Çin, Devlet Başkanı Xi Jinping'in teknoloji alanındaki iddialı hedeflerini gerçekleştirmek için gereken finansmanı bulmakta zorlanıyor; ülkenin sermaye piyasalarında son dönemde yaşanan toparlanma bile bu açığı kapatmaya yetmiyor. Pekin yönetimi, yapay zeka, yarı iletkenler ve kuantum bilişim gibi stratejik sektörlerde küresel liderliği hedeflerken, özel sektör yatırımlarının azalması ve jeopolitik gerilimlerin yarattığı belirsizlik, bu vizyonun finansmanını tehdit ediyor.
Gelişmenin arka planı
Xi Jinping, 2020'lerin başında teknolojiyi Çin'in büyüme motoru olarak tanımlamış ve 'kendi kendine yeterlilik' hedefiyle yerli çip üretimi, 5G altyapısı ve bulut bilişim gibi alanlara büyük yatırımlar yapılmasını emretmişti. Ancak ABD'nin yarı iletken ihracat kısıtlamaları ve teknoloji transferi engelleri, Çinli firmaların hem yabancı yatırım çekmesini hem de kendi Ar-Ge harcamalarını finanse etmesini zorlaştırdı. Şanghay ve Shenzhen borsalarındaki toparlanmaya rağmen, yatırımcıların devlet müdahalesinden ve düzenleyici belirsizliklerden çekinmesi, halka arzların ve özel sermaye akışının yavaşlamasına yol açtı.
Çin Merkez Bankası'nın faiz indirimleri ve teşvik paketleri piyasaları canlandırsa da, teknoloji şirketlerinin hisse senetleri hâlâ 2021 zirvelerinin oldukça altında. Özellikle yarı iletken sektöründe, SMIC (Semiconductor Manufacturing International Corporation) gibi devlet destekli firmalar bile kârlılık sorunları yaşıyor. Ulusal İstatistik Bürosu verilerine göre, teknoloji sektörüne yapılan sabit sermaye yatırımları 2024'te bir önceki yıla göre sadece %4,5 arttı; bu oran 2021'deki %15,2'nin oldukça gerisinde.
Bölgesel veya küresel boyut
Küresel ölçekte, Çin'in teknoloji finansmanındaki zorluklar, ABD ve Avrupa'nın yarı iletken üretimini kendi topraklarına çekme çabalarını hızlandırıyor. ABD'nin CHIPS Yasası kapsamında 52 milyar dolar tahsis etmesi ve Avrupa Birliği'nin benzer teşvikleri, Çin'i yalnızca teknolojide değil, aynı zamanda finansman rekabetinde de geride bırakıyor. Ayrıca, Çin'in teknoloji hedefleri için gerekli olan yüksek vasıflı iş gücü ve üniversite-sanayi iş birliği, Batı ülkelerindeki kadar güçlü değil.
Asya-Pasifik bölgesinde, Güney Kore ve Tayvan'ın yarı iletken üretimindeki hakimiyeti, Çin'in ithalat bağımlılığını artırıyor. Pekin, kısa vadede yerli üretimi artırarak bu bağımlılığı azaltmayı hedeflerken, yatırımcıların getiri beklentileri ve jeopolitik riskler nedeniyle uzun vadeli finansman sağlamak giderek güçleşiyor. Analistler, Çin'in teknoloji rüyasının gerçekleşmesi için özel sektörün devlet teşviklerinden daha büyük rol oynaması gerektiğini, bunun ise düzenleyici reformlar ve fikri mülkiyet koruması gibi alanlarda iyileştirmeleri zorunlu kıldığını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in teknoloji finansmanındaki zorluklar, Türkiye için hem fırsat hem risk oluşturuyor. Türkiye, Çin'den ithal ettiği yarı iletken ve elektronik bileşenlerde tedarik zinciri darboğazları yaşayabilir; ancak Çinli firmaların artan maliyet baskısı, Türk teknoloji girişimlerine alternatif ortaklık imkanları sunabilir. Ayrıca, Çin'in yatırım odağını daraltması, Türkiye'nin Avrupa ve Orta Doğu'ya açılan teknoloji üssü rolünü güçlendirebilir. Dış politika açısından, ABD ile Çin arasındaki teknoloji rekabeti, Türkiye'nin dengeli bir pozisyon almasını gerektiriyor; Ankara'nın her iki tarafla da teknoloji iş birliklerini sürdürmesi stratejik önem taşıyor.