Fransa ve Kanada, İngiltere'nin ardından işgal altındaki Batı Şeria'daki yasa dışı İsrail yerleşimlerine yaptırım uygulamaya hazırlanıyor. Middle East Eye'ın haberine göre, her iki ülke de yerleşimci şiddetinden sorumlu kişi ve kuruluşlara yönelik yaptırım paketleri üzerinde çalışıyor. İngiltere geçtiğimiz günlerde benzer adımlar atacağını duyurmuştu. Bu gelişme, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının ardından uluslararası baskının arttığı bir dönemde geldi.
Yaptırımların Arka Planı
İngiltere, geçtiğimiz hafta Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetine karışan bazı kişilere yaptırım uygulayacağını açıklamıştı. Fransa ve Kanada'nın da benzer adımlar atması, Batılı müttefikler arasında İsrail'e yönelik ortak bir baskı stratejisinin parçası olarak değerlendiriliyor. Yaptırımların kapsamı henüz netleşmemekle birlikte, yerleşimci şiddetinden sorumlu tutulan kişilerin mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasakları getirilmesi bekleniyor.
İsrail, 1967'den bu yana Batı Şeria'da yerleşim inşasını sürdürüyor. Uluslararası hukuka göre bu yerleşimler yasa dışı kabul ediliyor. Son aylarda yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırıları arttı. Bu saldırılar, Gazze'deki savaşın bölgeye yayılma riskini de beraberinde getiriyor.
Fransa ve Kanada'nın yaptırım kararı, İsrail'in en yakın müttefikleri arasında yer alan ülkelerin bile yerleşim politikalarına tepki göstermeye başladığını gösteriyor. Ancak bu yaptırımların ne kadar etkili olacağı belirsiz. İsrail, yaptırımların kendisine yönelik bir baskı aracı olduğunu savunuyor ve yerleşim inşasını meşru güvenlik ihtiyaçları çerçevesinde değerlendiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere, Fransa ve Kanada'nın yaptırım kararları, İsrail'e yönelik uluslararası tutumun sertleştiği bir döneme denk geliyor. ABD yönetimi de yerleşimci şiddetine karşı bazı adımlar atmış, ancak henüz kapsamlı yaptırım uygulamadı. Avrupa Birliği ise uzun süredir yerleşim ürünlerinin etiketlenmesi gibi önlemler alıyor. Ancak doğrudan yaptırım uygulama konusunda AB içinde görüş ayrılıkları bulunuyor.
Bu gelişme, İsrail'in uluslararası alanda giderek daha fazla izole olduğu yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor. Özellikle Batılı ülkelerin yerleşimci şiddetine yönelik yaptırımları, İsrail'in meşruiyetini sorgulayan bir adım olarak yorumlanıyor. Öte yandan, bu yaptırımların doğrudan İsrail hükümetini hedef almadığı, daha çok bireysel sorumlulara yönelik olduğu belirtiliyor.
Uzmanlar, bu tür yaptırımların sembolik öneminin büyük olduğunu, ancak pratikte sınırlı etki yaratabileceğini vurguluyor. Yine de, İsrail'in en yakın müttefiklerinin dahi yerleşim politikalarına karşı harekete geçmesi, Tel Aviv üzerindeki baskıyı artırabilir. Bu durum, İsrail'in gelecekteki diplomatik manevra alanını da daraltabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını uzun yıllardır destekliyor ve İsrail'in yerleşim faaliyetlerini uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor. Fransa ve Kanada'nın yaptırım kararları, Türkiye'nin pozisyonunu güçlendirebilir. Ancak bu yaptırımların sınırlı kapsamı, Türkiye'nin daha etkili önlemler alınması yönündeki çağrılarını haklı çıkarabilir. Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı ve diğer platformlarda İsrail'e yönelik ortak bir tutum oluşturulması için çaba sarf ediyor. Batılı ülkelerin yaptırım adımları, Türkiye'nin diplomatik girişimlerine dolaylı destek sağlayabilir. Öte yandan, Türkiye'nin kendi yaptırım mekanizmaları bulunmuyor; bu nedenle Ankara'nın etkisi daha çok siyasi ve diplomatik alanda hissediliyor.