Fransa Ulusal Meclisi, ülkede yıllardır süren etik tartışmalara son noktayı koyarak, ölümcül hastalara sıkı koşullar altında yaşam sonu seçenekleri sunan tartışmalı bir yasa tasarısını kabul etti. 291 kabul, 241 ret oyuyla geçen yasa tasarısı, daha önce Senato tarafından üç kez reddedilmişti. Yasa, tedavi edilemez ve dayanılmaz acı çeken, zihinsel olarak karar verme yeteneğine sahip yetişkin hastaların, bir tıp kurulu tarafından onaylanması halinde ötanazi veya doktor yardımlı intihar hakkını düzenliyor.
Gelişmenin arka planı: Fransa'da ötanazi tartışmaları
Fransa, uzun süredir katı yaşam sonu yasalarıyla biliniyor. Mevcut düzenleme 2016 yılında çıkarılan ve hastaların sürekli derin sedasyon hakkını tanıyan ancak aktif ötanazi veya doktor yardımlı intihara izin vermeyen Léonetti Yasası'ydı. Bu yasa, hastaların acılarını dindirmek için uyutulmasına olanak tanırken, doğrudan yaşamı sonlandıran müdahalelere izin vermemesi nedeniyle hasta hakları örgütleri tarafından yetersiz bulunuyordu. Yeni yasa, özellikle Katolik Kilisesi ve muhafazakâr çevreler tarafından 'kutsal yaşam hakkı' gerekçesiyle sert şekilde eleştiriliyor. Tıp etiği uzmanları ise 'yokuşun başı' endişesiyle, yasanın ötanazi kapsamını zamanla genişletmemesi için sıkı denetim çağrısı yapıyor.
Yasa tasarısının Meclis'teki kabulü, Başkan Emmanuel Macron'un vaatleri arasında yer alıyordu. Macron, 2022'de yeniden seçildikten sonra, konuyu 'toplumsal mutabakat' komisyonuna havale etmişti. Komisyon raporu, halkın büyük çoğunluğunun ötanaziye sıcak baktığını ortaya koyuyor. Ancak yasa, uzun bir yasama sürecinin ardından nihai onay için Senato'ya gidecek. Senato'daki muhafazakâr çoğunluk, önceki redlerdeki gibi yine direnç gösterebilir. Eğer Senato yine reddederse, karma komisyon süreci başlayacak ve son söz Meclis'te olacak.
Bölgesel ve küresel boyut: Avrupa'da ötanazi dalgası
Fransa'nın bu adımı, Avrupa'da yaşam sonu hakları konusunda genişleyen bir eğilimin parçası. Hollanda ve Belçika, 2002'den bu yana ötanaziye izin veren ilk ülkeler oldu. Lüksemburg 2009'da, İspanya ise 2021'de bu ülkelere katıldı. Portekiz Anayasa Mahkemesi, 2023'te ötanazi yasasını onaylayarak sürece dahil oldu. Almanya'da ise 2020'deki anayasa mahkemesi kararı, doktor yardımlı intihar yolunu açarken, yasal düzenleme halen tartışılıyor. Avrupa'daki bu eğilim, yaşlanan nüfus, hastane maliyetleri ve bireysel özerklik talepleriyle şekilleniyor. Özellikle Katolik nüfusun yoğun olduğu İtalya ve İrlanda'da ise ötanazi tartışmaları henüz başlangıç aşamasında. Fransa'nın kararı, bu ülkelerdeki tartışmaları da hızlandırabilir.
Ötanazi karşıtları, yasanın kötüye kullanılabileceğini, özellikle dezavantajlı grupların yaşlı, engelli veya düşük gelirli hastaların 'gönüllü' ölüm seçeneğine yönlendirilebileceğini savunuyor. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri, bu tür yasaların 'insan hayatının kutsallığı' ilkesiyle bağdaşmadığını belirtirken, Dünya Tabipler Birliği ötanaziye karşı net bir duruş sergiliyor. Ancak hasta hakları savunucuları, hastaların onurlu bir ölüm hakkının bulunduğunu, yasanın sıkı koşullara bağlanması halinde suiistimalin önlenebileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki ötanazi yasası, Türkiye'de benzer bir tartışmayı şimdilik gündeme getirmese de, laiklik ve dini değerler eksenindeki hassas dengeyi hatırlatıyor. Türkiye'de ötanazi, gerek İslam hukuku gerekse mevcut Türk Ceza Kanunu kapsamında yasaktır. Ancak Avrupa'daki bu eğilim, özellikle Türkiye'nin AB sürecinde referans alınan değerler bağlamında dolaylı etki yaratabilir. Yaşam hakkı ve bireysel özgürlükler dengesi, Türk kamuoyunda da zaman zaman tartışılmakla birlikte, siyasi ve dini hassasiyetler nedeniyle yasal bir değişiklik beklenmiyor. Fransa örneği, Türkiye'deki sağlık politikaları ve yaşam sonu bakım standartlarının iyileştirilmesi gerektiğine dair bir uyarı olarak okunabilir.