Çin Halk Kurtuluş Ordusu, Tayvan Boğazı'ndaki gerilimin arttığı bir dönemde, adaya bakan cephedeki birliklerine yeni bir hava savunma füzesi konuşlandırdı. Devlet medyasında yer alan haberlere göre, söz konusu füzenin, ABD yapımı Patriot PAC2 ve PAC3 sistemlerine denk yeteneklere sahip olduğu değerlendirilen HQ-16F olduğu belirtiliyor. CCTV kanalı, 73. Ordu Grubu'nun ilk operasyonel biriminin bu füzelerle donatıldığına dair görüntüler yayımladı. Bu hamle, Çin'in Tayvan üzerindeki iddialarını askeri kapasiteyle pekiştirme stratejisinin bir parçası olarak yorumlanıyor.
Gelişmenin arka planı
HQ-16F, Çin'in orta menzilli hava savunma sistemleri ailesinin en yeni üyesi olarak öne çıkıyor. Uzun menzilli HQ-9 ve kısa menzilli HQ-7 arasında bir konumda yer alan bu sistem, deniz seviyesinden 15 kilometre yüksekliğe kadar hedefleri vurabiliyor. Analistlere göre HQ-16F, Patriot PAC-3'ün 160 kilometrelik menziline yakın bir etkili menzile sahip ve seyir füzeleri ile balistik füzelere karşı etkili bir savunma sağlıyor.
Çin, son yıllarda Tayvan çevresindeki askeri faaliyetlerini önemli ölçüde artırdı. 2022 yılında dönemin ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'nin Tayvan ziyaretinin ardından Çin, ada çevresinde büyük çaplı tatbikatlar düzenlemişti. Bu tatbikatlar sırasında Çin savaş uçakları, Tayvan'ın kendi ilan ettiği hava savunma tanımlama bölgesini ihlal ederek ada yönetimini alarm durumuna geçirmişti.
Yeni füze konuşlandırması, Çin'in hava savunma ağını kademeli olarak modernize etme çabalarının bir yansıması. Tayvan yönetimi ise ABD'den aldığı Patriot sistemleriyle hava savunmasını güçlendirmeye çalışıyor. İki taraf arasındaki bu silahlanma yarışı, Boğaz'da askeri gerginliği tırmandırma potansiyeli taşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD yönetimi, Çin'in bu hamlesine henüz resmi bir yanıt vermedi ancak Tayvan'ın savunma yeteneklerini artırmaya yönelik desteğini sürdürüyor. Washington, son olarak Tayvan'a 500 milyon dolar değerinde bir silah paketi onaylamıştı. Bu pakette, Patriot sistemleri için yedek parça ve eğitim desteği de yer alıyordu.
Çin'in Tayvan'a yönelik askeri baskısı, bölgedeki diğer aktörleri de tedirgin ediyor. Japonya, Çin'in askeri faaliyetlerini yakından izlerken, Filipinler ve Vietnam gibi Güney Çin Denizi'nde hak iddia eden ülkeler de benzer bir tehditle karşı karşıya. ABD'nin Hint-Pasifik stratejisi kapsamında Japonya, Avustralya ve Filipinler ile yaptığı ittifaklar, Çin'in askeri yayılmasına karşı bir denge unsuru oluşturmayı hedefliyor.
Öte yandan, Çin'in bu hamlesi, Tayvan'ın bağımsızlık yanlısı tutumunu değiştirmeyeceği gibi, ada yönetiminin savunma harcamalarını daha da artırmasına neden olabilir. Tayvan Savunma Bakanlığı, geçtiğimiz haftalarda yayımladığı bir raporda, Çin'in 2027 yılına kadar Tayvan'ı işgal etme kapasitesine ulaşabileceği uyarısında bulunmuştu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin yakın coğrafyasındaki bir kriz olmasa da, küresel güç dengeleri ve savunma sanayii açısından dolaylı etkiler taşıyor. Tayvan'daki gerilim, ABD'nin Asya'daki askeri kaynaklarını yoğunlaştırmasına yol açarken, Avrupa ve Ortadoğu'daki NATO müttefiklerine daha az kaynak ayrılmasına neden olabilir. Türkiye, NATO'nun güneydoğu kanadında kilit bir ülke olduğundan, bu kayma Ankara'nın güvenlik ihtiyaçlarının karşılanmasında gecikmelere yol açabilir. Ayrıca, Çin'in füze teknolojisindeki ilerlemeleri, Türkiye'nin kendi hava savunma sistemlerini geliştirme çabalarını (SİPER, HİSAR) teşvik edici bir faktör olabilir. Türkiye, Çin ile Tayvan arasındaki anlaşmazlıkta tarafsız bir pozisyon benimsemiş olmakla birlikte, Çin'in artan askeri gücü, Ankara'nın Pekin ile ilişkilerinde dikkatli bir denge kurmasını gerektiriyor.