Norveç hükümeti, işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan İsrail yerleşim bölgeleriyle ticaretin yasaklanmasına yönelik kapsamlı bir yasa tasarısı hazırladı. Ülkenin Dışişleri Bakanı Anniken Huitfeldt tarafından duyurulan tasarı, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki İsrail yerleşimlerinden gelen mal ve hizmetlerin Norveç pazarına girişini engellemeyi amaçlıyor. Bu adım, Oslo yönetiminin uluslararası hukuka aykırı olarak kabul ettiği yerleşim faaliyetlerine karşı ekonomik bir yaptırım niteliği taşıyor. Norveçli yetkililer, yasanın mecliste kabul edilmesi halinde, yerleşimlerle doğrudan veya dolaylı ticaret yapan tüm Norveç şirketlerini bağlayıcı olacağını belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Norveç, İsrail-Filistin çatışmasında uzun süredir arabulucu rolü üstlenen ve iki devletli çözümü destekleyen bir ülke olarak biliniyor. 1993 Oslo Anlaşmaları'na ev sahipliği yapan ülke, zamanla İsrail'in yerleşim politikalarına karşı daha eleştirel bir pozisyon benimsedi. Son yıllarda Norveç parlamentosunda, insan hakları örgütlerinin ve Birleşmiş Milletler kararlarının da baskısıyla, yerleşimlerle ticaretin yasaklanması yönünde artan bir siyasi irade oluştu. Tasarı, özellikle İşgal Altındaki Filistin Topraklarında Faaliyet Gösteren Şirketlerle İlgili BM İnsan Hakları Konseyi raporlarına atıfta bulunarak, yerleşimlerin uluslararası hukukun ihlali olduğu gerekçesine dayanıyor. Norveç, İsrail'in 1967 sınırlarını aşarak inşa ettiği yerleşim bölgelerini yasadışı addediyor ve bu bölgelerden gelen ürünlerin "Made in Israel" etiketiyle pazarlanmasına itiraz ediyor.
Yasa tasarısının teknik detaylarına göre, Norveç Gümrük ve Vergi Dairesi, yerleşim bölgelerinden gelen ürünlerin menşeini denetlemekle yükümlü olacak. Şirketler, tedarik zincirlerinde bu bölgelerden kaynaklanan herhangi bir ürün veya hizmet bulundurmadıklarını beyan etmek zorunda kalacak. Yasaya aykırı davranan firmalar için ağır para cezaları öngörülürken, tekrarlanan ihlallerde hapis cezasına kadar varan yaptırımlar uygulanabilecek. Norveç Dışişleri Bakanı, yasanın Avrupa Birliği ülkelerinin benzer girişimleriyle uyumlu olduğunu ve İsrail'in egemenlik haklarını tanımadıklarını, ancak Norveç'in iki devletli çözüme olan bağlılığını sürdürdüğünü vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Norveç'in bu hamlesi, Avrupa ülkeleri arasında İsrail yerleşimlerine karşı ekonomik önlemler alma eğilimini güçlendirebilir. İrlanda, Belçika ve Lüksemburg gibi ülkeler daha önce benzer adımlar atmış, ancak tam bir yasaklama getirmemişti. Norveç'in kararı, özellikle AB dışındaki bir Avrupa ülkesi olmasına rağmen, Avrupa Ekonomik Alanı (AEA) üyesi olması nedeniyle ticaret akışlarını etkileyebilecek. İsrail Dışişleri Bakanlığı, Norveç'in bu girişimini "ahlaksız ve hukuk dışı" olarak nitelendirerek kınadı. İsrail, Oslo yönetiminin bu adımının ikili ilişkileri olumsuz etkileyeceği ve Norveç'in barış sürecindeki arabulucu rolünü zedeleyeceği uyarısında bulundu.
Uluslararası alanda, bu tür yasaklamalar İsrail-Filistin çatışmasında artan gerginliklere paralel olarak daha sık gündeme geliyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, 2022'de yayımladığı bir raporda, 1967'den bu yana işgal altındaki Filistin topraklarında faaliyet gösteren 100'ün üzerinde uluslararası şirketi listelemişti. Norveç, bu raporu referans alarak yerleşimlerle ticarette daha sert önlemler alan ilk Avrupa ülkelerinden biri oluyor. Diğer yandan, ABD yönetimi ve bazı Batılı ülkeler, İsrail'e uygulanan ekonomik boykotların iki devletli çözümü zayıflatabileceği endişesini taşıyor. Norveç'in bu adımı, bölgesel dinamiklerde Filistin yanlısı blok ile İsrail yanlısı blok arasındaki ayrışmayı derinleştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun yıllardır İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetlerini uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor ve Filistin devletine verdiği destekle biliniyor. Norveç'in bu adımı, Türkiye'nin İsrail yerleşimlerine yönelik ambargo çağrılarıyla uyumlu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler'de yaptığı konuşmalarda sıkça dile getirdiği "İsrail'in yerleşim politikalarına karşı uluslararası toplumun harekete geçmesi" çağrısı, Norveç kararıyla somut bir destek bulmuş oldu. Türkiye, kendi dış politikasında İsrail ile ticari ilişkileri yerleşimlerden bağımsız olarak sürdürse de, bu tür Avrupa girişimlerinin Filistin davasına uluslararası meşruiyet kazandırması açısından önemli olduğunu düşünüyor. Ekonomik yaptırımların yaygınlaşması, Türkiye'nin Filistin yönetimine verdiği diplomatik desteği güçlendirebilir ve Ankara'nın İsrail ile ilişkilerinde elini güçlendirebilir.