Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi, 20 Haziran 2021'de yapılan erken genel seçimlerde oyların yaklaşık yüzde 54'ünü alarak Parlamento'da çoğunluğu elde etti. Bu sonuç, Paşinyan'ın Rusya'ya karşı mesafeli duruşunu ve Batı ile entegrasyon hedefini sürdürmesine olanak tanıyor. Seçimler, Dağlık Karabağ savaşındaki yenilginin ardından ülkede derin siyasi kriz yaşanırken düzenlendi. Paşinyan'ın en büyük rakibi, eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan liderliğindeki Rusya yanlısı Ermenistan İttifakı ise oyların yüzde 21'inde kaldı. Seçim sonuçları, Ermenistan'ın dış politikasında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Seçimin Arka Planı: Dağlık Karabağ'ın Gölgesinde Bir Zafer
2020 sonbaharında yaşanan 44 günlük Dağlık Karabağ Savaşı, Ermenistan için ağır bir yenilgiyle sonuçlanmıştı. Paşinyan, savaş sırasında ve sonrasında ateşkes anlaşmasını imzalayarak büyük tepki çekmiş, muhalefet kendisini istifaya çağırmıştı. Ancak savaş sonrası dönemde Paşinyan, Rusya'nın arabuluculuğundaki ateşkes sürecini yönetirken bir yandan da Avrupa Birliği ve ABD ile ilişkileri güçlendirmeye çalıştı. Seçim kampanyasında, ülkenin güvenlik sorunlarına çözüm vaat eden Paşinyan, ekonomik toparlanma ve yolsuzlukla mücadele sözleriyle seçmeni ikna etti. Seçim sonuçları, halkın Paşinyan'ın Batı yanlısı politikasına verdiği desteği teyit ederken, Rusya'nın bölgedeki nüfuzunun sorgulanmasına yol açtı.
Seçim süreci, uluslararası gözlemciler tarafından genel olarak özgür ve adil bulundu. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gözlemcileri, seçimlerin temel hak ve özgürlüklere saygı çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Ancak muhalefet, bazı usulsüzlük iddialarında bulundu. Koçaryan liderliğindeki Ermenistan İttifakı, seçim sonuçlarını tanımadıklarını açıkladı. Buna rağmen, uluslararası toplum Paşinyan'ın zaferini tebrik ederken, ABD ve AB'den destek mesajları geldi. Rusya ise daha temkinli bir tutum sergileyerek, seçim sonuçlarını tanıdı ancak Paşinyan'ın politikalarına duyduğu rahatsızlığı gizlemedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Rusya'nın Etkisi Azalıyor mu?
Ermenistan, Rusya liderliğindeki Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) ve Avrasya Ekonomik Birliği'nin üyesi olmasına rağmen, Paşinyan döneminde Moskova'ya mesafe koyma eğilimi gözlemleniyor. Paşinyan, Dağlık Karabağ savaşında Rusya'nın yeterli desteği vermediğini düşünüyor ve ülkesinin güvenliğini çeşitlendirme arayışında. Bu bağlamda, Fransa, ABD ve Hindistan ile askeri işbirliklerinin arttığı görülüyor. Seçim zaferi, Paşinyan'ın Batı'ya yönelik adımlarını hızlandırmasının önünü açtı. Özellikle AB ile Kapsamlı ve Geliştirilmiş Ortaklık Anlaşması'nın uygulanması ve ABD ile güvenlik işbirliğinin derinleştirilmesi bekleniyor.
Bu gelişmeler, Rusya'nın Güney Kafkasya'daki nüfuzunu zayıflatıyor. Moskova, Ermenistan'ın Batı'ya kaymasını engellemek için enerji ve güvenlik bağımlılığını kullanmaya çalışsa da, Paşinyan'ın seçim zaferi bu çabaları boşa çıkarabilir. Buna karşılık, Rusya'nın diğer bölge ülkesi Azerbaycan ile ilişkileri derinleşiyor. Azerbaycan, Rusya'dan aldığı silahlarla askeri kapasitesini artırırken, Moskova Bakü ile enerji işbirliğini geliştiriyor. Bu denklemde Ermenistan'ın manevra alanı sınırlı olsa da, Paşinyan'ın seçim zaferi Batı için bir fırsat penceresi açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ermenistan seçimleri, Türkiye'nin Güney Kafkasya politikası açısından önemli bir gelişme. Paşinyan'ın zaferi, Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecini olumlu etkileyebilir. Zira Paşinyan, geçmişte Türkiye ile sınırların açılması ve diplomatik ilişkilerin kurulması yönünde sinyaller vermişti. Ancak, Dağlık Karabağ sorununun çözümü ve Azerbaycan'ın tutumu bu sürecin önündeki engeller olarak duruyor. Türkiye, Azerbaycan'la dayanışma içinde hareket ederken, Ermenistan'ın Batı'ya yönelmesi Ankara'nın bölgedeki çıkarlarıyla örtüşmeyebilir. Öte yandan, Rusya'nın bölgedeki etkisinin azalması Türkiye'nin Kafkasya'da daha fazla inisiyatif almasına olanak tanıyabilir. Ancak bu, Türkiye'nin Azerbaycan'la uyumlu bir politika izlemesini gerektiriyor. Sonuç olarak, Paşinyan'ın zaferi Ankara için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor.