Fransa, İngiltere, Kanada ve bir dizi başka ülke, işgal altındaki Batı Şeria'daki İsrail yerleşimleriyle ticari ilişkilerini sonlandırma kararı aldı. Karar, bölgede yerleşimci şiddetinin tırmanması ve yerleşim genişlemesinin hız kazanması sonrasında geldi. Söz konusu ülkeler, yerleşimlerin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve bu yerleşimlerden yapılan ticaretin işgali dolaylı olarak desteklediğini belirtiyor. Uygulama, yerleşimlerle doğrudan ticari faaliyette bulunan şirketlere yönelik kısıtlamaları ve kamu ihalelerinden dışlamayı içeriyor. Karar, İsrail'in en yakın müttefikleri arasında yer alan ülkelerin de aralarında bulunduğu geniş bir koalisyon tarafından alınması nedeniyle diplomatik açıdan önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Batı Şeria'daki İsrail yerleşimleri, 1967 Altı Gün Savaşı'ndan bu yana uluslararası hukukun ihlali olarak kabul ediliyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, yerleşimlerin uluslararası hukuki geçerliliği olmadığını ve barışın önünde engel teşkil ettiğini vurguluyor. Buna rağmen İsrail, son yıllarda yerleşim inşaatlarını hızlandırmış, özellikle 2022'den bu yana yeni yerleşim birimlerinin onaylanmasında rekor seviyelere ulaşılmıştı. Yerleşimci şiddeti de eş zamanlı olarak arttı; Filistinli sivillere yönelik saldırılar, arazi gaspı ve zeytinliklerin tahrip edilmesi olayları sıklaştı. Bu durum, Avrupa başkentlerinde ve Kuzey Amerika'da kamuoyu baskısını artırdı. Fransa, İngiltere ve Kanada gibi ülkeler, daha önce de yerleşim ürünlerinin etiketlenmesi gibi adımlar atmıştı; ancak bu son karar, ticaretin tamamen durdurulmasını hedefleyen daha kapsamlı bir yaptırım niteliği taşıyor. Karara katılan diğer ülkeler arasında Belçika, Danimarka, Finlandiya, İrlanda, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, İspanya, İsveç ve İsviçre'nin de bulunduğu belirtiliyor. Bu ülkeler, yerleşimlerle iş yapan şirketlere yönelik yatırım ve ticaret kısıtlamaları getirecek, ayrıca kamu fonlarının bu tür faaliyetlerde kullanılmasını yasaklayacak.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Karar, İsrail-Filistin çatışmasında uluslararası toplumun tutumunda önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. ABD yönetimi, kararı açıkça desteklememekle birlikte, yerleşim genişlemesine yönelik eleştirilerini sürdürüyor. Avrupa Birliği, kararı memnuniyetle karşıladığını ancak üye ülkeler arasında tam bir birlik sağlanamadığını gösteriyor; zira Macaristan ve Çekya gibi ülkeler çekimser kaldı. İsrail hükümeti kararı 'aşırı ve ayrımcı' olarak nitelendirerek misilleme tehdidinde bulundu. Filistin yönetimi ise kararı 'geç kalınmış ama doğru bir adım' olarak değerlendirdi. Uzmanlar, bu ticari kısıtlamaların İsrail ekonomisi üzerinde sınırlı bir doğrudan etkisi olacağını, ancak siyasi ve sembolik olarak yerleşimlerin meşruiyetini daha da zayıflatacağını belirtiyor. Öte yandan, kararın uygulanmasındaki belirsizlikler ve şirketlerin yasal boşluklardan yararlanma ihtimali, etkinin sınırlı kalmasına yol açabilir. Uluslararası hukukçular, yerleşimlerle ticaretin durdurulmasının devletlerin uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerinin bir gereği olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Batı Şeria'daki yerleşimleri uzun süredir uluslararası hukuka aykırı olarak tanımlıyor ve Filistin davasını destekliyor. Bu karar, Türkiye'nin pozisyonunu güçlendirebilir ve İsrail'e yönelik uluslararası baskının artmasına katkı sağlayabilir. Ancak Türkiye'nin İsrail ile ticari ilişkileri son yıllarda normalleşme sürecinde olup, bu tür bir adımı atmakta tereddüt edebilir. Yine de karar, Türkiye'nin Orta Doğu'daki diplomatik etkinliğini artırma ve Filistin yanlısı tutumunu uluslararası platformlarda daha güçlü savunma imkânı sunabilir. Bölgesel istikrar açısından, yerleşim karşıtı bu tür girişimlerin İsrail'i daha fazla izole ederek iki devletli çözüm çabalarına zarar verme riski bulunuyor.