Hürmüz Boğazı'nda ABD ile İran arasındaki gerilim dün gece yeni bir boyuta taşındı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'a ait iki insansız hava aracının (İHA) daha bölgede düşürüldüğünü açıkladı. Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın askeri kapasitesini 'tamamen yok ettiği' yönündeki iddiasının hemen ardından geldi. ABD Donanması'na bağlı savaş gemileri, Hürmüz Boğazı'nın stratejik geçiş noktasında seyir halindeyken İran İHA'larının tehdit oluşturduğu gerekçesiyle angaje oldu. CENTCOM'dan yapılan yazılı açıklamada, düşürülen İHA'ların silahlı olup olmadığına dair henüz net bir bilgi olmadığı, ancak ABD gemilerine yönelik 'düşmanca' bir yaklaşım sergilendiği belirtildi.
Beş Gün İçinde Dördüncü Angajman
Bu olay, son beş gün içinde Hürmüz Boğazı'nda yaşanan dördüncü sıcak temas olarak kayıtlara geçti. ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri, daha önce de İran'a ait insansız hava araçlarının ve hızlı saldırı botlarının ABD gemilerine yaklaşma girişimlerinin engellendiğini doğruladı. Öte yandan ABD ordusu, Basra Körfezi'nde İran tarafından fırlatılan altı adet seyir füzesini de başarıyla imha ettiğini duyurdu. Bu füzelerin hedefinin ne olduğu henüz belirlenemezken, İran resmi makamlarından konuya ilişkin henüz bir açıklama gelmedi. Bu durum, bölgede ABD'nin artan askeri varlığına karşı İran'ın simetrik ve asimetrik tehditlerini aynı anda kullandığını gösteriyor.
Trump yönetiminin İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikası kapsamında, son haftalarda Körfez'e önemli miktarda deniz ve hava gücü takviyesi yapılmıştı. ABD'nin bu hamleleri, İran'ın petrol ihracatını tamamen durdurmayı ve nükleer programını askıya almayı hedefliyor. Ancak Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidini sık sık gündeme getirerek misilleme sinyali veriyor. Dünya petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği bu dar su yolu, her iki ülke için de kırmızı çizgi niteliği taşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Petrol Fiyatları ve Güvenlik
Hürmüz Boğazı'ndaki bu gerginlik, küresel enerji piyasalarını da tedirgin ediyor. Petrol fiyatları, son bir haftada varil başına 3 doların üzerinde yükselerek 85 dolar seviyesine dayandı. Uzmanlar, olası bir çatışmanın petrol arzını ciddi şekilde kesintiye uğratabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt gibi Körfez ülkeleri, boğazın güvenliğine bağımlı durumda. Bu ülkeler, ABD'nin garantörlüğünde bölgesel bir güvenlik mimarisi oluşturmaya çalışırken, İran ise bu yapıyı tanımadığını ilan ediyor. ABD'nin bölgedeki müttefiki İsrail de İran'ın nükleer programına yönelik artan tehditleri nedeniyle gelişmeleri yakından izliyor.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) ABD ile Rusya ve Çin arasında yaşanan görüş ayrılıkları, krizi diplomatik yollarla çözmeyi zorlaştırıyor. Washington, Tahran'a yönelik yaptırımların sıkılaştırılmasını talep ederken, Moskova ve Pekin ise diyalog çağrısı yapıyor. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, tarafları sağduyuya davet ederek 'kontrolden çıkabilecek bir tırmanıştan kaçınılması' uyarısında bulundu. Ancak hem ABD hem de İran'ın pozisyonlarında esneme olmaması, kısa vadede bir çözüm umudunu azaltıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki bu gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliği ve dış politikası açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden ve İran'dan karşılıyor. Boğazın olası bir kapatılması, Türkiye'de enerji fiyatlarının artmasına ve arz güvenliğinin tehdit altına girmesine yol açabilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgede hem ABD ile hem de İran ile dengeli bir ilişki sürdürme politikası, bu krizde daha da hassas bir hal alıyor. Ankara, bir yandan NATO müttefiki ABD ile ittifak bağlarını korurken, diğer yandan komşusu İran ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini sürdürmek zorunda. Bu bağlamda, Türkiye'nin arabuluculuk veya krizi yönetme çabaları, hem bölgesel istikrar hem de kendi ulusal çıkarları açısından belirleyici olabilir.