Budapeşte, bu yıl gerçekleştirilecek Onur Yürüyüşü'ne hazırlanırken, LGBTQ+ topluluğu hem umutlu hem de temkinli. Organizatörler, Viktor Orbán'ın 16 yıllık sağcı popülist iktidarının yarattığı damgalanmanın hâlâ derinden hissedildiğini belirtiyor. Geçen yıl rekor sayıda katılımcı, para cezaları ve yüz tanıma teknolojisi riskine rağmen yürümüştü. Bu yıl ise hükümetin artan baskısına rağmen, topluluk yürüyüşün yapılması konusunda kararlı. Etkinlik, hem bir direniş sembolü hem de eşitlik talebinin sesi olarak görülüyor.
Artan baskı ve toplumsal tepki
Orbán hükümeti, son yıllarda LGBTQ+ haklarına yönelik bir dizi yasa çıkardı. 2021'de kabul edilen ve 'çocuk koruma' yasası adı altında geçirilen düzenleme, okullarda cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularının tartışılmasını yasakladı. Bu yasa, AB tarafından da sert bir şekilde eleştirilmiş, ancak Macaristan hükümeti geri adım atmamıştı. Ayrıca, 2023'te çıkarılan bir kararname ile Onur Yürüyüşü'ne katılanlara para cezası uygulanmasının önü açıldı. Geçen yılki yürüyüşte binlerce kişi bu cezalara rağmen katılım gösterdi ve yüz tanıma sistemleriyle izlendiler. Organizatörler, bu yıl da benzer bir baskı bekliyor ancak katılımın daha da artmasını umuyor.
Avrupa'da yankılar ve dayanışma
Macaristan'daki bu durum, Avrupa genelinde LGBTQ+ hakları konusunda bir mihenk taşı haline geldi. Avrupa Birliği, Macaristan'a karşı hukukun üstünlüğü ihlalleri nedeniyle çeşitli yaptırımlar uygulamış olsa da, Orbán hükümeti bu konuda taviz vermiyor. Onur Yürüyüşü, sadece Macaristan'daki değil, tüm Avrupa'daki LGBTQ+ bireylerin mücadelesinin bir sembolü olarak görülüyor. Etkinlik, AB içinde artan otoriterleşme eğilimlerine karşı bir direniş noktası olarak da öne çıkıyor. Uluslararası insan hakları örgütleri, yürüyüşe destek mesajları yayınlarken, Macaristan'da muhalefet partileri de hükümetin politikalarını eleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Macaristan'daki gelişmeler, Türkiye'deki LGBTQ+ hakları tartışmalarıyla benzerlikler taşıyor. Her iki ülkede de muhafazakar hükümetlerin bu konudaki politikaları eleştiriliyor. Türkiye'de de Onur Yürüyüşleri'ne izin verilmemesi ve LGBTİ+ bireylere yönelik ayrımcılık, uluslararası alanda sıkça gündeme geliyor. Orbán'ın politikalarına karşı Avrupa Birliği'nin tutumu, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde de referans olabilir. Ancak AB'nin Macaristan'a uyguladığı yaptırımların Türkiye için doğrudan bir emsal teşkil etmesi zor, çünkü Türkiye AB üyesi değil. Yine de bu durum, uluslararası toplumun muhafazakar hükümetlerin LGBTQ+ hakları konusundaki tutumuna nasıl tepki verdiğini göstermesi açısından önemli.