Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, 20 yıllık aranın ardından ilk kez parlamento seçimlerinin 28 Kasım 2025 tarihinde yapılacağını resmen açıkladı. Ramallah'taki başkanlık sarayında yayımlanan kararname ile Filistin Yasama Meclisi için seçim süreci başlatıldı. Abbas, seçimlerin 2006'dan bu yana ilk kez düzenleneceğini vurgularken, kararnamede seçimlerin “ulusal birliğin güçlendirilmesi ve demokratik katılımın sağlanması” amacı taşıdığı ifade edildi. Seçim takvimine göre, aday kayıtları yaz aylarında başlayacak ve 28 Kasım'da sandık başına gidilecek. Karar, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs'teki tüm Filistinlileri kapsayacak şekilde planlandığını duyuran Abbas, uluslararası gözlemcilerin de sürece davet edileceğini belirtti.
Gelişmenin arka planı: Filistin siyasetinde yeni bir dönem mi?
Filistin'de son parlamento seçimleri 2006 yılında yapılmış, bu seçimleri Hamas'ın kazanmasının ardından Batı Şeria ile Gazze arasında derin bir siyasi bölünme yaşanmıştı. Hamas'ın Gazze'yi kontrol etmesi, El Fetih'in ise Batı Şeria'da yönetimi elinde tutmasıyla Filistin, fiilen iki ayrı yönetim altına girmişti. Abbas'ın 2021 yılında seçimleri ertelemesi, uluslararası toplumda hayal kırıklığı yaratmıştı. Bu kez, Gazze'de 2023-2024 yıllarında yaşanan savaşın ardından yeniden birleşme çabaları hız kazandı. Mısır ve Birleşmiş Milletler'in arabuluculuğunda yürütülen görüşmeler sonucunda taraflar arasında seçim konusunda ilerleme kaydedildiği bildiriliyor. Seçimler, sadece iç siyasi dengeleri değil, aynı zamanda Filistin Kurtuluş Örgütü'nün (FKÖ) temsiliyetini de yeniden tanımlayabilir. Hamas'ın seçime katılıp katılmayacağı ise henüz netleşmiş değil. Örgüt, daha önce yapılan çağrılarda “ulusal uzlaşı için” seçimlere destek verebileceğini ima etmiş, ancak Batı Şeria'daki siyasi baskılara dikkat çekmişti. Seçimlerin başarıya ulaşması halinde Filistin yönetiminin meşruiyeti güçlenecek, Batılı bağışçı ülkelerin desteği yeniden canlanabilir.
Bölgesel ve küresel boyut: Ortadoğu'da yeni denklem
Filistin seçimleri, sadece Filistin iç siyaseti için değil, bölgesel dengeler açısından da kritik öneme sahip. İsrail-Filistin çatışmasının çözümünde iki devletli çözüm arayışları son yıllarda zayıflarken, Filistin yönetiminin siyasi birliği sağlaması uluslararası kamuoyunda olumlu karşılanıyor. ABD, AB ve Birleşmiş Milletler, seçimlerin “özgür, adil ve kapsayıcı” olması çağrısı yaparken, İsrail ise seçimlerin Doğu Kudüs'te yapılmasına karşı çıkabileceğini sinyallemişti. Doğu Kudüs'teki Filistinlilerin oy kullanması, İsrail'in egemenlik iddialarıyla çeliştiği için geçmişte de sorun olmuştu. Bölgede Suudi Arabistan'ın Filistin davasına verdiği destek ve İbrahim Anlaşmaları'nın etkisi, seçimlerin sonuçlarına bağlı olarak şekillenebilir. Ayrıca Mısır ve Ürdün, Filistin iç barışını kendi güvenlikleri açısından kritik görüyor. Seçimler, Hamas'ın siyasi kanadının meşruiyet kazanmasına yol açarsa, bazı Batılı ülkelerin bu durumu tanımakta zorlanabileceği belirtiliyor. Ancak genel olarak uluslararası toplum, Filistin'de demokratik bir sürecin işlemesini destekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına tarihsel olarak güçlü destek veren ülkeler arasında yer alıyor. Ankara, seçimlerin Filistin'de siyasi birliği sağlayacağı ve iki devletli çözümü güçlendireceği beklentisinde. Türkiye'nin Hamas ile kurduğu ilişkiler ve El Fetih yönetimiyle dengeli diplomatik temasları, seçim sonrası dönemde arabuluculuk rolünü artırabilir. Ayrıca Doğu Kudüs'teki Filistinli vatandaşların oy kullanması konusunda Türkiye’nin İsrail nezdinde girişimlerde bulunması beklenebilir. Ekonomik boyutta ise Filistin’de istikrar, Türk müteahhitlik firmalarının bölgede üstlendiği altyapı projeleri açısından önem taşıyor. Seçimlerin başarısız olması halinde Türkiye, Filistin iç çatışmasının yeniden alevlenmesi durumunda insani yardım ve diplomatik kriz yönetimiyle karşı karşıya kalabilir.