Brexit referandumunun üzerinden 10 yıl geçti. 23 Haziran 2016'da Britanya halkı, Avrupa Birliği'nden ayrılma yönünde oy kullandı. O dönemde "egemenliği geri almak" ve "küresel Britanya" vizyonuyla atılan bu adım, bugün itibarıyla ülkenin ekonomisinden tarımına, yaşam standartlarından uluslararası ilişkilerine kadar pek çok alanı derinden etkiledi. FRANCE 24'ün "Revisited" programı, 10 yıl sonra Brexit'in gerçek etkilerini masaya yatırdı. Peki, Britanya halkının beklentileri karşılandı mı? Yaşam standartları iyileşti mi? İşte çarpıcı sonuçlar.
Ekonomik ve Ticari Dönüşüm
Brexit savunucuları, AB'den ayrılmanın Britanya ekonomisini canlandıracağını, yeni ticaret anlaşmalarıyla küresel bir ticaret merkezi haline geleceğini öne sürüyordu. Ancak 10 yıl sonra tablo farklı. İngiltere Merkez Bankası verilerine göre, Brexit sonrası dönemde Britanya ekonomisi, AB üyesi kalsaydı olacağından yaklaşık yüzde 5-6 daha küçük. Ticaret hacmi AB ile yüzde 15 oranında daralırken, yeni ticaret anlaşmalarının bu kaybı telafi etmesi henüz mümkün olmadı. Özellikle gıda fiyatları, Brexit'in getirdiği gümrük kontrolleri ve bürokrasi nedeniyle yüzde 10-15 arttı.
Tarım sektörü de Brexit'ten ağır yara aldı. AB'nin Ortak Tarım Politikası'ndan çıkan Britanyalı çiftçiler, yeni tarım destekleriyle henüz eski seviyeye ulaşamadı. Mevsimlik işçi vizelerindeki sıkılaştırma, tarımda işgücü krizine yol açtı. Özellikle meyve ve sebze üretiminde yüzde 20'ye varan düşüşler kaydedildi. Gıda güvenliği endişeleri artarken, market raflarında zaman zaman boşluklar yaşandı.
Sosyal ve Siyasi Boyut
Brexit, Britanya toplumunu derin bir şekilde böldü. "Leave" ve "Remain" kampları arasındaki ayrışma, yıllar geçmesine rağmen tam olarak kapanmadı. Anketler, Britanyalıların yüzde 55'inin Brexit'in ülkeye zarar verdiğini düşündüğünü gösteriyor. Göç politikalarında yaşanan değişiklikler, AB vatandaşlarının Britanya'ya gelişini zorlaştırırken, AB dışı ülkelerden göç arttı. Bu durum, hükümetin göçü kontrol etme vaadini tam olarak yerine getiremediğini ortaya koydu.
Siyasi anlamda Brexit, İngiltere'de istikrarsızlığa yol açtı. Referandum sonrası dört farklı başbakan görev yaptı: Theresa May, Boris Johnson, Liz Truss ve Rishi Sunak. Her biri Brexit'in getirdiği sorunlarla başa çıkmaya çalıştı ancak kalıcı çözüm üretilemedi. Kuzey İrlanda Protokolü konusu, AB ile ilişkilerde sürekli bir gerilim kaynağı oldu. 2023'te imzalanan Windsor Çerçevesi, bazı ticari sorunları çözmüş olsa da, Brexit sonrası ticaret engelleri tamamen kalkmadı.
Brexit küresel boyutta da yankı uyandırdı. İngilizce konuşulan ülkelerle (Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda) ticari anlaşmalar imzalandı. ABD ile bir serbest ticaret anlaşması ise henüz gerçekleşmedi. Pasifik'e yönelik ticari açılım (CPTPP üyeliği) Brexit'in getirdiği fırsatları değerlendirme çabası olarak görülse de, AB pazarının kaybını telafi edemedi. Küresel ticaret savaşları ve pandemi, Brexit'in etkilerini daha da karmaşık hale getirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brexit'in Türkiye'ye doğrudan etkisi sınırlı olsa da, dolaylı etkileri dikkate değer. AB ile Gümrük Birliği'ni güncelleme çabaları, Brexit sonrası AB'nin kendi içine kapanma eğilimiyle daha da zorlaştı. Britanya, Türkiye için önemli bir ticaret partneri; Brexit sonrası imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması (STA) ticaretin devamlılığını sağladı ancak hizmet sektörü gibi alanlarda sınırlı kaldı. Ayrıca Brexit, AB'de popülist ve milliyetçi hareketleri cesaretlendirerek Türkiye'nin AB üyelik sürecini dolaylı olarak olumsuz etkiledi. Türkiye, kendi dış politikasını çok yönlü bir şekilde yürütürken, Brexit sonrası Britanya ile ilişkilerini stratejik ortaklık boyutuna taşıma fırsatına sahip.