On yıl önce Birleşik Krallık, Avrupa Birliği'nden ayrılma yönünde tarihi bir karar alarak küresel siyasette deprem etkisi yaratmıştı. Bugün, Brexit sonrası dönemin 10. yılında ülke, vaat edilen dönüşümü gerçekleştirip gerçekleştiremediğini sorguluyor. İngiltere Başbakanı Keir Starmer liderliğindeki yeni hükümet, AB ile ilişkileri yeniden tanımlama, ticaret engellerini aşma ve ekonomik büyümeyi canlandırma sözü vermişti. Ancak veriler, Brexit'in ülkeye beklenen faydaları sağlamadığını, aksine ticaret hacminde daralma, iş gücü açığı ve yatırım eksikliği gibi sorunları derinleştirdiğini gösteriyor.
Brexit Sonrası Ticaret ve Ekonomik Gerçekler
2020'de resmen yürürlüğe giren Brexit anlaşması, İngiltere'nin AB ile olan serbest ticaretini sona erdirdi. Yeni düzenlemeler, gümrük kontrolleri, uyumluluk belgeleri ve tarife dışı engeller nedeniyle ticaret maliyetlerini artırdı. Londra merkezli ekonomik düşünce kuruluşu Centre for European Reform'a göre, Brexit sonrası İngiltere'nin AB'ye ihracatı, Brexit olmasaydı olacağından yaklaşık %30 daha düşük. Özellikle gıda, otomotiv ve tekstil sektörlerinde tedarik zinciri kesintileri yaşandı.
İngiltere'nin Brexit'ten beklentisi, AB düzenlemelerinden kurtulup küresel ticaret anlaşmalarıyla yeni pazarlara açılmaktı. Ancak bu alandaki ilerleme sınırlı kaldı. Avustralya ve Yeni Zelanda ile ticaret anlaşmaları imzalanmış olsa da, bu ülkelerle ticaret hacmi AB ile kıyaslanamayacak kadar düşük. ABD ile kapsamlı bir ticaret anlaşması ise henüz müzakere edilmedi. Hint-Pasifik bölgesine yönelik Trans-Pasifik Ortaklığı'na (CPTPP) katılım ise sembolik bir adım olmanın ötesine geçemedi.
İş Gücü Piyasası ve Siyasi Yansımalar
Brexit'in en belirgin etkilerinden biri iş gücü piyasasında yaşandı. AB ülkelerinden gelen işçilerin serbest dolaşım hakkının sona ermesi, özellikle tarım, inşaat, sağlık ve konaklama sektörlerinde ciddi iş gücü açığına yol açtı. İngiltere İstatistik Ofisi verilerine göre, AB doğumlu işçi sayısı 2019'dan bu yana yaklaşık 500 bin azaldı. Hükümetin yeni puan bazlı göç sistemi, yüksek vasıflı iş gücünü çekmekte yetersiz kalırken, düşük vasıflı sektörlerdeki açık büyüdü.
Siyasi olarak, Brexit referandumu sonrası İngiltere'de beş farklı başbakan değişti. Muhafazakar Parti içindeki Brexit yanlısı ve karşıtı kanatlar arasındaki çatışmalar ülkeyi istikrarsızlaştırdı. 2024 seçimlerini kazanan İşçi Partisi, AB ile "yeniden başlangıç" vaat ediyor. Ancak Starmer hükümeti, AB gümrük birliğine yeniden katılmak veya tek pazar statüsüne dönmek istemediğini açıkça belirtiyor. Bunun yerine, veterinerlik anlaşmaları ve gençlik değişim programları gibi spesifik alanlarda AB ile iş birliğini derinleştirmeyi hedefliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brexit sonrası İngiltere'nin AB ile yaşadığı ticari ve siyasi zorluklar, Türkiye açısından da önemli dersler içeriyor. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği anlaşmasına sahip olmasına rağmen, vize serbestisi ve tam üyelik müzakerelerindeki tıkanma nedeniyle benzer belirsizlikler yaşıyor. İngiltere'nin AB'den ayrıldıktan sonra karşılaştığı ticaret engelleri, Türkiye'nin AB ile mevcut ilişkisini koruma stratejisini haklı çıkarıyor. Ayrıca İngiltere, Türkiye için önemli bir ticaret ortağı; 2023’te iki ülke arasındaki ticaret hacmi 19 milyar sterlin seviyesindeydi. Türkiye, Brexit sonrası İngiltere ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmasını güncelleme ve hizmet sektörünü de kapsayacak şekilde genişletme arayışında. İngiltere’nin Asya-Pasifik’e yönelme stratejisi, Türkiye’nin bu bölgedeki ekonomik bağlarını güçlendirme çabalarıyla kesişebilir.