İsrail, Lübnan ile varılan güvenlik anlaşmasının hemen ertesi günü, 27 Kasım 2024'te güney Lübnan'a düzenlediği insansız hava aracı (İHA) saldırısında bir kişinin ölümüne yol açtı. Saldırı, ülkenin güneyindeki Nakura kasabası yakınlarında bir aracı hedef aldı. Olay, ateşkesin sağlanmasına yönelik diplomatik çabaların sürdüğü hassas bir dönemde meydana geldi. Lübnanlı yetkililer, saldırının anlaşmanın ruhunu ihlal ettiğini belirtirken, İsrail ordusu operasyonun 'güvenlik tehditlerine' karşı yapıldığını savundu.
Anlaşmadan çatışmaya: Kırılgan ateşkesin sınavı
Bir gün önce, İsrail ve Lübnan arasında ABD ve Fransa arabuluculuğunda varılan güvenlik anlaşması, sınır bölgesinde tansiyonu düşürmeyi hedefliyordu. Anlaşma kapsamında Lübnan Hizbullah'ının sınırdan çekilmesi ve Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) denetimindeki bir tampon bölge oluşturulması öngörülüyordu. Ancak İsrail'in düzenlediği İHA saldırısı, anlaşmanın ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha göstermiş oldu.
Saldırının hedefi olduğu belirtilen araçta bulunan kişinin Hizbullah üyesi olduğu iddia edilirken, Lübnan makamları saldırıda bir sivilin hayatını kaybettiğini duyurdu. Olay, Lübnan'da İsrail karşıtı protestolara yol açarken, Hizbullah'tan henüz resmi bir misilleme açıklaması gelmedi. Bölgedeki gözlemciler, İsrail'in bu tür 'nokta atışı' operasyonlarla anlaşmayı zayıflatmayı amaçlayabileceğini değerlendiriyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Saldırı, ABD ve Fransa'nın sürdürdüğü diplomatik çabaları da sekteye uğratma potansiyeli taşıyor. Washington, anlaşmanın uygulanmasının kritik olduğunu vurgularken, Paris 'orta doğu'da gerginliğin azaltılması için daha fazla diyalog çağrısı yaptı. Bu arada, Hizbullah'ın güney Lübnan'daki varlığına yönelik operasyonlar, bölgede yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebilir.
İsrail'in saldırısı, aynı zamanda Lübnan ile İsrail arasındaki deniz sınırı anlaşmasının ardından tırmanan gerilimlerin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bölgede, 2022'de varılan deniz yetki alanları mutabakatı sayesinde doğal gaz arama faaliyetleri hız kazanmışken, bu yeni kara saldırısı enerji işbirliği çabalarını da tehdit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Lübnan gerginliğinde doğrudan taraf olmasa da, bölgesel istikrarsızlığın etkilerinden kaçınamayacaktır. Özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları üzerindeki çıkar çatışması, Türkiye'nin kıta sahanlığı itirazları ve KKTC ile yürüttüğü Doğu Akdeniz politikası açısından önem taşımaktadır. Ayrıca, Lübnan'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin son yıllarda bölgedeki yumuşama adımlarına (Mısır, İsrail ile normalleşme) zarar verebilir. Ankara, bu nedenle hem İsrail hem de Lübnan ile dengeli bir tutum sergilemeye çalışsa da, İsrail'in bu tür saldırıları Türkiye'nin Arap kamuoyu nezdindeki konumunu zorlaştırabilir. Dolayısıyla Türkiye'nin, Birleşmiş Milletler nezdinde girişimlerde bulunarak bölgesel çatışmaları yatıştırma yönünde adımlar atması beklenebilir.