Çin, mayıs ayında alüminyum ihracatını patlatarak Orta Doğu’daki çatışmalar nedeniyle küresel piyasalarda oluşan arz açığını kapatmaya başladı. Resmi verilere göre, dünyanın en büyük alüminyum üreticisi konumundaki Çin, mayısta bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %45 artışla 700 bin tonun üzerinde alüminyum ve alüminyum alaşım ihraç etti. Bu artış, özellikle İsrail-Hamas savaşının ve Kızıldeniz’deki gerginliklerin üretim ve lojistik hatlarını sekteye uğrattığı bir dönemde, küresel alıcıların Çin’e yönelmesiyle gerçekleşti. Savaş, başta Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn olmak üzere Körfez ülkelerindeki alüminyum tesislerini doğrudan etkilemese de, lojistik maliyetlerini artırdı ve bazı üreticileri üretimi azaltmaya zorladı. Çinli ihracatçılar, bu boşluğu doldurmak için üretim kapasitelerini sonuna kadar kullanırken, gümrük verileri ihracatın haziran ayında da yüksek seyrettiğini gösteriyor.
Gelişmenin Arkası: Savaşın Küresel Tedarik Zincirine Etkileri
Orta Doğu’daki çatışmalar, özellikle İsrail’in Gazze operasyonları ve Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıları, küresel tedarik zincirlerinde ciddi aksamalara yol açtı. Süveyş Kanalı üzerinden yapılan deniz ticareti, güvenlik endişeleri nedeniyle yaklaşık %30 oranında azalırken, Ümit Burnu rotasını kullanmak zorunda kalan gemiler nakliye sürelerini 10-14 gün uzatıyor. Bu durum, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki alüminyum üreticilerinin Avrupa ve Asya pazarlarına sevkiyatlarını geciktiriyor. Küresel alüminyum fiyatları, Londra Metal Borsası’nda (LME) mart ayından bu yana %15 artarak ton başına 2.500 doların üzerine çıktı. Öte yandan Çin, alüminyum üretiminde kritik bir girdi olan elektrik enerjisini kömür ve hidroelektrik santrallerinden sağlıyor; mayıs ayındaki yağışların bol olması, hidroelektrik üretimini artırarak enerji maliyetlerini düşürdü ve ihracatı teşvik etti.
Ancak Çin’in alüminyum ihracatındaki bu artış, bazı ülkelerde anti-damping endişelerini de beraberinde getiriyor. ABD Ticaret Bakanlığı, Çin’in alüminyum sektörüne sağladığı sübvansiyonlar nedeniyle daha önce ek gümrük vergileri uygulamıştı. Avrupa Birliği de benzer bir soruşturma yürütüyor. Çinli yetkililer, ihracat artışının geçici olduğunu ve küresel arz-talep dengesizliğini düzeltmeye yönelik olduğunu savunsa da, ticaret ortakları bu durumu yakından izliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Çin’in Petrol İthalatı Dibe Vurdu
Alüminyum ihracatındaki patlamanın gölgesinde, Çin’in ham petrol ithalatı mayıs ayında sekiz yılın en düşük seviyesine geriledi. Gümrük Genel İdaresi verilerine göre, Çin mayısta günde yaklaşık 8,5 milyon varil petrol ithal etti; bu rakam bir önceki yılın aynı dönemine göre %12, bir önceki aya göre ise %7 düşüş anlamına geliyor. Düşüşte, başlıca petrol ihracatçıları Suudi Arabistan ve Irak’tan yapılan sevkiyatların savaş nedeniyle aksaması etkili oldu. Kızıldeniz’deki güvenlik krizi, tankerlerin sigorta primlerini artırırken, bazı tanker şirketleri rotalarını değiştirmek zorunda kaldı. Ayrıca, Çin’in ekonomik büyümesinin yavaşlaması ve rafinerilerin bakım çalışmaları da talebi baskıladı. Petrol fiyatlarındaki dalgalanma, küresel enflasyon baskılarını yeniden canlandırabilir. Çin’in alüminyum ihracatındaki artışı ise, küresel sanayi üretiminde Çin’e olan bağımlılığın yeni bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Uzmanlar, eğer Orta Doğu’daki çatışmalar uzarsa, Çin’in diğer metaller ve nadir toprak elementlerinde de benzer bir tedarikçi rolü üstlenebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, alüminyum ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşılayan bir ülke olarak, bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Çin’in ihracat artışı, küresel fiyatları bir miktar dengeleyerek Türkiye’nin ithalat maliyetlerini düşürebilir. Ancak, Çin’in petrol talebindeki düşüş, Rusya’nın Ukrayna savaşı sonrası enerji ihracatını Çin’e yönlendirmesiyle birlikte, Türkiye’nin enerji ticaretindeki konumunu zayıflatabilir. Türkiye, Çin’den gelen ucuz alüminyumun yerli üreticiler üzerinde yaratacağı rekabet baskısına karşı dikkatli olmalı. Ayrıca, Kızıldeniz’deki güvenlik krizi, Türkiye’nin Akdeniz limanları üzerinden Avrupa’ya yaptığı transit ticaretin önemini artırabilir.