İsrail ve Lübnan, ABD öncülüğünde yürütülen diplomatik görüşmeler sonucunda koşullu bir ateşkes anlaşmasına vardı. Anlaşma, İsrail'in son haftalarda Lübnan topraklarına yönelik saldırılarını önemli ölçüde artırması ve 20 yıl aradan sonra en derin kara harekâtını başlatmasının ardından geldi. Ateşkesin, taraflar arasında gerilimi azaltması ve bölgesel istikrara katkı sağlaması bekleniyor. Anlaşmanın detayları henüz netleşmezken, özellikle sınır güvenliği ve Hizbullah'ın silahsızlandırılması gibi konularda taraflar arasında önemli farklılıklar bulunduğu belirtiliyor.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail ile Lübnan arasındaki gerginlik, özellikle Lübnan merkezli Hizbullah hareketinin İsrail'in kuzey sınırına yönelik saldırıları sonrasında tırmanışa geçmişti. İsrail ordusu, Lübnan'ın güney kesiminde Hizbullah mevzilerine yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırırken, sınır ötesinde kapsamlı bir kara operasyonu başlatmıştı. Bu operasyon, İsrail'in 2006 yılındaki Lübnan savaşından bu yana bölgeye yaptığı en büyük kara harekâtı olarak kayıtlara geçti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, operasyonun amacının kuzey İsrail'deki yerleşim yerlerine yönelik roket tehdidini ortadan kaldırmak ve Hizbullah'ın askeri altyapısını imha etmek olduğunu ifade etti. İsrail'in askeri hareketliliği, bölgede insani krize yol açarken, uluslararası toplum tarafları itidale çağırdı.
ABD yönetimi, tırmanan çatışmaların önüne geçmek için diplomatik girişimleri hızlandırdı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın bölgeye yaptığı ziyaretlerin ardından, İsrail ve Lübnan hükümetleri arasında dolaylı görüşmeler başlatıldı. Müzakerelerde, BM'nin 1701 sayılı kararı temel alınarak, Litani Nehri'nin güneyinde Hizbullah dışındaki silahlı grupların varlığına son verilmesi ve Lübnan ordusunun bölgede kontrolü sağlaması gibi koşullar ele alındı. İsrail tarafı, anlaşmanın uygulanması için uluslararası bir denetim mekanizması kurulmasını talep ederken, Lübnan hükümeti egemenlik haklarına vurgu yaptı.
Bölgesel Boyut
İsrail-Lübnan ateşkesi, sadece ikili ilişkileri değil, tüm Ortadoğu dengelerini etkileyebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Anlaşmanın başarılı olması durumunda, İran'ın bölgedeki en önemli vekil gücü olan Hizbullah'ın askeri kapasitesinin sınırlandırılması söz konusu olabilir. Bu durum, İsrail-İran geriliminde de yeni bir denklem yaratabilir. Öte yandan, Hizbullah'ın ateşkese uyup uymayacağı ve Lübnan hükümetinin anlaşmanın koşullarını ne ölçüde hayata geçirebileceği belirsizliğini koruyor. Bölge ülkeleri, özellikle Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri, ateşkesi Lübnan'ın egemenliğinin güçlenmesi ve istikrarın sağlanması açısından olumlu karşıladı. Avrupa Birliği ve BM de anlaşmayı memnuniyetle karşılayarak tarafları diyaloğa devam etmeye çağırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-Lübnan ateşkesi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikası ve bölgesel güvenlik çıkarları açısından önem taşıyor. Türkiye, Lübnan'ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine vurgu yaparken, bölgede istikrarın sağlanmasını destekliyor. Ateşkes, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji arama faaliyetleri ve deniz yetki alanları üzerindeki baskıyı hafifletebilir. Ayrıca, Suriye'deki istikrarsızlıkla bağlantılı olan Lübnan'daki gelişmeler, Türkiye'nin güney sınırındaki güvenlik ortamını da etkileme potansiyeline sahip. Ancak, Hizbullah'ın silahsızlandırılması konusundaki belirsizlikler, bölgesel bir çatışmanın yeniden alevlenme riskini canlı tutuyor. Bu nedenle, Türkiye ateşkesin kalıcı olması için yapıcı bir rol üstlenebilir.