Filistin liderliğindeki Boykot, Yaptırım ve Elden Çıkarma (BDS) hareketi, spor giyim devi Adidas'ın ampute İsrailli bir askeri konu alan reklam kampanyası nedeniyle yayınladığı özrü "boş laf" olarak değerlendirdi. BDS kurucu ortağı Ömer Barghuti, Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada, "Filistin'in dünya kamuoyunda görünürlük kazanması ve İsrail'in işgal ve apartheid uygulamalarının ifşa edilmesi, Adidas gibi küresel şirketleri geri adım atmaya zorluyor" dedi.
Adidas'ın Kampanyası ve Gelen Tepkiler
Olay, Adidas'ın 2024 yılında yayınladığı bir reklam kampanyasında, bacağını kaybetmiş İsrailli bir askerin yer almasıyla patlak verdi. Kampanya, Filistin yanlısı gruplar ve insan hakları savunucuları tarafından tepkiyle karşılandı. Adidas, gelen eleştiriler üzerine bir özür yayınlayarak, kampanyanın "farkında olmadan acı verdiğini" ve "hiçbir siyasi mesaj taşımadığını" belirtti. Ancak BDS, bu özrün samimi olmadığını ve şirketin Filistin halkına yönelik baskı ve işgale dolaylı destek vermeye devam ettiğini savundu.
Ömer Barghuti, "Adidas'ın özrü, sorumluluktan kaçmak için söylenmiş boş bir laftan ibaret. Şirket, İsrail ordusunun bir parçası olan ve Filistinlilere karşı işlenen suçlara katılan bir askeri reklam yüzü yaparak aslında İsrail propagandasına hizmet etti" ifadelerini kullandı. Barghuti, BDS'nin Adidas'a yönelik boykot çağrısının süreceğini ve tüketicileri şirketin ürünlerini almamaya davet ettiklerini sözlerine ekledi.
BDS hareketi, 2005 yılında Filistin sivil toplum örgütleri tarafından başlatılan ve İsrail'e karşı ekonomik, kültürel ve akademik boykotu hedefleyen küresel bir girişim. Hareket, özellikle son yıllarda İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları sonrasında dünya genelinde daha fazla destek buldu. Birçok üniversite, belediye ve sendika BDS çağrısına uyarak İsrail ile iş yapan şirketlerden hisse çekme veya sözleşmeleri iptal etme kararları aldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Adidas'ın kampanyasına yönelik tepkiler, sadece Filistin yanlısı gruplarla sınırlı kalmadı. Sosyal medyada #BoycottAdidas etiketi altında binlerce kullanıcı, şirketin İsrail ordusuyla bağlantılı bir figürü kullanmasını eleştirdi. Bazı sporcular ve ünlüler de kampanyayı kınayan açıklamalar yaptı. Adidas'ın özrü, bu tepkileri dindirmeye yetmedi; BDS, özrün ardından şirketin İsrail'deki fabrikaları ve yatırımları üzerinden daha geniş bir kampanya başlatabileceğini duyurdu.
İsrail hükümeti ise BDS hareketini "terörizm" olarak nitelendiriyor ve birçok ülkede BDS karşıtı yasalar çıkarılması için lobi faaliyeti yürütüyor. ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde BDS'ye destek veren kurumlara yönelik yasal baskılar artmış durumda. Ancak buna rağmen hareket, özellikle genç nesil arasında hızla yayılıyor. Adidas olayı, küresel şirketlerin İsrail-Filistin çatışmasındaki hassasiyetleri ne kadar göz önünde bulundurması gerektiğini bir kez daha gösterdi.
Uzmanlar, Adidas gibi markaların siyasi tartışmalardan uzak durmaya çalışsa da, İsrail ordusuyla bağlantılı kişileri reklamlarında kullanmasının kaçınılmaz olarak tepki çekeceğini belirtiyor. BDS'nin "boş laf" eleştirisi, şirketlerin özürlerinin samimiyetsiz olduğu yönündeki genel algıyı güçlendiriyor. Filistin davası, uluslararası spor ve moda dünyasında da yankı bulmaya devam ederken, Adidas'ın bu krizden nasıl çıkacağı merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinen bir ülke olarak BDS hareketinin eylemlerini yakından takip ediyor. Adidas'a yönelik boykot çağrısı, Türkiye'deki tüketiciler arasında da karşılık bulabilir; zira Türk kamuoyu İsrail'in Gazze saldırılarına karşı hassas. Ancak Türkiye'nin küresel markalara yönelik boykot çağrılarına resmi düzeyde katılması, ekonomik ilişkiler ve diplomatik dengeler açısından dikkatli bir yaklaşım gerektiriyor. Yine de BDS'nin uluslararası alanda kazandığı ivme, Türkiye'nin Filistin politikasını destekleyen bir zemin oluşturuyor ve İsrail karşıtı söylemi güçlendiriyor.