Küresel insani yardım finansmanı, 2022'deki 47,5 milyar dolarlık zirvesinden 2025 itibarıyla tahmini 33,3 milyar dolara geriledi. Bu düşüş, dünya genelinde milyonlarca insanın temel insani yardıma erişimini azalttı. The Guardian'ın haberine göre, fonlardaki daralma özellikle çatışma bölgeleri ve düşük gelirli ülkelerdeki kırılgan nüfusları doğrudan etkiliyor; savaş, kuraklık ve yerinden edilme mağdurlarına ulaşan destek hacmi hızla küçülüyor.
Fonlardaki Erişim Neden Azaldı?
İnsani yardım fonlarındaki bu sert düşüş tek bir nedenden kaynaklanmıyor. Başlıca bağışçı ülkelerin bütçelerinde insani yardım kalemlerine ayrılan payın azalması, ekonomik sıkışma ve önceliklerin değişmesi sürecin temel itici güçlerini oluşturuyor. Kovid-19 pandemisi sonrasında hükümetler iç ekonomilerine ve savunma harcamalarına yönelirken, insani yardım bütçeleri geriledi. Ayrıca Ukrayna, Gazze ve Sudan gibi çok sayıda eşzamanlı kriz, sınırlı kaynakların birden fazla cepheye yayılmasına; her birine düşen payın ise daralmasına neden oldu.
Birleşmiş Milletler kuruluşları ve uluslararası yardım örgütleri, ihtiyaç sahiplerinin sayısı her geçen yıl artarken mevcut kaynakların aynı oranda büyümediğini vurguluyor. 2025'teki finansman açığı, planlanan yardım programlarının önemli bölümünün küçültülmesine, gıda dağıtımının kesilmesine ve sağlık hizmetlerinin kısıtlanmasına yol açtı. Rapora göre, insani yardıma bağımlı milyonlarca kişi artık daha az gıda, su ve barınma desteği alıyor; bazı programlar tamamen durduruldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kesintilerin etkisi coğrafi olarak eşit dağılmıyor. Ortadoğu, Afrika'nın Sahel bölgesi ve Güney Asya, düşüşten en çok etkilenen bölgeler arasında. Gazze ve çevresinde devam eden insani kriz sırasında yardım akışının azalması, bölgedeki temel hizmetleri ciddi biçimde sarsıyor. Benzer şekilde Sudan, Yemen ve Somali gibi ülkelerde gıda yardımlarındaki kesintiler açlık riskini derinleştiriyor.
Uzmanlar, bu tablonun yalnızca insani bir mesele olmadığını, aynı zamanda güvenlik ve istikrarı da tehdit ettiğini belirtiyor. Temel ihtiyaçlarını karşılayamayan topluluklar, kitlesel göç, sosyal huzursuzluk ve radikalleşme riskini artırıyor. Yardım kuruluşları ise daha az kaynakla daha fazla ihtiyaca yanıt vermeye çalışırken personel ve lojistik kapasitesinde de daralma yaşıyor. Bu durum, sahadaki yardım operasyonlarının etkinliğini düşürüyor.
Uluslararası toplumdan yapılan çağrılar, bağışçı ülkelerin insani yardım bütçelerini yeniden gözden geçirmesini ve çok taraflı fonların güçlendirilmesini istiyor. Ancak mevcut ekonomik ve siyasi konjonktürde bu çağrıların ne kadar karşılık bulacağı belirsizliğini koruyor. Küresel insani sistemin sürdürülebilirliği, önümüzdeki dönemde hem finansman hem de siyasi iradeye bağlı görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, dünyada en fazla insani yardım yapan ülkeler arasında yer alıyor ve Suriye, Gazze, Yemen ve Afrika'daki operasyonlarla küresel insani mimarinin önemli bir aktörü konumunda. Küresel fonlardaki daralma, Türkiye'nin üstlendiği yardım yükünü artırabilir; özellikle Suriyeli sığınmacılar ve Gazze'ye yönelik yardımlar açısından ek mali baskı yaratabilir. Aynı zamanda bu tablo, Türkiye'nin insani diplomasi alanındaki etkinliğini güçlendirebileceği bir boşluk doğuruyor. Bölgesel istikrar açısından bakıldığında, azalan yardımın yol açabileceği göç dalgaları ve güvenlik sorunları Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor.