Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA), hafta sonu ABD ve Filipinler'in Scarborough Shoal yakınlarında düzenlediği ortak deniz tatbikatına yanıt olarak Güney Çin Denizi'ne savaş gemileri ve uçaklar gönderdiğini açıkladı. PLA'nın açıklaması, Manila yönetiminin dört Çin gemisinin ABD-Filipinler tatbikatını izlediğini duyurmasından bir gün sonra geldi. Askeri kaynaklar, Çin'in bölgedeki varlığını artırarak egemenlik iddialarını pekiştirmeyi hedeflediğini belirtiyor.
Tatbikatın ayrıntıları ve Çin'in tepkisi
ABD Donanması'na ait Independence sınıfı kıyı savaş gemisi USS Mobile ile Filipinler Deniz Kuvvetleri'ne ait BRP Andres Bonifacio ve BRP Jose Rizal fırkateynleri, Scarborough Shoal'ın yaklaşık 70 deniz mili kuzeyinde ortak bir deniz tatbikatı gerçekleştirdi. Tatbikat sırasında, dört Çin savaş gemisi ve birkaç balıkçı gemisi bölgeye yaklaştı. Filipinler Sahil Güvenliği, Çin gemilerinin tatbikat sahasını izlediğini ancak herhangi bir çatışma yaşanmadığını bildirdi. PLA, hareketin "milletlerarası hukuka uygun" olduğunu savundu.
Bölgesel ve küresel boyut
Güney Çin Denizi, dünyanın en işlek deniz ticaret yollarından biri olmasının yanı sıra büyük hidrokarbon rezervlerine ev sahipliği yapıyor. Çin, Tayvan, Vietnam, Filipinler, Malezya ve Brunei arasında egemenlik anlaşmazlıkları bulunan bölge, son yıllarda artan askeri gerilime tanıklık ediyor. Scarborough Shoal, 2012'de Çin'in kontrolüne geçtikten sonra Manila-Pekin arasında sürekli bir sürtüşme kaynağı oldu. ABD ise müttefiki Filipinler'e destek amacıyla düzenli devriye ve tatbikatlar yapıyor. Uzmanlar, Çin'in tatbikatı protesto etmek ve bölgedeki hakimiyetini göstermek için bu hamleyi yaptığı yorumunda bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hint-Pasifik bölgesinde Doğu Asya ülkeleriyle ekonomik ilişkilerini geliştirirken, Güney Çin Denizi'ndeki gerilimin ticaret yollarına etkisini yakından izlemelidir. Bölgedeki istikrarsızlık, Çin anakarasına bağımlı küresel tedarik zincirlerini tehdit edebilir. Ayrıca, ABD'nin müttefiki Filipinler'e verdiği desteğin, Türkiye'nin kendi güvenlik çıkarları açısından örnek teşkil etmesi mümkündür. Ankara, iki süper güç arasındaki rekabette denge politikası izlerken, bu gelişmeyi diplomasi ve uluslararası hukuk çerçevesinde değerlendirmelidir.