Danimarka Başbakanı ve Sosyal Demokrat Parti lideri Mette Frederiksen, pazartesi günü yaptığı açıklamada, merkez sol bir koalisyon hükümeti kurma konusunda anlaştığını duyurdu. Bu anlaşma, Frederiksen'in üst üste üçüncü kez başbakanlık koltuğuna oturmasını sağlarken, ülkenin ABD Başkanı Donald Trump ile Grönland'ın geleceği konusunda yaşadığı diplomatik kriz ortamında iktidardaki konumunu pekiştirdi. Yaklaşık bir aydır süren maraton koalisyon görüşmelerinin ardından varılan uzlaşı, Frederiksen'in azınlık hükümetini kuracağını ve parlamentodaki diğer partilerin desteğine ihtiyaç duyacağını gösteriyor.
Gelişmenin arka planı ve koalisyon görüşmeleri
Danimarka'da 1 Kasım 2025'te yapılan genel seçimlerin ardından Frederiksen'in Sosyal Demokrat Partisi yüzde 27,8 oy oranıyla birinci parti olarak çıkmış ancak tek başına hükümet kurmak için gereken çoğunluğu sağlayamamıştı. Seçimlerin ardından başlayan koalisyon müzakereleri, özellikle Grönland konusundaki gerilim nedeniyle beklenenden uzun sürdü. ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı satın alma teklifini yinelemesi ve Danimarka ile Grönland yönetiminin bu teklifi reddetmesi, iki ülke arasındaki ilişkileri gerginleştirmişti. Frederiksen, Trump'ın talebine karşı 'Grönland'ın satılık olmadığını' vurgularken, bu tutum Danimarka iç politikasında geniş destek buldu. Koalisyon görüşmelerinde Sosyal Demokratlar, ılımlı merkez partileri ve yeşil sol ittifak arasında yapılan pazarlıklarda, iklim politikaları ve sosyal refah alanında ortak bir program üzerinde mutabakata varıldı.
Bölgesel ve küresel boyut: Grönland krizi ve NATO ittifakı
Frederiksen'in üçüncü dönemi, Danimarka'nın NATO içindeki konumunu ve Arktik bölgesindeki politikalarını yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Grönland, ABD için stratejik bir askeri üs (Thule Hava Üssü) ve önemli maden yataklarına ev sahipliği yaparken, iklim değişikliğiyle birlikte eriyen buzullar yeni deniz ticareti yolları açıyor. Trump'ın Grönland'a yönelik ilgisi, ABD'nin Çin ve Rusya'ya karşı Arktik bölgesindeki nüfuzunu artırma çabası olarak yorumlanıyor. Frederiksen hükümeti, Grönland'ın özerk statüsünü korumayı ve adanın kendi kaderini tayin hakkını desteklemeyi sürdürecek. Bu durum, Danimarka ile ABD arasında diplomatik bir denge kurmayı gerektiriyor. Ayrıca, yeni hükümetin iklim hedeflerine bağlılığı ve yeşil dönüşüm politikaları, AB'nin 2050 karbon nötr hedefleriyle uyumlu şekilde ilerleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Danimarka'daki bu siyasi istikrar ve Grönland odaklı dış politika, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de dolaylı yansımaları bulunuyor. Türkiye, NATO müttefiki olarak Arktik güvenlik ve deniz ticareti yolları konularında Danimarka ve ABD ile ortak çıkarlara sahip. Grönland'daki nadir toprak elementleri rezervleri, savunma sanayii ve yeşil teknoloji için kritik; Türkiye bu kaynaklara erişim için AB ve ABD ile rekabet ediyor. Frederiksen hükümetinin AB yanlısı duruşu, Türkiye-AB ilişkilerinde Danimarka'nın olası bir denge unsuru olmasını sağlayabilir. Ayrıca, Trump yönetimiyle yaşanan gerilim, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde benzer güç dengesi arayışlarını hatırlatıyor.