektörünün yoğun gübre kullanımı ve enerji ithalatına bağımlılığı nedeniyle bu krizden doğrudan etkilenecek ülkeler arasında yer alıyor. Rusya ve Orta Doğu'dan yapılan gübre ithalatındaki aksama, iç piyasada maliyet artışına neden olabilir. Ayrıca Türkiye'nin gıda ihracatında önemli bir pazar olan Avrupa'ya yönelik ürünlerin rekabet gücü azalabilir. Öte yandan, Türkiye'nin Mersin ve İskenderun gibi limanlardaki gübre depolama ve dağıtım altyapısı, bölgesel bir tedarik merkezi olma potansiyeli taşıyor. Tarım Bakanlığı'nın bu krize karşı alacağı önlemler, hem enflasyonla mücadelede hem de gıda güvenliğinde belirleyici olacak.