Fransa'da en az 50 kadın, tecavüz ve cinsel saldırı suçlarında uygulanan zamanaşımı sürelerinin kaldırılması için kampanya başlattı. Mağdurlar, mevcut yasal düzenlemenin adalete erişimlerini engellediğini ve faillerin cezasız kalmasına yol açtığını belirtiyor. Kampanya kapsamında bir araya gelen kadınlar, Fransız hükümetine ve parlamentoya seslenerek, cinsel şiddet suçlarının zamanaşımına uğramaması gerektiğini vurguluyor. Bu adım, özellikle çocukluk döneminde istismara uğramış ve yıllar sonra şikayette bulunabilen mağdurlar için büyük önem taşıyor.
Gelişmenin arka planı
Fransa'da tecavüz suçu için zamanaşımı süresi 20 yıl, cinsel saldırı için ise 6 yıl olarak belirlenmiş durumda. Ancak mağdurlar, özellikle çocukluk çağı travmaları nedeniyle şikayette bulunmanın yıllar alabildiğini ve bu nedenle birçok davanın zamanaşımına takıldığını ifade ediyor. Kampanyayı başlatan grup, aralarında ünlü oyuncu ve aktivistlerin de bulunduğu 50'den fazla kadından oluşuyor. Kadınlar, "Zamanaşımı adaleti öldürüyor" sloganıyla bir imza kampanyası başlattı ve sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Fransız yetkililer, konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmazken, insan hakları örgütleri kampanyaya destek verdi.
Bölgesel veya küresel boyut
Fransa'daki bu hareket, küresel çapta cinsel şiddet mağdurlarının sesini duyurmaya çalıştığı bir döneme denk geliyor. Benzer kampanyalar İspanya, Almanya ve İngiltere'de de başlatılmıştı. Avrupa Birliği bünyesinde de cinsel şiddet suçlarında zamanaşımının kaldırılmasına yönelik tartışmalar sürüyor. Özellikle #MeToo hareketi sonrası birçok ülkede cinsel suçlara ilişkin yasaların gözden geçirilmesi talepleri artmış durumda. Fransız kampanyası, diğer Avrupa ülkelerinde de benzer yasal değişikliklerin önünü açabilecek bir etki yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de cinsel suçlarda zamanaşımı süreleri benzer şekilde tartışma konusu olmuştur. Türk Ceza Kanunu'na göre tecavüz suçunda zamanaşımı süresi 15-20 yıl arasında değişmektedir. Fransa'daki bu gelişme, Türkiye'deki kadın hakları örgütlerinin ve mağdurların taleplerine güç katabilir. Özellikle çocuk istismarı davalarında zamanaşımının kaldırılması yönündeki kampanyalar, uluslararası örneklerle desteklenebilir. Türkiye'de de benzer bir yasal düzenleme tartışmaya açılırsa, Fransa'daki kampanya referans alınabilir. Ancak Türkiye'nin yargı sistemi ve siyasi iklimi farklı olduğundan, bu tür bir değişikliğin kısa vadede gerçekleşmesi beklenmemektedir.