Budapeşte'nin liberal Belediye Başkanı Gergely Karacsony hakkında, 2025 yılında düzenlenmesi yasaklanan Onur Yürüyüşü'nün (Pride) organizasyonuna yardım ettiği gerekçesiyle açılan dava, Macaristan mahkemeleri tarafından düşürüldü. Karar, Macaristan'da LGBTQ+ hakları ve ifade özgürlüğü konusundaki gerilimli siyasi atmosferde önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Başkan Karacsony, suçlamaların siyasi amaçlı olduğunu ve kendisinin bir etkinliğe katılımının yasa dışı olmadığını savunuyordu.
Davanın arka planı ve gelişmeler
Macaristan'da 2021 yılında kabul edilen ve çocukların cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularında 'korunması' adı altında LGBTQ+ içeriklerinin kısıtlanmasını öngören yasa, ülkede geniş tartışmalara yol açmıştı. Avrupa Birliği tarafından da eleştirilen bu yasa çerçevesinde, 2025 yılındaki Budapeşte Onur Yürüyüşü yetkililer tarafından yasaklanmıştı. Belediye Başkanı Karacsony ise yürüyüşe destek verdiği ve organizasyonuna yardım ettiği iddiasıyla soruşturmaya uğramıştı. Mahkeme, yürüyüşün yasaklanmasına rağmen Karacsony'nin eylemlerinin suç teşkil etmediğine hükmederek davayı düşürdü. Karar, Macaristan muhalefeti ve uluslararası insan hakları örgütleri tarafından memnuniyetle karşılandı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu dava, Macaristan'ın Avrupa Birliği ile yaşadığı hukukun üstünlüğü ve temel haklar konusundaki gerilimlerin bir yansıması olarak görülüyor. AB Komisyonu, Macaristan'daki LGBTQ+ karşıtı yasaları defalarca kınamış ve ülkeye karşı hukuki süreç başlatmıştı. Karacsony'nin aklanması, Macaristan'da yargının bağımsızlığı ve demokratik değerler açısından sembolik bir anlam taşıyor. Benzer şekilde, Polonya gibi diğer Orta Avrupa ülkelerinde de LGBTQ+ hakları konusunda tartışmalar yaşanırken, bu karar bölgedeki sivil toplum ve muhalif sesler için moral kaynağı oldu. Uluslararası Af Örgütü ve Human Rights Watch gibi kuruluşlar, kararı memnuniyetle karşılayarak Macaristan'ı ayrımcı yasaları kaldırmaya çağırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Macaristan'daki bu gelişme, Türkiye'nin iç siyaseti veya dış politikasıyla doğrudan bağlantılı olmasa da, Avrupa Birliği ile ilişkiler bağlamında dolaylı etkiler taşıyabilir. Macaristan, AB içinde demokratik standartlar ve hukukun üstünlüğü konusunda sık sık eleştirilen bir ülke olarak Türkiye ile benzer bir konumda değerlendiriliyor. Karacsony'nin aklanması, AB'nin temel haklar konusundaki hassasiyetini bir kez daha ortaya koyarken, Türkiye'nin AB üyelik sürecinde de benzer kriterlerle karşı karşıya olduğu hatırlanmalıdır. Ayrıca, Macaristan'daki LGBTQ+ karşıtı yasalar, Türkiye'deki benzer tartışmalarla paralellik gösteriyor; ancak bu kararın Türkiye'deki yasal veya siyasi süreçlere doğrudan bir etkisi bulunmuyor.