Kuzey Kore, ekonomik olarak ayakta kalabilmek için büyük ölçüde Çin'e bağımlı. Pyongyang'ın meşru dış ticaretinin yaklaşık yüzde 95'i Çin üzerinden gerçekleşiyor. Bunun yanı sıra siber saldırılarla elde edilen gelirler, yasadışı silah satışları ve yurt dışında çalışan Kuzey Koreli işçilerin gönderdiği dövizler de ülke ekonomisinin can damarını oluşturuyor. Birleşmiş Milletler yaptırımlarına rağmen, Kuzey Kore uluslararası sistemden tamamen kopmuş değil. Çin'in sağladığı bu ekonomik destek, rejimin ayakta kalmasını sağlarken, küresel jeopolitik dengeleri de etkiliyor.
Gelişmenin arka planı
Kuzey Kore, 1950-53 Kore Savaşı'ndan bu yana ağır uluslararası yaptırımlar altında. Özellikle nükleer ve balistik füze programları nedeniyle BM Güvenlik Konseyi tarafından defalarca cezalandırıldı. Ancak Çin, coğrafi yakınlığı ve stratejik ortaklığı sayesinde Kuzey Kore için vazgeçilmez bir ticaret ortağı olmaya devam ediyor. Çin'den gıda, yakıt, inşaat malzemeleri ve makine ithal eden Kuzey Kore, karşılığında kömür, demir cevheri ve deniz ürünleri ihraç ediyor. 2020'de COVID-19 sınır kapatmaları ticareti neredeyse durma noktasına getirse de, 2022'den itibaren kademeli olarak yeniden canlandı.
Çin ayrıca Kuzey Kore'ye doğrudan mali yardım da sağlıyor. Resmi rakamlar olmasa da, uzmanlar yıllık yardımın yüz milyonlarca dolar olduğunu tahmin ediyor. Bunun yanında Çin bankaları, yaptırımları delmek için kullanılan karmaşık finansal ağları yönetiyor. Birleşmiş Milletler raporları, Kuzey Kore'nin siber saldırılarla 2015'ten bu yana en az 1,7 milyar dolar çaldığını belirtiyor. Bu paraların büyük kısmı kripto para birimleri üzerinden aklanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin-Kuzey Kore ekonomik ilişkisi, sadece iki ülkeyi değil, tüm Doğu Asya güvenlik mimarisini etkiliyor. Çin, Kuzey Kore'yi tampon bölge olarak görüyor ve rejimin çökmesi durumunda mülteci akını ve ABD güçlerinin sınıra dayanması riskini taşıyor. Bu nedenle Pekin, Pyongyang'a tam destek verse de nükleer silahlanmasını sınırlamaya çalışıyor. Ancak son yıllarda Çin'in bu konudaki etkisi azaldı. Kim Jong-un, 2023'te yeni kıtalararası balistik füzeler test ederken Çin'den herhangi bir açık kınama gelmedi.
Küresel boyutta ise Kuzey Kore, uluslararası yaptırım rejiminin en büyük zayıf halkası. ABD ve müttefikleri, Çin'i yaptırımları yeterince uygulamamakla suçluyor. Özellikle Biden yönetimi, Kuzey Kore'nin Rusya'ya top mermisi sağladığı iddialarını gündeme getiriyor. Bu durum, ABD-Çin rekabetinde yeni bir gerilim alanı yaratıyor. Aynı zamanda, Kuzey Kore'nin siber saldırıları Güney Kore ve Japonya başta olmak üzere birçok ülkenin altyapısını tehdit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kuzey Kore'nin Çin'e bağımlılığı ve yaptırımlara rağmen ayakta kalması, Türkiye'nin de benzer ekonomik baskılarla karşılaşabileceği bir model sunuyor. Türkiye, ABD yaptırımlarıyla mücadelede alternatif ticaret yolları ararken, Çin'in bu rolü dikkatle incelenmeli. Ayrıca Kuzey Kore'nin siber saldırı kabiliyeti, Türkiye'nin de savunmasız olabileceği bir tehdit. Küresel yaptırım rejiminin delinmesi, Türkiye'nin de dahil olduğu uluslararası normları zayıflatıyor. Ancak iki ülke arasında doğrudan bir ekonomik veya diplomatik bağ olmadığından, etki dolaylı ve sınırlı kalıyor.