Çin, hızla yaşlanan nüfusunun yol açtığı nörodejeneratif hastalık krizine karşı Geleneksel Çin Tıbbı'na (TCM) dayalı yeni tedaviler geliştirmek için kapsamlı bir hamle başlattı. Ülke, Alzheimer ve Parkinson hastalıklarında dünyadaki en yüksek vaka sayısına sahip ve bu vakaların hızla arttığı uyarıları yapılıyor. Pekin yönetimi, hem kamu sağlığı sistemini rahatlatmak hem de küresel ilaç pazarında söz sahibi olmak için TCM'nin binlerce yıllık bilgi birikimini modern ilaç geliştirme süreçleriyle birleştiriyor.
Gelişmenin arka planı: Nörodejeneratif hastalıklar ve Çin'in demografik dönüşümü
Çin'de 65 yaş üstü nüfus 2023 itibarıyla 200 milyonu aşmış durumda ve bu oranın 2050'de %30'a ulaşması bekleniyor. Bu demografik dönüşüm, Alzheimer ve Parkinson gibi yaşa bağlı nörodejeneratif hastalıkların yaygınlığını artırıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Çin'de şu anda yaklaşık 10 milyon Alzheimer ve 3 milyon Parkinson hastası bulunuyor. Bu rakamlar, her iki hastalıkta da dünya lideri konumunda. Hastalıkların tedavi maliyetlerinin yıllık 250 milyar doları aştığı tahmin ediliyor.
Pekin, bu krizle başa çıkmak için 2021'de başlattığı 'Sağlıklı Çin 2030' planı kapsamında nörodejeneratif hastalıklara yönelik araştırmalara öncelik verdi. Çin Tıp Bilimleri Akademisi öncülüğünde, TCM formüllerinin bilimsel olarak taranması ve klinik deneylerin hızlandırılması hedefleniyor. 2023'te onaylanan ve TCM kaynaklı ilk Alzheimer ilacı olan 'GV-971' (sodyum oligomannat), bu stratejinin somut bir ürünü olarak öne çıktı. İlaç, Çin'de 2019'da koşullu onay almış ancak etkinliği konusunda uluslararası tartışmalar sürmektedir.
Bölgesel ve küresel boyut: Çin'in TCM atağı ve ilaç diplomasisi
Çin'in TCM temelli ilaç geliştirme hamlesi, yalnızca iç pazarı hedeflemiyor. Ülke, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Orta Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerine TCM ürünlerini ihraç etmeyi planlıyor. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü verilerine göre, Çin 2022'de nörodejeneratif hastalıklarla ilgili patent başvurularında ABD'yi geçti. Özellikle Alzheimer ve Parkinson tedavisine yönelik bitkisel kökenli moleküller üzerine yoğunlaşılıyor.
Bu gelişme, Batılı ilaç şirketleri için de bir meydan okuma anlamına geliyor. Novartis, Roche ve Pfizer gibi firmalar, Çin'in yükselen TCM araştırmalarını yakından izliyor. Öte yandan, bilimsel çevreler TCM kaynaklı ilaçların plasebo kontrollü deneylerde yeterli kanıt sunamadığı eleştirisini yapıyor. Çin, bu eleştirilere yanıt olarak 2024'te yayımladığı yeni kılavuzla klinik deney standartlarını yükseltti ve uluslararası iş birliklerini artırma kararı aldı.
Küresel nörodejeneratif hastalık pazarının 2027'ye kadar 40 milyar doları bulması bekleniyor. Çin'in bu pazardan pay alma çabaları, TCM'nin modern ilaç endüstrisine entegrasyonu açısından bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in nörodejeneratif hastalıklara yönelik TCM temelli ilaç geliştirme hamlesi, Türkiye için bir fırsat penceresi açıyor. Türkiye'de de 65 yaş üstü nüfus artışına paralel olarak Alzheimer ve Parkinson vakaları yaygınlaşıyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2023'te 600 bin Alzheimer hastası bulunuyor. Çin ile bitkisel ilaç araştırmaları konusunda ortak projeler geliştirilebilir; özellikle Türkiye'nin zengin endemik bitki florası, doğal bileşik keşfinde avantaj sağlayabilir. Ancak, Çin'in patent stratejisi ve ilaç ihracatına yönelik sübvansiyon politikaları, Türkiye'nin kendi ilaç sektörünü korumak için dikkatli olmasını gerektiriyor. TCM ürünlerinin bilimsel geçerliliği konusundaki tartışmalar da göz önüne alındığında, Türkiye'nin bu alanda bağımsız araştırma kapasitesini artırması stratejik bir öncelik haline geliyor.