Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL), İsrail güçlerinin Lübnan‘ın güneyinde düzenlediği hava saldırısının ülkenin egemenliğini ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini açıkladı. Saldırı, 23 Ekim 2024 tarihinde, İsrail ile Hizbullah arasındaki sınır ötesi çatışmaların devam ettiği bir dönemde gerçekleşti. UNIFIL sözcüsü Andrea Tenenti, yaptığı yazılı açıklamada, “Saldırı, Lübnan‘ın egemenliğinin açık bir ihlalidir ve BM Şartı’na aykırıdır. Tarafları gerilimi düşürmeye ve ateşkese uymaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı. Olayda can kaybı yaşanmazken, maddi hasar meydana geldiği bildirildi.
Gelişmenin Arka Planı: Artan Sınır Ötesi Çatışmalar
İsrail ile Lübnan arasındaki sınır hattı, 7 Ekim 2023‘te Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısının ardından tırmanan gerilimle birlikte yeniden çatışma alanına dönüştü. Hizbullah, Gazze’deki savaşa destek amacıyla İsrail’in kuzeyindeki askeri noktalara roket ve tanksavar füzeleriyle saldırılar düzenlerken, İsrail de hava ve topçu birlikleriyle karşılık veriyor. UNIFIL, 1978‘den bu yana bölgede konuşlu bulunuyor ve 2006‘daki İsrail-Hizbullah savaşının ardından yetkileri genişletilmişti. BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararı uyarınca, Litani Nehri’nin güneyinde Hizbullah dahil silahlı grupların bulunmaması gerekiyor. Ancak taraflar karşılıklı olarak bu kararın ihlal edildiğini savunuyor. Saldırının yaşandığı bölge, UNIFIL‘in devriye alanı içinde yer alıyor ve barış gücü askerleri, çatışmaların sivillere sıçramasını önlemek için sınırlı imkanlarla çalışıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yeni Bir Savaşın Eşiğinde mi?
Bu saldırı, sadece iki ülke arasındaki sınır anlaşmazlığını değil, aynı zamanda bölgesel güç dengelerini de etkiliyor. İran destekli Hizbullah, Lübnan siyasetinde ve askeri yapısında kilit bir aktör konumunda. İsrail’in saldırıları, Hizbullah’ın daha geniş çaplı bir misilleme yapmasına yol açabilir ki bu, Lübnan‘ı tam ölçekli bir savaşa sürükleyebilir. ABD ve Fransa başta olmak üzere uluslararası toplum, tarafları itidal çağrısı yaparken, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, “Ortadoğu’nun bir uçurumun kenarında olduğunu” vurguladı. Öte yandan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, operasyonların kuzeydeki yerleşimcileri korumak için gerekli olduğunu savunuyor. Bölgedeki enerji kaynakları ve deniz sınırı anlaşmazlıkları da krizi derinleştiren unsurlar arasında. UNIFIL‘in raporu, uluslararası toplumun barış çabalarının ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki çıkarları ve bölgesel istikrar vizyonu açısından önem taşıyor. Türkiye, Lübnan‘ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine verdiği desteği sürekli olarak dile getiriyor. Ayrıca, Türkiye’nin İsrail ile son dönemde normalleşme adımları atmasına rağmen, Filistin davasına verdiği destek nedeniyle İsrail’in Lübnan‘a yönelik saldırıları Ankara’nın tepkisini çekiyor. Türkiye, UNIFIL‘e asker katkısı sağlayan ülkeler arasında yer alıyor ve bu saldırı, BM misyonunun güvenliğini de tehdit ediyor. Ekonomik boyutta ise, olası bir savaş Doğu Akdeniz’deki enerji arama faaliyetlerini ve Türkiye’nin bölgedeki ticaret rotalarını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Ankara, hem diplomatik girişimlerle hem de insani yardımlarla bölgede istikrarın sağlanması için çaba harcıyor.