Çin Sahil Güvenlik Teşkilatı, Tayvan adasının doğusunda "kanun uygulama devriyeleri" başlattığını açıkladı. Bu hamle, Pekin'in ada üzerindeki egemenlik iddialarını pekiştirme ve bölgedeki askeri varlığını artırma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Çin'in resmi açıklamasına göre, devriye filosu Tayvan Boğazı'nın doğusundaki sularda faaliyet gösterecek ve bu tür devriyelerin bundan sonra düzenli olarak gerçekleştirileceği belirtildi. Çin Sahil Güvenlik Teşkilatı, söz konusu bölgeyi kendi "yargı yetkisi altındaki sular" olarak tanımlarken, uluslararası hukukta tartışmalı olan bu iddia, Tayvan yönetimi ve başta ABD olmak üzere Batılı ülkeler tarafından reddediliyor.
Arka plan: Egemenlik tartışmaları ve askeri hareketlilik
Çin, Tayvan'ı kendi topraklarının ayrılmaz bir parçası olarak görüyor ve Ada'da fiilen faaliyet gösteren yönetimi tanımıyor. Pekin yönetimi, son yıllarda Tayvan çevresindeki askeri tatbikatlarını ve devriyelerini sıklaştırarak, Ada'yı ziyaret eden yabancı siyasetçilere ve askeri gemilere tepki gösteriyor. Çin Sahil Güvenlik Teşkilatı'nın bu son devriye duyurusu, Tayvan'ın doğu kıyılarına yakın bölgelerde daha fazla varlık gösterme niyetini ortaya koyuyor. Tayvan Savunma Bakanlığı ise Çin'in faaliyetlerini yakından takip ettiğini ve gerekli önlemleri aldığını belirtti.
Özellikle 2022'deki Nancy Pelosi ziyareti ve ardından gelen Çin'in askeri tatbikatları, Tayvan Boğazı'ndaki gerilimi tarihin en yüksek seviyelerinden birine çıkarmıştı. O tarihten bu yana Çin, Tayvan'ı çevreleyen hava sahası ve deniz yetki alanlarında sürekli bir askeri baskı uyguluyor. Sahil güvenlik devriyeleri, bu baskıyı sivil bir kolluk faaliyeti kılıfı altında sürdürme stratejisi olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Tayvan Boğazı'nda denge arayışı
Tayvan Boğazı, dünyanın en önemli deniz ticaret yollarından biri olup, küresel ticaretin yaklaşık üçte birine ev sahipliği yapıyor. Bölgedeki herhangi bir çatışma veya abluka, küresel tedarik zincirlerini ciddi şekilde etkileyebilir. Çin'in bu hamlesi, ABD ve müttefiklerini endişelendirirken, bölge ülkeleri tansiyonun düşürülmesi çağrısı yapıyor. ABD Donanması, Tayvan Boğazı'nda düzenli olarak transit geçişler yaparken, Japonya ve Avustralya da bölgedeki deniz güvenliğine katkıda bulunuyor. Çin ise bu geçişleri kendi egemenlik haklarına müdahale olarak nitelendiriyor.
Analistler, Çin'in sahil güvenlik devriyeleriyle fiili bir kontrol alanı oluşturmaya çalıştığını, bunun da ileride daha geniş çaplı askeri operasyonlar için zemin hazırlayabileceğini belirtiyor. Öte yandan, Tayvan yönetimi, Ada'nın savunmasını güçlendirmek için ABD'den silah alımlarını artırırken, Çin'in bu tür adımları "ayrılıkçılık" olarak nitelendirip misilleme yapacağını açıklıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Tayvan konusunda resmi olarak "Tek Çin" politikasını benimsemekte ve Tayvan'ı bağımsız bir devlet olarak tanımamaktadır. Ancak Türkiye, Tayvan ile gayriresmi ekonomik ve ticari ilişkilerini sürdürmektedir. Çin'in Tayvan çevresindeki artan askeri ve sahil güvenlik faaliyetleri, küresel tedarik zincirlerini ve dolayısıyla Türkiye'nin de parçası olduğu ticaret yollarını etkileyebilecek potansiyele sahiptir. Ayrıca, Türkiye'nin bir NATO müttefiki olarak ABD ve diğer Batılı ülkelerle olan ilişkileri, Tayvan Boğazı'ndaki gerilimlerin yönetilmesinde dolaylı bir rol oynamasını gerektirebilir. Türkiye, bu tür bölgesel krizlerde itidalli bir duruş sergileyerek hem Çin ile olan ilikilerini korumaya hem de Batı ittifakındaki konumunu muhafaza etmeye çalışacaktır.