Çin Ticaret Bakanlığı, ulusal güvenlik gerekçesiyle Japonya merkezli 30'dan fazla şirket ve kuruluşa yönelik ihracat kontrolleri uygulamaya koyduğunu duyurdu. Pekin yönetimi, bu adımı Tokyo'nun 'yeni militarist' eğilimlerine karşı bir misilleme olarak nitelendirdi. Karar kapsamında özellikle yarı iletken üretim ekipmanları, elektronik bileşenler ve hassas makine parçaları gibi stratejik ürünlerin Japonya'ya ihracatı sıkı denetime tabi tutulacak. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, 'Japonya'nın son dönemde askeri kapasitesini artırma çabaları ve bölgesel güvenliği tehdit eden politikaları, bu önlemleri zorunlu kılmıştır' ifadelerine yer verildi.
Gelişmenin arka planı: Tokyo'nun 'yeni militarizm' adımları
Çin'in ihracat kısıtlaması, Japonya Başbakanı Fumio Kişida hükümetinin geçen yıl açıkladığı Milli Güvenlik Stratejisi'nde (NSS) yapılan köklü değişikliklerin ardından geldi. Tokyo, 2022 sonunda yayımladığı belgede, 'düşman üslerine karşı misilleme kapasitesi' edinme hedefini ilk kez resmileştirmişti. Bu adım, Japonya'nın İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana benimsediği pasifist anayasayı fiilen deldiği gerekçesiyle Çin ve Kuzey Kore'den sert tepki çekmişti. Ayrıca Japonya, savunma harcamalarını 2027 yılına kadar GSYİH'nın yüzde 2'sine çıkarma planıyla bölgedeki en hızlı silahlanma programlarından birini yürütüyor. Pekin, bu hamleleri 'tarihsel sorumluluklardan kaçış' ve 'Asya'da yeni bir silahlanma yarışını kışkırtma' olarak yorumluyor.
Çin'in son yaptırım kararı, iki ülke arasında son yıllarda tırmanan ticari gerilimlerin en somut göstergelerinden birini oluşturuyor. Geçen yıl Tokyo, Çin'e yönelik yarı iletken üretim ekipmanı ihracatına kısıtlamalar getirmiş, ABD'nin Çin'in çip sektörünü hedef alan yaptırımlarına katılmıştı. Çin Ticaret Bakanlığı, bugünkü kararın 'ayrımcı ve adil olmayan' Japon kısıtlamalarına 'orantılı bir yanıt' olduğunu vurguladı. Bakanlık Sözcüsü, 'Japonya'nın ekonomik güvenlik adı altında uyguladığı tek taraflı kısıtlamalar, küresel tedarik zincirlerini bozmakta ve serbest ticaret ilkelerini ihlal etmektedir' dedi.
Bölgesel ve küresel boyut: Çin-Japonya rekabeti yeni bir evreye mi giriyor?
Çin'in bu hamlesi, Asya-Pasifik bölgesindeki güç mücadelesinde yeni bir aşamayı işaret ediyor. Uzmanlar, ihracat kontrollerinin özellikle yarı iletken ve ileri teknoloji alanlarında yoğunlaşması nedeniyle küresel tedarik zincirlerinde ciddi aksamalara yol açabileceğini belirtiyor. Japonya, dünya çip üretim ekipmanları pazarının yüzde 30'undan fazlasını elinde bulundururken, Çin hem bu ekipmanların hem de hammaddelerin en büyük alıcılarından biri konumunda. Bu nedenle iki ülke arasındaki teknoloji savaşı, yalnızca ikili ilişkileri değil, küresel elektronik, otomotiv ve savunma sanayilerini de etkileyebilir.
Karar ayrıca, ABD öncülüğündeki Çin'den 'teknolojik kopuş' stratejisine Tokyo'nun verdiği desteğe bir yanıt olarak görülüyor. Washington, Çin'in yarı iletken ve yapay zeka alanlarındaki yükselişini engellemek için Japonya ve Hollanda ile birlikte koordineli kısıtlamalar uyguluyor. Pekin'in son adımı, bu ittifaka karşı 'ekonomik zorlama' araçlarını kullanma iradesini ortaya koyuyor. Öte yandan, Çin'in kendi yarı iletken sanayisini geliştirme çabaları (örneğin Huawei ve SMIC gibi firmalar) hız kesmeden devam ediyor. Uzun vadede bu tür kısıtlamaların, Çin'in ithalata bağımlı olduğu alanlarda yerli üretimi teşvik ederek beklenenin aksine Pekin'in teknolojik özerkliğini güçlendirebileceği yorumları yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin-Japonya arasındaki bu ticari ve teknolojik gerilim, Türkiye gibi yükselen ekonomiler için hem risk hem de fırsat barındırıyor. Kısa vadede küresel tedarik zincirlerindeki aksamalar, özellikle elektronik ve otomotiv sektörlerinde hammadde ve ara malı tedarikinde sıkıntı yaratabilir. Türkiye'nin yarı iletken ithalatının önemli bir kısmı Asya ülkelerinden geldiğinden, bu durum yerli üretim maliyetlerini artırabilir. Öte yandan, Çin'in kendi teknolojik ekosistemini güçlendirme çabaları, Türk firmaları için alternatif tedarikçi arayışlarını hızlandırabilir. Ayrıca, iki ülke arasındaki rekabetin derinleşmesi, Türkiye'nin hem Çin hem de Japonya ile olan ticari ilişkilerinde daha dengeli bir pozisyon almasını gerektirebilir. Bölgesel güvenlik açısından, Asya-Pasifik'teki bu gerginlik, Türkiye'nin NATO müttefiki olarak Japonya ile askeri iş birliğini artırma potansiyelini de beraberinde getiriyor ve bu durum Pekin ile ilişkilerde yeni bir dengeleyici unsur olabilir.