Özbekistan hükümeti, önümüzdeki dönemde ülkenin kalkınma önceliklerini belirleyen yeni ulusal programları duyurdu. Programlar, demokratik reformlardan ziyade sosyo-ekonomik kalkınmaya odaklanıyor. Taşkent yönetimi, sosyal istikrarı korumanın ve ekonomik büyümeyi hızlandırmanın, siyasi liberalleşmeden daha acil bir ihtiyaç olduğu mesajını veriyor. Bu strateji değişikliği, Özbekistan'ın son yıllarda izlediği kontrollü reform politikasının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Yeni Programların Arka Planı ve İçeriği
Özbekistan Devlet Başkanı Şavkat Mirziyoyev'in talimatıyla hazırlanan yeni kalkınma programları, 2024-2030 yıllarını kapsayacak şekilde tasarlandı. Programların temel hedefleri arasında yoksulluğun azaltılması, istihdamın artırılması, altyapı yatırımlarının hızlandırılması ve eğitim-sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi yer alıyor. Hükümet, özellikle genç nüfusun iş bulma sorununa çözüm üretmeyi ve kırsal kalkınmayı desteklemeyi amaçlıyor. Program kapsamında, özel sektörün teşvik edilmesi ve yabancı yatırımların çekilmesi için yeni düzenlemeler yapılacağı açıklandı. Ancak siyasi reformlar, seçim sistemi değişiklikleri veya medya özgürlüğü gibi konular programın dışında tutuldu.
Özbekistan, bağımsızlığını kazandığı 1991'den bu yana inişli çıkışlı bir reform süreci yaşadı. İslam Karimov döneminde (1991-2016) ülke, otoriter bir yönetim altında ekonomik izolasyon politikası izledi. Mirziyoyev'in 2016'da iktidara gelmesiyle birlikte, dışa açılma ve ekonomik liberalleşme adımları atıldı; vize rejimi gevşetildi, döviz kuru serbestleştirildi ve devlet işletmeleri özelleştirilmeye başlandı. Ancak siyasi alanda aynı hızda bir açılım yaşanmadı. Son seçimlerde muhalefet adaylarının susturulması ve basın üzerindeki baskılar, Batılı gözlemciler tarafından eleştirildi. Yeni program, bu tabloyu daha da netleştiriyor: ekonomik reformlar devam edecek, ancak siyasi reformlar askıya alınmış durumda.
Uzmanlar, Özbekistan'ın bu tercihini anlamak için bölgesel dinamikleri göz önünde bulundurmak gerektiğini belirtiyor. Ülke, Afganistan'daki istikrarsızlık, Tacikistan ve Kırgızistan ile zaman zaman yaşanan sınır gerginlikleri ve su kaynakları sorunları gibi güvenlik tehditleriyle karşı karşıya. Ayrıca, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı ve Batı'nın yaptırımları, Orta Asya ekonomilerini olumsuz etkiliyor. Bu ortamda Taşkent, iç istikrarı korumanın ve ekonomik kalkınmayı sürdürmenin, siyasi özgürlükleri genişletmekten daha öncelikli olduğunu düşünüyor. Hükümet yetkilileri, sosyal huzursuzluğun ekonomik sıkıntılardan kaynaklanabileceğini ve bunu önlemenin demokratik reformlardan daha kritik olduğunu savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Özbekistan'ın bu stratejisi, Orta Asya'daki diğer otoriter rejimler için bir model oluşturabilir. Kazakistan, Türkmenistan ve Tacikistan gibi ülkeler de benzer şekilde ekonomik kalkınmayı siyasi reformların önüne koyuyor. Bu durum, bölgede demokrasi taleplerinin uzun süre ertelenebileceği anlamına geliyor. Batılı ülkeler ve uluslararası kuruluşlar, Özbekistan'ı insan hakları ve demokratikleşme konusunda daha fazla adım atmaya teşvik ediyor ancak Taşkent, ekonomik işbirliğini siyasi reformlara bağlamıyor. Özellikle Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Özbekistan'a yaptığı yatırımlar ve Rusya ile askeri işbirliği, Batı'nın elini zayıflatıyor. Özbekistan, dış politikada denge gözeterek hem Batı hem de Doğu ile ilişkilerini sürdürmeye çalışıyor.
Öte yandan, sosyo-ekonomik öncelikli kalkınma programları, uluslararası finans kuruluşları tarafından da destekleniyor. Dünya Bankası ve Asya Kalkınma Bankası, Özbekistan'ın yoksullukla mücadele ve altyapı projelerine fon sağlıyor. Ancak bu kuruluşlar, yönetişim ve şeffaflık konularında da iyileştirme bekliyor. Özbekistan'ın genç nüfusu ve artan işsizlik oranı, hükümetin önceliklerini belirlemede etkili oluyor. Nüfusun yüzde 60'ı 30 yaşın altında ve her yıl yüzbinlerce genç işgücüne katılıyor. Bu durum, ekonomik büyümenin istihdam yaratmasını zorunlu kılıyor. Aksi halde sosyal patlama riski artabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Özbekistan'ın ekonomik kalkınma odaklı stratejisi, Türkiye için hem fırsatlar hem de zorluklar içeriyor. Türkiye, Özbekistan ile tarihi ve kültürel bağları güçlü olan bir ülke olarak, Taşkent'in ekonomik reform sürecinde önemli bir ortak olabilir. Türk müteahhitlik firmaları, altyapı projelerinde aktif rol alabilir; ticaret hacmi artırılabilir. Ancak Özbekistan'ın siyasi reformları ertelemesi, Türkiye'nin bölgede demokrasi ve insan hakları konusundaki pozisyonunu zorlaştırabilir. Ayrıca, Özbekistan'ın Çin ve Rusya ile yakınlaşması, Türkiye'nin Orta Asya'daki etkisini sınırlayabilir. Türkiye, bu dengeyi gözeterek ekonomik işbirliğini önceliklendirmeli ve bölgesel istikrarın korunmasına katkı sağlamalıdır.