Macaristan'da siyasi tarihin en kritik dönemeçlerinden biri yaşanıyor. Başbakan Péter Magyar, daha önce defalarca dile getirdiği başbakanlık süresini sekiz yılla sınırlayan yasayı imzalayarak yürürlüğe soktu. Bu adım, ülkeyi yirmi yıl boyunca yöneten Viktor Orbán'ın yeniden iktidara dönüş yolunu fiilen kapatmış oldu. Yasa, Macaristan Anayasa Mahkemesi'nin onayının ardından Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Magyar, imza töreninde yaptığı açıklamada, "Artık hiçbir lider, demokratik kurumları kişisel iktidar aracına dönüştüremez. Bu yasa, Macaristan'ın Avrupa değerlerine olan bağlılığının bir göstergesidir" ifadelerini kullandı.
Gelişmenin arka planı: Orbán dönemi ve güç yoğunlaşması
Viktor Orbán, 2010 yılında iktidara geldikten sonra üst üste dört dönem başbakanlık yaparak Macaristan siyasetine damgasını vurdu. Görev süresi boyunca anayasada köklü değişiklikler yaptı, yargı bağımsızlığını zayıflattı ve medya üzerinde sıkı bir kontrol kurdu. Avrupa Birliği, Orbán yönetimini defalarca hukukun üstünlüğü ihlalleri nedeniyle eleştirdi ve Macaristan'a ayrılan fonları bloke etme yoluna gitti. Orbán'ın son döneminde, Ukrayna savaşı ve enerji krizi gibi küresel gelişmeler, iç siyasetteki baskıyı daha da artırdı. Muhalefet, Orbán'ın otoriterleşme eğilimine karşı uzun süre başarısız bir mücadele verirken, 2022 seçimlerinde birleşik bir cephe oluşturmalarına rağmen yenilgiden kurtulamadı.
Péter Magyar, geçtiğimiz yıl kurduğu yeni partiyle siyaset sahnesine çıktı ve kısa sürede popülerlik kazandı. Orbán karşıtı söylemleri ve şeffaflık vaatleriyle dikkat çeken Magyar, seçimleri kazanmasının ardından başbakanlık süresini sınırlandırmayı en önemli önceliklerinden biri haline getirdi. Yeni yasa, başbakanın en fazla iki dönem görev yapmasına izin veriyor. Orbán'ın mevcut başbakanlık süresi bu yasa kapsamında değerlendirilmiyor, ancak yasanın geriye dönük işlemediği için Orbán'ın gelecekte tekrar aday olmasının önüne geçiliyor. Uzmanlar, bu düzenlemenin Macaristan'da demokratik kurumların güçlendirilmesi yolunda önemli bir adım olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut: AB ile ilişkiler ve demokrasi testi
Bu gelişme, Avrupa Birliği'nde büyük yankı uyandırdı. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Magyar'ı tebrik ederek "Macaristan'ın hukukun üstünlüğüne dönüşü, tüm Avrupa için bir kazançtır" dedi. Orbán yönetimi, AB fonlarının kesilmesi ve hukukun üstünlüğü prosedürleriyle uzun süredir Brüksel'le gerilim yaşıyordu. Yeni yasanın, AB'nin Macaristan'a yönelik eleştirilerini yumuşatması ve fonların serbest bırakılmasını hızlandırması bekleniyor. Öte yandan, Polonya gibi AB içinde otoriterleşme eğilimi gösteren diğer ülkeler için de bu karar emsal teşkil edebilir. Macaristan'ın bölgesel gücü olan V4 grubu içindeki rolü de yeniden şekillenebilir. Orbán'ın Rusya'ya yakınlığıyla bilinen dış politikası yerini daha Avrupa yanlısı bir çizgiye bırakabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Macaristan'daki bu gelişme, benzer şekilde uzun süreli iktidar yapılanmalarıyla anılan Türkiye için dolaylı da olsa önemli sinyaller taşıyor. Başbakanlık süresine sınır getirilmesi, özellikle Avrupa Birliği'nin demokrasi kriterleri konusundaki hassasiyetini bir kez daha hatırlatıyor. Türkiye ile AB arasında devam eden vize serbestisi ve Gümrük Birliği güncellemesi müzakerelerinde, hukukun üstünlüğü vurgusu artabilir. Ayrıca Macaristan'ın NATO içindeki Rusya karşıtı bloktaki pozisyon değişikliği, Türkiye'nin İsveç ve Finlandiya'nın üyeliği gibi konularda elini güçlendirebilir. Ancak Türkiye'nin kendi iç siyasi dinamikleri göz önüne alındığında, bu tür bir düzenlemenin doğrudan uygulanması beklenmemelidir.