Bangladeş'te, geçtiğimiz ay yaşanan kitlesel protestolar sonucu devrilen eski Başbakan Şeyh Hasina'ya ait olduğu belirtilen 6,2 milyar ABD doları (yaklaşık 210 milyar Bangladeş takası) değerindeki varlık, geçici hükümet tarafından donduruldu ve el konuldu. Yetkililer, bu varlıkların yurt dışına kaçırıldığı gerekçesiyle 98 ayrı dava açarken, kayıp paranın iadesi için uluslararası iş birliği çağrıları yapıyor. Bangladeş Merkez Bankası ve Mali İstihbarat Birimi'nin yürüttüğü soruşturma kapsamında, söz konusu fonların çoğunlukla Dubai, Singapur ve Londra'daki banka hesaplarında ile lüks gayrimenkullerde olduğu tespit edildi.
Gelişmenin arka planı
Şeyh Hasina, 1996-2001 ve 2009-2024 yılları arasında kesintisiz olarak Bangladeş Başbakanı olarak görev yaptı. Uzun iktidarı boyunca ülkenin ekonomik büyümesine öncülük eden Hasina, aynı zamanda muhalefeti sindirmek ve yargı bağımsızlığını zayıflatmakla suçlanıyordu. Bu yıl temmuz ayında başlayan öğrenci protestoları, yolsuzluk iddiaları ve otoriter yönetim tarzı nedeniyle kısa sürede ülke geneline yayıldı. Ağustos ayında Hasina Hindistan'a kaçarken, yerine Nobel ödüllü Muhammed Yunus liderliğinde bir geçici hükümet kuruldu. Yeni yönetim, eski rejimin yolsuzluklarını araştırmak üzere özel bir komisyon oluşturdu.
Komisyonun ilk bulgularına göre, Hasina ailesi ve yakın çevresi, iktidar döneminde kamu ihalelerinden, banka kredilerinden ve doğal kaynak gelirlerinden usulsüz olarak elde ettikleri paraları, karmaşık bir off-shore ağı üzerinden yurt dışına aktardı. Tespit edilen 6,2 milyar doların yanı sıra, Bangladeş'teki 35 şirketin ve yüzlerce dönüm arazinin de Hasina'ya ait olduğu iddia ediliyor. Ancak geçici hükümet, bu varlıkların tam listesinin henüz kamuoyuyla paylaşılmadığını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bangladeş'teki bu varlık takibi, Güney Asya'da yolsuzlukla mücadele açısından bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Bölgede Pakistan ve Sri Lanka gibi ülkeler de benzer şekilde eski liderlerin kaçırdığı varlıkları geri almaya çalışıyor. Ancak uluslararası hukukta, egemen bir ülkenin eski liderine ait yabancı ülkelerdeki mal varlığının iadesi, çoğu zaman uzun süren hukuki mücadeleler gerektiriyor. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri ve Singapur gibi finans merkezleri, paranın kaynağının kara para aklama olup olmadığını sorgulamadan varlıkları kabul etmekle eleştiriliyor. Bu durum, küresel finansal sistemin yolsuzlukla mücadeledeki zaaflarını bir kez daha gündeme getiriyor.
Uzmanlar, Bangladeş'in bu operasyonunun başarılı olması halinde, benzer durumdaki diğer ülkeler için de emsal teşkil edebileceğini belirtiyor. Öte yandan, Hindistan'ın Hasina'ya geçici sığınma hakkı vermesi, iki ülke arasında gerginliğe yol açmış durumda. Dakka, Hasina'nın iadesini talep ederken; Yeni Delhi, bu talebi henüz yanıtlamadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bangladeş'teki bu gelişme, Türkiye için dolaylı da olsa önemli ipuçları barındırıyor. İki ülke arasında son yıllarda artan ticaret hacmi ve savunma iş birliği (özellikle İHA satışları) düşünüldüğünde, istikrarlı bir Bangladeş, Ankara'nın Güney Asya'daki çıkarları açısından kritik. Öte yandan, Türkiye de yolsuzlukla mücadele kapsamında kaçak varlıkların iadesi konusunda uluslararası çabalara katılıyor. Bu haber, Türk kamuoyunda 'kayyum atamaları' ve 'yurt dışına kaçırılan paralar' gibi hassas konuları akla getirebilir. Ancak Bangladeş'teki geçici hükümetin kararlılığı, yolsuzlukla mücadelede kararlı adımlar atılmasının mümkün olduğunu gösteriyor ve bu, benzer süreçler için ilham verici olabilir.