Fransa'da 11 yaşındaki Lyhanna'nın vahşice öldürülmesi, ülke genelinde büyük bir öfke dalgasına yol açarak adalet sisteminin cinsel şiddet mağdurlarına karşı 'sistematik başarısızlığını' gün yüzüne çıkardı. Kadın Vakfı Proje Direktörü Laura Slimani'ye göre, Fransız adalet sistemi 'aşırı yüklü ve yetersiz personelle' çalışıyor, bu da mağdurların adalete erişimini ciddi şekilde engelliyor. Lyhanna'nın ölümü, daha önce cinsel saldırıya uğradığı bildirilen bir çocuğun korunamamasının trajik bir örneği olarak görülüyor. Olay, Fransa genelinde düzenlenen protestolarla birlikte, hükümete adalet reformu çağrılarını artırdı.
Cinsel Şiddetle Mücadelede Kurumsal Zafiyet
Fransa'da her yıl ortalama 200 binden fazla kadın cinsel şiddete maruz kalıyor, ancak bu vakaların sadece %10'u polise bildiriliyor. Bildirilen davaların ise yalnızca küçük bir kısmı mahkemeye taşınabiliyor. Laura Slimani, Fransız adalet sisteminin 'tıkanmış' durumda olduğunu ve mağdurların uzun bekleme süreleri, yetersiz psikolojik destek ve hatta ikincil travmatizasyonla karşı karşıya kaldığını belirtiyor. Özellikle çocuk mağdurların ifadelerinin alınması sırasında yaşanan prosedür hataları, birçok davanın düşmesine neden oluyor. Lyhanna vakasında, kız çocuğunun daha önce maruz kaldığı cinsel saldırı ihbarının yeterince ciddiye alınmadığı ve gerekli koruma önlemlerinin alınmadığı iddia ediliyor.
Slimani, Fransa'da cinsel şiddetle mücadele için ayrılan kaynakların yetersiz olduğunu vurguluyor. Adli tıp hizmetlerindeki eksiklikler, polis eğitimlerinin yetersizliği ve mahkeme süreçlerinin mağdur odaklı olmaması, sistematik sorunların başında geliyor. Kadın Vakfı, hükümete acil olarak adli personel sayısının artırılması, özel mahkemelerin kurulması ve mağdurlara ücretsiz hukuki destek sağlanması çağrısında bulunuyor.
Avrupa'da Cinsel Şiddetle Mücadele: Fransa Tek Değil
Fransa'daki bu durum, Avrupa genelinde cinsel şiddetle mücadelede yaşanan benzer sorunlara işaret ediyor. İspanya, İtalya ve Almanya gibi ülkelerde de adalet sistemlerinin mağdurları korumada yetersiz kaldığına dair raporlar bulunuyor. Avrupa Konseyi'nin verilerine göre, kadınların %20'si hayatlarının bir döneminde fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor. Ancak, bu vakaların yalnızca %14'ü polise bildiriliyor. Fransa'daki Lyhanna vakası, bu istatistiklerin arkasındaki trajik gerçeği bir kez daha ortaya koyuyor.
Avrupa Birliği, cinsel şiddetle mücadele için çeşitli direktifler ve fonlar sağlıyor, ancak üye ülkelerin uygulamadaki farklılıkları sorun yaratıyor. Uzmanlar, Fransa'daki krizin diğer AB ülkeleri için de bir uyarı niteliği taşıdığını ve adalet sistemlerinin köklü reformlara ihtiyacı olduğunu söylüyor. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarının güçlendirilmesi ve eğitim yoluyla farkındalığın artırılması gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki bu gelişmeler, Türkiye'de de cinsel şiddetle mücadele konusunda benzer tartışmaları akla getiriyor. Türkiye'de kadın cinayetleri ve cinsel saldırı vakaları sık sık gündeme gelirken, adalet sisteminin mağdurları korumadaki zafiyeti eleştiriliyor. İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararı sonrası kadın örgütlerinin endişeleri artmış durumda. Fransa'daki reform çağrıları, Türkiye için de bir ders niteliği taşıyor. Hukuki altyapının güçlendirilmesi, polis ve yargı mensuplarının eğitimi ve mağdur destek mekanizmalarının iyileştirilmesi, her iki ülke için de ortak ihtiyaçlar olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin, özellikle çocuk mağdurların korunması konusunda atacağı adımlar, uluslararası kamuoyunda yakından takip edilecektir.