Londra — İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerine ilişkin olarak İngiltere'nin "adaletsizliğe karşı durması" gerektiğini belirtti. Burnham, ülkesinin uzun süredir Batı Asya'da iki devletli çözümü desteklediğini ancak bu sözlerin eylemle desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Başbakan'ın bu açıklaması, bölgede artan gerilim ve yerleşim faaliyetlerine yönelik uluslararası tepkilerin yeniden alevlendiği bir dönemde geldi.
Yerleşim politikaları ve uluslararası hukuk
İsrail'in 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da inşa ettiği yerleşimler, uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul ediliyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, yerleşimlerin "uluslararası hukuka aykırı" olduğunu ve barışın önünde engel teşkil ettiğini açıkça belirtiyor. Buna rağmen İsrail, son yıllarda yerleşim genişletme planlarını hızlandırmış durumda. İngiltere, Avrupa Birliği ve diğer Batılı ülkeler sık sık bu politikayı kınıyor ancak somut yaptırım konusunda isteksiz davranıyor.
Burnham'ın açıklamaları, İngiltere'nin Filistin meselesindeki geleneksel pozisyonunu yansıtıyor. Ülke, iki devletli çözümü destekliyor ve Doğu Kudüs'ün başkent olduğu bağımsız bir Filistin devleti çağrısı yapıyor. Ancak eleştirmenler, İngiltere'nin söz konusu söylemlerini pratikte yeterince desteklemediğini savunuyor. Özellikle İsrail ile ticari ve askeri ilişkilerin devam etmesi, bu eleştirilerin odağında yer alıyor.
Başbakan Burnham'ın çağrısının arka planı
Andy Burnham'ın bu açıklaması, İngiltere'nin Orta Doğu politikasında bir değişim sinyali olarak yorumlanıyor. Burnham, daha önce de insan hakları ve uluslararası hukuk vurgusu yapan açıklamalarda bulunmuştu. Başbakan olarak göreve geldiğinden bu yana, seleflerinden farklı olarak Filistin meselesine daha fazla önem verdiği gözlemleniyor. Ancak bu söylemlerin ne kadar somut adıma dönüşeceği belirsizliğini koruyor.
İngiltere'nin İsrail ile ilişkileri, tarihsel olarak karmaşık bir seyir izliyor. Balfour Deklarasyonu'ndan bu yana Londra, bölgede etkili bir aktör olmuş ancak son yıllarda ABD'nin gölgesinde kalmıştı. Burnham'ın çıkışı, İngiltere'nin yeniden bağımsız bir dış politika çizgisi izleme arzusunun bir göstergesi olabilir. Yine de İngiltere'nin elindeki kısıtlı araçlar ve İsrail ile olan derin ekonomik bağlar, bu tür açıklamaların sınırlı kalmasına yol açabilir.
Batı Şeria'da son durum ve bölgesel gerilim
Batı Şeria, son aylarda artan şiddet olaylarına sahne oluyor. Filistinli sivillere yönelik saldırılar ve İsrail güvenlik güçlerinin operasyonları, bölgede tansiyonu yükseltmiş durumda. Yerleşimci şiddeti de uluslararası toplumun endişe kaynağı. İngiltere, daha önce bazı yerleşimci gruplara yaptırım uygulamıştı ancak bu adımlar yetersiz bulunuyor.
Öte yandan, Gazze'deki insani kriz ve ateşkes müzakereleri, Batı Şeria'daki durumu gölgeliyor. İngiltere, Gazze'ye insani yardım ulaştırılması konusunda aktif rol almaya çalışıyor. Burnham'ın açıklamaları, Filistin meselesinin sadece Gazze'den ibaret olmadığını, Batı Şeria'nın da kritik olduğunu hatırlatması açısından önem taşıyor.
Uluslararası tepkiler ve iki devletli çözümün geleceği
İngiltere Başbakanı'nın sözleri, Avrupa başkentlerinde ve Washington'da yankı buldu. ABD yönetimi, yerleşim faaliyetlerine karşı olduğunu sık sık dile getirse de İsrail'e yönelik eleştirilerde dengeli bir dil kullanmayı tercih ediyor. Avrupa Birliği ise yerleşim ürünlerinin etiketlenmesi gibi adımlarla baskıyı artırmaya çalışıyor. Ancak tüm bu çabalar, iki devletli çözümün giderek imkansızlaştığı yönündeki endişeleri gidermeye yetmiyor.
Filistin yönetimi, Burnham'ın açıklamalarını memnuniyetle karşıladı ancak somut adım beklediklerini belirtti. İsrail ise açıklamaya sert tepki gösterdi ve İngiltere'yi "gerçekleri çarpıtmakla" suçladı. İsrail Başbakanı, yerleşimlerin "Yahudi halkının tarihi hakları" olduğunu savunarak uluslararası baskıyı reddetti.
Uzmanlar, İngiltere'nin tek başına İsrail politikasını değiştiremeyeceğini ancak diğer ülkelerle birlikte hareket etmesi halinde etkili olabileceğini belirtiyor. Burnham'ın çağrısı, uluslararası toplumun ortak bir tavır sergilemesi gerektiği yönündeki beklentileri artırabilir. Ancak mevcut jeopolitik konjonktürde, Batı'nın İsrail'e yönelik tutumunda köklü bir değişim yaşanması zor görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesinde uzun süredir iki devletli çözümü savunuyor ve İsrail'in yerleşim politikalarını uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor. İngiltere Başbakanı Burnham'ın açıklamaları, Türkiye'nin pozisyonunu güçlendirebilir ve Batılı ülkelerin İsrail'e yönelik daha eleştirel bir tutum alması yönünde baskı oluşturabilir. Ankara, İslam İşbirliği Teşkilatı ve BM platformlarında Filistin davasını savunmaya devam ediyor. İngiltere'nin somut adımlar atması halinde, Türkiye'nin diplomatik çabalarına destek sağlanabilir. Ancak İngiltere'nin İsrail ile derin bağları göz önüne alındığında, bu açıklamanın ötesine geçen bir politika değişikliği kısa vadede zor görünüyor. Yine de bu tür çıkışlar, uluslararası kamuoyunda Filistin meselesinin canlı tutulmasına katkı sağlıyor.