Ermenistan'da bugün düzenlenen erken parlamento seçimleri, Rusya'nın artan baskısı altında geçiyor. Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki hükümet, Moskova ile geleneksel bağları gevşetmek ve Batılı ülkelerle ilişkileri derinleştirmek istiyor. Ancak Kremlin, Güney Kafkasya'daki stratejik nüfuzunu kaybetmek istemiyor ve bu yönde adımları engellemek için diplomatik ve ekonomik araçlarını kullanıyor. Seçim sonuçları, bölgedeki jeopolitik dengeleri önemli ölçüde etkileyebilir. Yaklaşık 2,6 milyon kayıtlı seçmen, 13 siyasi parti ve iki blok arasından tercihini yapacak. Anketler, Başbakan Paşinyan'ın Sivil Sözleşme Partisi'nin önde olduğunu gösteriyor.
Gelişmenin Arka Planı: Ermenistan-Rusya İlişkilerinde Soğuma
Ermenistan, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana Rusya'nın en yakın müttefiklerinden biriydi. Ülkede Rus askeri üsleri bulunuyor, Ermenistan Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) üyesi ve ekonomisi büyük ölçüde Rusya'ya bağımlı. Ancak 2020'deki Dağlık Karabağ Savaşı, bu ilişkide çatlaklar oluşturdu. Paşinyan, Rusya'nın savaş sırasında Ermenistan'a yeterince destek vermediğini, ateşkes anlaşmasında da Rus barış güçlerinin Azerbaycan'ın kontrolündeki bölgelerde etkisiz kaldığını düşünüyor. Bu hayal kırıklığı, Paşinyan yönetimini Batı ile daha yakın ilişkiler kurmaya yöneltti. Hükümet, Avrupa Birliği ile ortaklık anlaşması müzakerelerine başlarken, ABD ve Fransa ile savunma işbirliğini artırdı.
Rusya, bu dönüşümü yakından izliyor ve endişeyle karşılıyor. Kremlin, Paşinyan'ı Batı'ya kaymakla suçluyor ve ekonomik yaptırımlar, enerji fiyatlarında artış ve göçmen işçilere yönelik kısıtlamalar gibi araçlarla Ermenistan'ı cezalandırabileceğinin sinyallerini veriyor. Ayrıca Rusya yanlısı medya ve siyasi partiler, seçim öncesinde Paşinyan karşıtı bir kampanya yürüttü. Seçimlerin adil ve özgür geçip geçmediği, uluslararası gözlemciler tarafından yakından takip edilecek. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), seçim sürecini izlemek üzere 300'den fazla gözlemci gönderdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Güney Kafkasya'da Dengeler Değişiyor
Ermenistan'da yaşanan bu siyasi deprem, sadece ikili ilişkileri değil, tüm Güney Kafkasya bölgesini etkiliyor. Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan'ın yanı sıra İran da süreci dikkatle izliyor. Batı'nın Ermenistan'a yakınlaşması, Rusya'nın bölgedeki tekelini kırabilir ve enerji koridorlarını çeşitlendirebilir. AB, Hazar Denizi'nden Avrupa'ya uzanan alternatif enerji rotalarında Ermenistan'ın potansiyel bir transit ülke olabileceğini düşünüyor. Ancak Paşinyan'ın Batı yanlısı adımları, Azerbaycan ile ilişkilerde de yeni gerilimler yaratabilir. Karabağ sorununun çözümünde Rusya'nın arabuluculuğu hala kilit önem taşırken, Batı'nın sürece dahil olması Moskova'nın tepkisini çekebilir. ABD ve Fransa, OSCE Minsk Grubu eş başkanları olarak daha aktif bir rol üstlenmeye çalışıyor. Bununla birlikte, Rusya'nın Ukrayna savaşı nedeniyle dikkatinin dağılması, Paşinyan'a manevra alanı sağlıyor. Seçim sonucunda Paşinyan'ın zaferi, Batı ile entegrasyon sürecini hızlandırabilirken, Rusya ile kriz derinleşebilir. Eğer muhalefet kazanırsa, Moskova ile ilişkilerin yeniden güçlenmesi muhtemel.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ermenistan'daki seçimler ve Rusya ile yaşanan gerilim, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Ankara, uzun yıllardır kapalı olan Ermenistan sınırını açma ve ilişkileri normalleştirme konusunda adımlar atıyor. Paşinyan'ın Batı'ya yönelmesi, Türkiye ile ilişkileri olumlu etkileyebilir; ancak Azerbaycan faktörü nedeniyle denge hassas. Türkiye, Ermenistan'ın Batı ile yakınlaşmasını kendi çıkarlarına uygun bulabilir, çünkü bu gelişme Rusya'nın bölgedeki nüfuzunu azaltırken, Türkiye'nin enerji ve ulaşım koridorlarındaki rolünü pekiştirebilir. Diğer yandan, Ermenistan'da istikrarsızlık veya Rusya ile tırmanan bir kriz, bölgesel güvenliği tehdit edebilir. Türkiye, seçim sonrası dönemde Ermenistan ile diyalog kanallarını açık tutmalı ve Azerbaycan'ın endişelerini de gözeterek dengeli bir politika izlemelidir.