İngiltere, 4 Temmuz'da yapılacak genel seçimlerin ardından yeni bir liderle yola çıkarken, ülkenin enerji politikasını şekillendirecek kritik bir karar masada: Kuzey Denizi'ndeki Jackdaw doğalgaz sahasının işletmeye açılması. Milletvekilleri, İşçi Partisi lideri Keir Starmer'ın başbakan olması halinde, yıllardır çevrecilerin tepkisini çeken bu projeyi onaylamasını bekliyor. Ancak karar yalnızca İngiltere'yi değil, Donald Trump'ın olası dönüşüyle ABD enerji politikasını da yakından ilgilendiriyor. Eski başkan, yeniden seçilmesi halinde küresel enerji dengelerini değiştirebilecek adımlar atacağının sinyalini vermişti.
Jackdaw sahası neden bu kadar tartışmalı?
Shell'in işlettiği Jackdaw sahası, Kuzey Denizi'ndeki en büyük keşfedilmemiş gaz rezervlerinden biri olarak görülüyor. Proje, 2022'de hükümetten onay almış ancak çevre örgütlerinin açtığı davalar nedeniyle süreç uzamıştı. Yeşil gruplar, sahanın işletilmesinin İngiltere'nin 2050 karbon nötr hedefine zarar vereceğini savunuyor. Buna karşılık enerji şirketleri ve bazı ekonomistler, yüksek enerji fiyatları ve arz güvenliği endişeleri nedeniyle projenin bir an önce tamamlanması gerektiğini belirtiyor.
İngiltere'de enerji krizi, Ukrayna savaşı sonrası Avrupa'da doğalgaz fiyatlarının fırlamasıyla daha da derinleşmişti. Hanehalkı faturaları rekor seviyelere ulaşırken, hükümet enerji arzını çeşitlendirme arayışına girmişti. Jackdaw sahası, yıllık 6,5 milyar metreküp gaz üretme kapasitesine sahip. Bu, İngiltere'nin toplam gaz tüketiminin yaklaşık yüzde 6'sına denk geliyor. Ancak çevreciler, bu gazın yalnızca birkaç yıl içinde tükeneceğini ve iklim değişikliğiyle mücadeleyi baltaladığını öne sürüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İngiltere'nin Jackdaw kararı, yalnızca enerji piyasalarını değil, uluslararası ittifakları da etkileyecek. Donald Trump'ın yeniden başkan seçilmesi halinde ABD'nin enerji politikasının köklü bir değişim geçirmesi bekleniyor. Trump, seçim kampanyasında fosil yakıt üretimini artıracağını ve iklim hedeflerini ikinci plana atacağını söylemişti. Bu durumda İngiltere'nin karbon emisyonlarını azaltma taahhüdüyle çelişen bir adım atması, Washington ile Londra arasında gerilime yol açabilir.
Avrupa Birliği de yakından takip ediyor. Brüksel, üye ülkelerin fosil yakıt yatırımlarını azaltması için baskı yaparken, İngiltere'nin bu kararı kıta genelinde emsal teşkil edebilir. Öte yandan Çin, küresel enerji piyasalarındaki olası bir arz artışından faydalanmayı umuyor. Pekin, Rus gazına alternatif arayışını sürdürürken, Kuzey Denizi'ndeki herhangi bir üretim artışı Asya piyasalarını da dolaylı olarak etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin Kuzey Denizi'ndeki sondaj kararı, Türkiye için dolaylı ama dikkate değer sonuçlar doğurabilir. Türkiye, doğalgaz ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara hassastır. Jackdaw sahasının onaylanması halinde Avrupa'ya arz artışı kısa vadede fiyatları düşürebilir. Bu, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını hafifletebilir. Uzun vadede ise İngiltere'nin iklim taahhütlerinden sapması, Türkiye'nin de içinde bulunduğu uluslararası iklim müzakerelerinde güven bunalımına yol açabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'de kendi enerji arayışlarını sürdüren Türkiye, bu kararı emsal olarak değerlendirip bölgedeki faaliyetlerini meşrulaştırma yoluna gidebilir.