Avrupa ülkeleri, Donald Trump’ın olası bir başkanlık döneminde Ukrayna politikasının nasıl şekilleneceğine dair ipuçlarını dikkatle takip ediyor. Eski ABD NATO Büyükelçisi Kurt Volker, NPR’a verdiği mülakatta Avrupa’nın “çay yapraklarını okumaya” çalıştığını belirtti. Volker, NATO ittifakı, Genel Sekreter Mark Rutte ve Trump arasındaki dinamikleri analiz ederken, Avrupa’nın endişelerinin temelinde Washington’un Kiev’e verdiği desteğin sürekliliği olduğunu vurguladı.
Gelişmenin arka planı
Kurt Volker, 2008-2009 yılları arasında ABD’nin NATO Daimi Temsilcisi olarak görev yapmış deneyimli bir diplomat. Kendisi aynı zamanda Trump yönetiminde Ukrayna Özel Temsilcisi olarak da görev almıştı. Volker’a göre, Trump’ın ilk döneminde NATO müttefikleriyle ilişkileri gergindi; Trump, savunma harcamaları konusunda Avrupa’yı sık sık eleştiriyordu. Şimdi ise Avrupa, Trump’ın yeniden seçilmesi halinde Ukrayna’ya askeri ve mali desteğin azalıp azalmayacağını anlamaya çalışıyor. Volker, “Avrupalı liderler Trump’ın ne yapacağını bilmiyor; bu yüzden sinyalleri okumaya çalışıyorlar” dedi.
Özellikle, Trump’ın seçim kampanyasında Ukrayna’ya yardımı azaltma sinyali veren açıklamaları, Avrupa başkentlerinde alarm yarattı. Çünkü ABD, Ukrayna’ya en fazla askeri yardım sağlayan ülke konumunda. Avrupa Birliği ülkeleri toplamda daha fazla mali yardım taahhüt etse de, bu yardımların büyük kısmı Avrupa Barış Fonu gibi mekanizmalardan sağlanıyor ve ABD’nin lojistik ve istihbarat desteği hayati önem taşıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Volker’in analizine göre, Trump’ın yeniden başkan seçilmesi durumunda NATO’nun geleceği de belirsizleşiyor. Trump, görevde olduğu dönemde NATO’nun “modası geçmiş” olduğunu söylemiş ve ABD’nin ittifaktan çekilebileceği imasında bulunmuştu. Bu kez, Avrupalı liderlerin Trump’ı ikna etmek için daha fazla savunma harcaması yapmaları gerektiği belirtiliyor. Volker, “Avrupa, ABD’nin desteği olmadan Ukrayna’yı savunamaz. Ancak Trump’ın mantığı, ‘Avrupalılar kendileri için daha fazla harcamalı’ şeklinde. Bu da transatlantik ilişkilerde yeni bir gerilim dalgası yaratabilir” ifadelerini kullandı.
Öte yandan, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı devam ederken, Batı’nın birliği sınanıyor. Volker, Avrupa’nın Ukrayna’ya desteği artırmak zorunda olduğunu, ancak bunun ABD olmadan yeterli olamayacağını söylüyor. Bu durum, NATO içinde bir güç dengesi sorununu da gündeme getiriyor. Almanya ve Fransa gibi ülkeler, savunma harcamalarını artırsa da, ABD’nin askeri kapasitesi hâlâ ittifakın bel kemiğini oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO’nun güney kanadında kilit bir ülke olarak, transatlantik ilişkilerdeki bu belirsizlikten doğrudan etkileniyor. Türk dış politikası, hem Rusya ile dengeli ilişkiler yürütmeye hem de Batı ittifakı içinde kalmaya özen gösteriyor. Trump’ın olası bir dönüşü, Türkiye’nin Ukrayna savaşındaki arabulucu rolünü ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nden kaynaklanan sorumluluklarını yeniden şekillendirebilir. Ayrıca, Trump’ın S-400 konusundaki sert tutumu biliniyor; bu nedenle Türkiye’nin NATO ile uyumu yeniden test edilebilir. Ankara’nın, hem Avrupa hem de ABD ile iletişim kanallarını açık tutması, olası bir krizde manevra alanını koruması açısından kritik önem taşıyor.