Fas'ta 23 Eylül'de yapılacak Temsilciler Meclisi seçimleri için resmi kampanya süreci Perşembe günü başladı. Ülke genelinde 27 siyasi parti, 395 sandalye için yarışacak. Anadolu Ajansı'nın haberine göre, seçimlerde 15,8 milyondan fazla kayıtlı seçmen oy kullanma hakkına sahip. Bu seçim, Fas'ın siyasi yapısını ve önümüzdeki beş yıllık yönetimini belirleyecek.
Seçim Süreci ve Arka Plan
Fas'ta parlamento seçimleri, 2011'de kabul edilen yeni anayasa sonrası üçüncü kez yapılıyor. 2011 anayasası, kralın yetkilerini sınırlandırırken başbakanın ve parlamentonun rolünü güçlendirdi. Ancak ülkede yürütme gücü hâlâ önemli ölçüde kralın elinde bulunuyor. Seçimler, 395 üyeli Temsilciler Meclisi'ni belirleyecek. Meclisin 305 üyesi yerel seçim bölgelerinden, 90 üyesi ise ulusal düzeyde kadın ve genç kotalarına ayrılmış listelerden seçilecek.
Kampanya süreci 23 Eylül'e kadar devam edecek. Bu süre zarfında partiler mitingler düzenleyecek, seçim programlarını açıklayacak ve seçmenlere ulaşmaya çalışacak. Seçim sonuçlarının ardından kral, anayasal yetkisi çerçevesinde hükümeti kurma görevini Meclis'te en fazla sandalyeye sahip partinin liderine verecek. Bu sistem, 2011 anayasası ile getirilen bir yenilik olarak öne çıkıyor.
Fas'ta kayıtlı seçmen sayısı 15,8 milyonun üzerinde. Ülke nüfusunun yaklaşık 37 milyon olduğu düşünüldüğünde, seçmen katılım oranı büyük önem taşıyor. 2016'daki son parlamento seçimlerine katılım oranı %43 civarında gerçekleşmişti. Bu seçimde de benzer bir katılım bekleniyor; ancak genç seçmenlerin ve kentli nüfusun ilgisi belirleyici olacak.
Siyasi Partiler ve Beklentiler
Seçime katılan 27 parti arasında, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (PJD) ile muhalefetteki İstiklal Partisi, Özgürlükçü Birlik (RNI) ve Halk Güçleri Sosyalist Birliği (USFP) gibi köklü oluşumlar yer alıyor. PJD, 2011 ve 2016 seçimlerinden birinci parti olarak çıkmıştı. Ancak son yıllarda ekonomik zorluklar ve pandeminin etkisiyle hükümetin popülaritesi azaldı. Muhalefet partileri, özellikle genç işsizliği ve gelir adaletsizliği konularını gündeme getiriyor.
Seçim kampanyasının ana gündem maddeleri arasında ekonomik toparlanma, işsizlikle mücadele, eğitim ve sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi bulunuyor. Fas, pandemiden ciddi şekilde etkilenen ülkelerden biri oldu; turizm ve tekstil gibi kilit sektörler darbe aldı. Hükümetin pandemi sonrası ekonomik politikaları seçmen tercihlerini etkileyecek.
Ayrıca, seçimlere katılım oranı, Fas'ın siyasi meşruiyeti açısından da test niteliği taşıyor. Düşük katılım, halkın siyasi sisteme olan güvenini sorgulatabilir. Özellikle gençler arasında siyasi partilere yönelik ilgisizlik dikkat çekiyor. Sivil toplum kuruluşları, seçim sürecinin şeffaflığını ve adil rekabet koşullarını yakından takip edeceklerini açıkladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Fas, Kuzey Afrika'nın istikrarlı ülkelerinden biri olarak kabul ediliyor; ancak bölgede artan jeopolitik gerilimler ve ekonomik kırılganlıklar ülkeyi de etkiliyor. Son yıllarda Fas, Batı Sahra meselesi, Cezayir ile yaşanan gerginlik ve İsrail ile normalleşme anlaşması gibi dış politika konularıyla gündemde. Seçim sonuçları, bu konularda izlenecek politikaları da şekillendirecek.
Fas, Afrika Birliği'ne geri dönüşü ve bölgesel ekonomik iş birliklerindeki aktif rolüyle dikkat çekiyor. Ülke, aynı zamanda Avrupa Birliği'nin Akdeniz'deki önemli ortaklarından biri. Seçimlerin ardından kurulacak hükümetin, AB ile ilişkileri ve göç konusundaki iş birliğini nasıl yönlendireceği merak konusu. Özellikle 2019'da imzalanan ve Fas'ın tarım ürünlerine AB pazarında avantaj sağlayan anlaşmanın geleceği, yeni hükümetin ticaret politikalarına bağlı.
Öte yandan, Fas'ın İsrail ile 2020'de imzaladığı normalleşme anlaşması (Abraham Accords) bölgesel dengeler açısından önemliydi. Bu anlaşma, Fas'ın ABD nezdindeki konumunu güçlendirirken, Filistin yanlısı kamuoyunda tepkilere yol açmıştı. Yeni parlamento ve hükümetin bu konudaki tutumu, hem iç siyasette hem de bölgesel ilişkilerde belirleyici olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fas'taki seçimler, Türkiye'nin Kuzey Afrika ve Akdeniz politikaları açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye ile Fas arasında son yıllarda ekonomik ve ticari ilişkiler gelişme gösterdi; iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2 milyar doları aştı. Fas'ın istikrarı, bölgedeki Türk yatırımları ve ticaret için olumlu bir ortam sağlıyor. Ayrıca, Doğu Akdeniz ve Libya gibi konularda Fas'ın tutumu, Türkiye'nin bölgesel stratejilerini etkileyebilir. Seçim sonrası kurulacak hükümetin dış politikası, Türkiye-Fas ilişkilerinin seyrini belirleyecek. Ancak iki ülke arasında Mısır ve BAE gibi aktörlerle yaşanan rekabet, ilişkilerin karmaşıklığını koruyor. Yine de Fas'ın istikrarı, Akdeniz havzasında Türkiye için bir denge unsuru olarak görülüyor.