İran ve İsrail, birbirlerine yönelik hava saldırıları düzenleyerek ABD Başkanı Donald Trump’ın ateşkes çağrılarını görmezden geldi. Ortadoğu’da barış umutlarını zora sokan bu gelişme, bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendiriyor. İki ülke arasındaki düşmanlık son haftalarda tırmanışa geçmiş, özellikle İran’ın nükleer programı ve İsrail’in İran’a yönelik suikast iddialarıyla yeni bir boyut kazanmıştı. ABD’nin arabuluculuk çabalarına rağmen tarafların kararlı tutumu, ateşkes anlaşmasının geleceğini belirsizliğe sürüklüyor.
Gelişmenin arka planı
Gerilim, İran’ın İsrail’e yönelik insansız hava aracı saldırılarıyla başladı. İran Devrim Muhafızları, operasyonun İsrail’in Suriye’deki İran hedeflerine yönelik saldırılarına misilleme olduğunu açıkladı. İsrail, saldırıları püskürttüğünü ve hemen ardından İran’ın askeri tesislerine hava saldırıları düzenlediğini duyurdu. Her iki taraf da sivil kayıpların sınırlı olduğunu iddia ederken, Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum tırmanışın durdurulması çağrısı yaptı. ABD, bölgeye ek savaş gemisi konuşlandırarak caydırıcılığı artırmaya çalışıyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yaptığı açıklamada İran’ın nükleer tehdidine karşı her türlü tedbiri alacaklarını vurgularken, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, “meşru müdafaa” hakkını kullandıklarını söyledi. Son saldırılar, 2015 nükleer anlaşmasının yeniden canlandırılmasına yönelik dolaylı müzakereleri de sekteye uğrattı.
Bölgesel ve küresel boyut
İran-İsrail çatışması, Ortadoğu’nun kırılgan dengelerini tehdit ediyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, tırmanıştan endişe duyarak itidal çağrısı yaptı. Rusya, İran’a silah sevkiyatını artırırken, ABD İsrail’e askeri yardımını hızlandırdı. Avrupa Birliği, iki tarafı da kınayan bir bildiri yayımlayarak ateşkes çağrısını yineledi. Bu durum, küresel enerji piyasalarında belirsizliğe yol açtı; petrol fiyatları saldırıların ardından yüzde 3 oranında yükseldi. Çin, taraflara “soğukkanlılık” çağrısı yaparken, BM Güvenlik Konseyi’nde acil toplantı talep edildi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve İsrail arasındaki çatışmanın doğrudan tarafı olmasa da, bölgesel istikrarsızlıktan en çok etkilenecek ülkelerden biridir. Suriye ve Irak’taki güç dengelerini bozabilecek bu tırmanış, Türkiye’nin sınır güvenliğini ve enerji koridorlarını tehdit edebilir. Ankara, hem İran hem de İsrail’le dengeli ilişkiler sürdürme politikası izlerken, krizin derinleşmesi Türkiye’nin Ortadoğu’daki diplomatik manevra alanını daraltabilir. Ayrıca, bölgedeki insani krizin büyümesi ve enerji fiyatlarındaki oynaklık, Türkiye ekonomisi üzerinde ek baskı yaratabilir. Bu nedenle Türkiye, tansiyonun düşürülmesi için aktif arabuluculuk girişimlerinde bulunmaya hazırlanıyor.