Birleşmiş Milletler (BM), İran'ın itirazları ve Hürmüz Boğazı'nda bir kargo gemisine düzenlenen saldırı raporlarının ardından bölgede mahsur kalan 11 binden fazla denizcinin tahliye operasyonunu askıya aldı. BM Dünya Gıda Programı (WFP) tarafından yürütülen ve 23 Haziran 2026'da başlatılan tahliye planı, İran'ın talebi üzerine geçici olarak durduruldu. İranlı yetkililer, tahliye operasyonunun ulusal egemenliklerini ihlal ettiğini öne sürerken, bölgeden gelen haberlerde bir kargo gemisine saldırı düzenlendiği ve geminin hasar aldığı bildirildi. Olay, İran ile uluslararası toplum arasında artan gerilimin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı: Hürmüz Boğazı'nda Artan Gerilim
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği stratejik bir su yoludur. 2026 yılında İran'ın bölgede artan askeri faaliyetleri ve Batılı güçlerle yaşanan diplomatik krizler, boğazdaki ticari gemileri ve mürettebatları tehlikeye attı. Haziran 2026'da patlak veren bir krizin ardından, çok sayıda gemi boğazda mahsur kalmıştı. BM'nin tahliye planı, 11.000'den fazla denizciyi güvenli bölgelere ulaştırmayı amaçlıyordu.
İran'ın itirazı, tahliye operasyonunun uluslararası deniz hukukuna aykırı olduğu gerekçesine dayanıyordu. İran Dışişleri Bakanlığı, BM'ye gönderdiği bir notada, tahliye operasyonunun koordinasyonunun İran ile yapılması gerektiğini ve aksi takdirde egemenlik haklarının ihlal edileceğini belirtti. Bunun hemen ardından, bir kargo gemisine yönelik saldırı haberi geldi. Saldırının kaynağı henüz netleşmezken, bölgedeki birçok gözlemci bu saldırının İran tarafından yapılmış olabileceğini öne sürdü. BM, güvenlik endişeleri nedeniyle tahliyeyi durdurma kararı aldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Petrol Piyasaları ve Deniz Güvenliği
Bu gelişme, küresel petrol piyasalarında tedirginliğe yol açtı. Hürmüz Boğazı'ndaki herhangi bir aksama, petrol fiyatlarında ani yükselişlere neden olabilir. Uzmanlar, İran'ın bu hamlesinin, uluslararası topluma karşı bir pazarlık kozu olarak kullanıldığını düşünüyor. Ayrıca, bölgedeki deniz güvenliğinin zaten kırılgan olduğu bir dönemde, bu tür bir saldırı, ticari gemilerin sigorta primlerini artıracak ve diğer deniz yollarına alternatif arayışlarını hızlandıracaktır.
ABD ve müttefikleri, İran'ı bölgedeki istikrarı bozmakla suçlarken, Rusya ve Çin ise BM'nin İran'ın endişelerini dikkate alması gerektiğini savunuyor. BM Güvenlik Konseyi'nin konuyu acil olarak ele alması bekleniyor. Bu arada, mahsur kalan denizcilerin durumu, insani bir krize dönüşme riski taşıyor. Gemilerdeki su ve yiyecek stoklarının sınırlı olduğu, sağlık koşullarının kötüleştiği bildiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını Hürmüz Boğazı üzerinden geçen petrol ve doğalgaz sevkiyatına bağımlı olarak karşılamaktadır. Boğazdaki gerilim, enerji fiyatlarının yükselmesine ve arz güvenliğinin tehlikeye girmesine neden olabilir. Bu durum, Türkiye'nin dış politika ve enerji stratejilerini yeniden gözden geçirmesine yol açabilir. Ankara'nın, İran'la diyalog kanallarını açık tutarak krizi yatıştırmaya çalışması beklenir. Ayrıca, Türkiye, bölgedeki deniz güvenliğini sağlamak için uluslararası çabalara katkıda bulunabilir ve alternatif enerji rotaları arayışını hızlandırabilir.