Çekya'da hükümet, kamu yayıncılığının finansmanını doğrudan siyasi kontrol altına almayı öngören bir yasa tasarısını onayladı. Eleştirmenler, yasanın kabul edilmesi halinde Çek demokrasisinin temel direklerinden birini riske atacağı uyarısında bulunuyor. Tasarı, Çek Televizyonu (ČT) ve Çek Radyosu'nun (ČRo) lisans ücreti gelirlerini kaldırarak, bu kurumların bütçesinin hükümet tarafından belirlenmesini öngörüyor. Muhalefet ve sivil toplum örgütleri, bu düzenlemenin medya bağımsızlığını ortadan kaldıracağını ve iktidarın yayıncılar üzerinde baskı kurmasına yol açacağını savunuyor.
Lisans ücreti kalkıyor, siyasi bütçe geliyor
Çek hükümeti, kamu yayıncıları ČT ve ČRo'nun mevcut lisans ücreti sistemini kaldırmayı ve bunun yerine her iki kurumun bütçesini doğrudan hükümetin belirlemesini öngören bir yasa tasarısını 2 Nisan 2025'te onayladı. Başbakan Petr Fiala liderliğindeki koalisyon hükümeti, tasarının kamu yayıncılığını daha şeffaf ve hesap verebilir hale getireceğini savunuyor. Ancak eleştirmenler, bu adımın medya bağımsızlığı açısından tarihi bir geri adım olduğunu belirtiyor. Tasarıya göre, ČT ve ČRo'nun bütçesi her yıl hükümet kararnamesiyle belirlenecek ve bu durum, iktidar partilerinin yayıncıların içeriklerine müdahale etmesinin önünü açacak. Ayrıca, yayıncıların yönetim kurullarının atanmasında da siyasi etkinin artması bekleniyor. Tasarı, henüz parlamento onayına sunulmadı, ancak iktidar koalisyonunun mecliste çoğunluğu bulunuyor.
Çekya'da kamu yayıncılığı uzun süredir siyasi tartışmaların odağında. 2023 yılında hükümet, ČT'nin bazı haber programlarını 'taraflı' olarak nitelendirmiş ve kurumun yönetim kuruluna kendi adaylarını atamaya çalışmıştı. Bu girişim, Avrupa Birliği ve uluslararası medya örgütlerinin tepkisini çekmişti. Şimdiki tasarı ise, kamu yayıncılığını tamamen hükümete bağımlı hale getirecek bir dönüşüm olarak değerlendiriliyor. Avrupa Yayın Birliği (EBU), Çek hükümetinin bu adımını 'kamu hizmeti yayıncılığının temel ilkelerine saldırı' olarak nitelendirdi. EBU Genel Sekreteri Noel Curran, 'Kamu yayıncılarının finansmanının hükümetin insafına bırakılması, bağımsız gazeteciliğin sonu anlamına gelir' dedi.
Avrupa'da medya bağımsızlığı test ediliyor
Çekya'daki bu gelişme, Avrupa'da medya bağımsızlığı konusunda artan endişelerin bir parçası. Macaristan ve Polonya'da iktidara gelen sağ popülist hükümetler, kamu yayıncılarını kendi propaganda araçlarına dönüştürmüş ve AB'nin hukukun üstünlüğü kriterlerini ihlal etmişti. Çekya'nın bu iki ülkeyle karşılaştırılması, tasarının AB çapında yankı uyandırmasına neden oluyor. Avrupa Komisyonu, medya özgürlüğünü korumak için 2024'te kabul edilen Medya Özgürlüğü Yasası çerçevesinde Çek hükümetini uyarabilir. Bu yasa, üye ülkelerde kamu yayıncılarının bağımsızlığını güvence altına almayı amaçlıyor ancak uygulama mekanizmaları hâlâ tartışmalı.
Çekya'da yapılan anketlere göre, halkın büyük çoğunluğu kamu yayıncılarının bağımsızlığına değer veriyor. 2024'te yapılan bir araştırma, ČT ve ČRo'nun en güvenilir haber kaynakları arasında yer aldığını gösteriyor. Tasarıya karşı çıkan sivil toplum örgütleri, 'Medyamı Koru' adlı bir kampanya başlatarak kamuoyunu bilinçlendirmeye çalışıyor. Kampanya koordinatörü Lucie Fialová, 'Bu yasa kabul edilirse, Çekya'da bağımsız gazetecilik sona erebilir. Hükümet, eleştirel haberleri susturmak için bütçe kesintilerini kullanabilir' diyor. Tasarının parlamento süreci önümüzdeki haftalarda başlayacak ve yoğun tartışmalara sahne olması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çekya'daki bu gelişme, Türkiye'deki medya bağımsızlığı tartışmalarıyla doğrudan bir paralellik taşımıyor. Ancak, Avrupa'da medya özgürlüğü standartlarının aşınması, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde dolaylı yansımalar yaratabilir. AB'nin medya özgürlüğü konusundaki hassasiyeti, Türkiye'deki benzer endişeleri gündeme getirebilir. Ayrıca, Çekya'nın bu adımı, AB'nin hukukun üstünlüğü kriterlerini uygulama konusundaki tutarlılığını sorgulatabilir. Türkiye'nin AB üyelik sürecinde medya özgürlüğü önemli bir başlık olduğundan, bu tür gelişmeler müzakerelerde referans olarak kullanılabilir. Küresel çapta, medya bağımsızlığının zayıflaması, demokratik denetim mekanizmalarını da olumsuz etkileyerek uluslararası güven ortamını zedeleyebilir.