Citi Research Afrika Ekonomisti David Cowan, Güney Afrika ekonomisinin henüz büyüme ivmesi kazanmadığını, ekonominin güçlü bir hızlanma yerine direnç sergilediğini söyledi. Cowan, Zimbabve'nin toparlanmasının ise iyileşen mali disiplin, yüksek altın ve lityum fiyatları ile güçlenen tarımsal üretimden destek aldığını vurguladı. Açıklamalar, Afrika'nın en büyük iki ekonomisinin farklı patikalar izlediğini gösteriyor.
Güney Afrika: Direnç var, hızlanma yok
David Cowan'ın değerlendirmesine göre Güney Afrika ekonomisi, potansiyel büyüme hızının altında seyretmeye devam ediyor. Ülke, enerji krizi, lojistik aksaklıklar ve yapısal reformların yavaş ilerlemesi gibi sorunlarla boğuşuyor. Cowan, ekonominin daralma yaşamadığını ancak toparlanmanın da bir türlü rayına oturmadığını ifade etti. "Güney Afrika henüz büyüme virajını alamadı" diyen Cowan, mevcut durumu "güçlü bir hızlanmadan ziyade direnç" olarak nitelendirdi.
Ülkenin GSYH büyümesi son yıllarda ortalama %1'in altında kalırken, işsizlik %32'nin üzerinde seyrediyor. Elektrik kesintileri (load shedding) sanayi üretimini ve yatırım iştahını baskılıyor. Demiryolu ve liman altyapısındaki sorunlar ihracatı zorlaştırıyor. Cowan, bu yapısal engeller aşılmadıkça Güney Afrika'nın potansiyel büyüme hızına ulaşmasının zor olduğunu ima ediyor.
Öte yandan Güney Afrika Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadelede attığı adımlar ve mali konsolidasyon çabaları, ülkenin kırılganlığını bir miktar azaltmış durumda. Ancak Cowan'a göre bu, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir büyüme için yeterli değil. Yatırımcı güvenini kalıcı kılmak için reformların hızlandırılması gerekiyor.
Zimbabve: Mali disiplin ve emtia rüzgarı
Cowan, Zimbabve ekonomisinin ise olumlu bir ivme yakaladığını belirtti. Ülkenin toparlanmasında üç temel faktör öne çıkıyor: iyileşen mali disiplin, yüksek altın ve lityum fiyatları ile güçlenen tarımsal üretim. Zimbabve, yıllarca süren hiperenflasyon ve ekonomik çöküşün ardından para birimini yeniden yapılandırarak ve harcamaları kontrol altına alarak makroekonomik istikrarı tesis etmeye çalışıyor.
Altın fiyatlarının tarihi zirvelere yakın seyretmesi, Zimbabve'nin en önemli ihraç kalemlerinden biri olan altın gelirlerini artırıyor. Lityum ise küresel yeşil enerji dönüşümünün kilit madeni olarak ülkeye yeni yatırımlar çekiyor. Zimbabve, dünyanın en büyük lityum rezervlerinden bazılarına sahip ve Çin başta olmak üzere uluslararası şirketler burada madencilik projeleri yürütüyor. Tarımsal üretimdeki toparlanma da özellikle tütün ve mısır gibi ürünlerde ihracat gelirlerini destekliyor.
Ancak Cowan'ın da işaret ettiği gibi Zimbabve'nin toparlanması kırılgan. Ülke hâlâ yüksek borç yükü, döviz kıtlığı ve altyapı eksiklikleriyle mücadele ediyor. Mali disiplinin kalıcı hale gelmesi ve emtia fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı dayanıklılık oluşturulması gerekiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Güney Afrika ve Zimbabve'nin ekonomik performansı, Sahra Altı Afrika'nın genel görünümü açısından önemli. Güney Afrika, kıtanın en gelişmiş ekonomisi olarak bölgesel ticaret ve yatırımın motoru konumunda. Ülkedeki durgunluk, komşu ülkelere de yayılıyor. Zimbabve ise Güney Afrika ile sıkı ticari ve finansal bağlara sahip; Güney Afrika'nın toparlanamaması Zimbabve'ye de zarar veriyor.
Küresel ölçekte ise emtia fiyatlarındaki seyir, Afrika ekonomileri için belirleyici olmaya devam ediyor. Altın ve lityum fiyatlarındaki yükseliş, bu kaynaklara sahip ülkelere kısa vadeli rahatlama sağlasa da, yapısal reformlar olmadan sürdürülebilir kalkınma sağlanamıyor. Çin'in Afrika'daki artan ekonomik etkisi de hem Güney Afrika hem de Zimbabve için önemli bir dış faktör. Çin, her iki ülkenin de en büyük ticaret ortaklarından biri ve altyapı yatırımlarında başrol oynuyor.
Cowan'ın değerlendirmeleri, Afrika'nın iki farklı ekonomik hikayesini ortaya koyuyor: bir yanda direnç gösteren ama hızlanamayan Güney Afrika, diğer yanda mali disiplin ve emtia fiyatlarıyla toparlanmaya çalışan Zimbabve. Her iki ülke de küresel ekonomik dalgalanmalara karşı hassas. Önümüzdeki dönemde izlenecek politikalar, bu ülkelerin uzun vadeli büyüme patikalarını belirleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Afrika ve Zimbabve'deki ekonomik gelişmeler, Türkiye'nin Afrika açılımı ve ticari çıkarları açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda Afrika kıtasında ticaret ve yatırımını artırma stratejisi izliyor. Güney Afrika, Türkiye'nin kıtadaki en büyük ticaret ortaklarından biri. Bu ülkedeki ekonomik durgunluk, Türk ihracatçıları için pazar daralması anlamına gelebilir. Zimbabve'deki toparlanma ise Türk müteahhitlik ve ticaret firmaları için yeni fırsatlar yaratabilir. Ayrıca, altın ve lityum fiyatlarındaki yükseliş, küresel emtia piyasaları üzerinden Türkiye'nin enerji ve madencilik ithalat maliyetlerini etkileyebilir. Türkiye'nin Afrika'daki ekonomik diplomasisi, bu tür gelişmeleri yakından izlemeyi gerektiriyor.