Danimarka'da Mart ayında yapılan genel seçimlerin ardından koalisyon görüşmeleri tamamlandı ve ülkenin yeni hükümeti resmen açıklandı. Sosyal Demokrat Parti lideri Mette Frederiksen, üçüncü kez başbakanlık koltuğuna otururken, merkez sol bir azınlık koalisyonuna liderlik edecek. Frederiksen'in, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'a yönelik ilhak hedeflerine karşı sert tutumunu sürdürmesi bekleniyor.
Seçim sonrası koalisyon süreci
Danimarka'da 11 Mart 2025'te yapılan genel seçimlerin ardından koalisyon görüşmeleri yaklaşık altı hafta sürdü. Frederiksen'in liderliğindeki Sosyal Demokrat Parti, seçimden birinci parti olarak çıkmasına rağmen tek başına hükümet kuracak çoğunluğu elde edememişti. Bunun üzerine Frederiksen, Sosyal Liberal Parti ve Sosyalist Halk Partisi ile bir azınlık koalisyonu oluşturdu. Bu koalisyon, parlamentoda 179 sandalyeli Folketing'de 89 sandalyeye sahip. Koalisyonun dışarıdan destek alması bekleniyor.
Yeni hükümetin programında iklim değişikliğiyle mücadele, refah devletinin güçlendirilmesi ve göç politikasında düzenlemeler öne çıkıyor. Frederiksen, ilk döneminde COVID-19 pandemisi ve ikinci döneminde ise Ukrayna savaşı gibi krizlerle başa çıkmıştı. Bu dönemde ise daha çok iç politikaya odaklanması bekleniyor.
Grönland meselesi ve transatlantik ilişkiler
Frederiksen'in ikinci döneminde ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı satın alma talebiyle karşılaşmış ve bu talebi kesin bir dille reddetmişti. Trump'ın yeniden başkan seçilmesinin ardından Grönland konusu yeniden gündeme geldi. Frederiksen, Grönland'ın Danimarka Krallığı'nın bir parçası olduğunu ve satılık olmadığını yineleyerek, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını kabul etmekle birlikte egemenlik konusunda taviz vermeyeceğini belirtti. Bu durum, Danimarka-ABD ilişkilerinde gerginliğe yol açarken, Frederiksen'in üçüncü döneminde de bu konuda kararlı bir duruş sergilemesi bekleniyor.
Öte yandan Danimarka, NATO'nun kurucu üyelerinden biri olarak Avrupa güvenliğinde önemli bir rol oynuyor. Ukrayna'ya askeri ve mali destek sağlayan Kopenhag yönetimi, yeni dönemde de bu desteği sürdürecek. Frederiksen, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı saldırganlığı karşısında Avrupa Birliği ve NATO içinde koordinasyonu güçlendirme çağrısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Danimarka'da hükümetin kurulması Türkiye açısından iki boyutta önem taşıyor. İlk olarak, Danimarka'nın NATO içindeki aktif rolü ve özellikle İsveç'in ittifaka katılım sürecinde oynadığı arabuluculuk, Türkiye'nin güvenlik endişeleriyle doğrudan ilişkili. Frederiksen hükümetinin terörle mücadele konusunda Türkiye ile işbirliğini sürdürmesi bekleniyor. İkinci olarak, Danimarka'daki aşırı sağ partilerin göçmen karşıtı söylemleri Türkiye kökenli Danimarka vatandaşlarının durumunu etkileyebilir. Yeni hükümetin göç politikasında dengeleyici bir rol oynaması, Türkiye-Danimarka ilişkilerinin seyri açısından belirleyici olacak.