Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, Yemen hava sahasında artan askeri faaliyetlerin daha geniş bir bölgesel çatışmaya yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu. Grundberg, tarafları itidal çağrısı yaparak, "Yemen'de yeni bir şiddet sarmalını tetikleyecek her türlü eylemden kaçınılması gerekiyor" dedi. BM yetkilisi, özellikle Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları ve İsrail'in Yemen'e yönelik misilleme hava saldırılarının endişe verici olduğunu vurguladı.
Yemen'de son durum ve tırmanma riski
Yemen'deki iç savaş 2014'ten bu yana devam ederken, son aylarda Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik Husiler tarafından gerçekleştirilen saldırılar, bölgesel güçlerin müdahalesini beraberinde getirdi. Husiler, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına misilleme olarak Kızıldeniz'de İsrail bağlantılı gemileri hedef aldıklarını açıkladı. Buna karşılık ABD ve İngiltere, Husilere yönelik hava saldırıları düzenledi. İsrail ise Yemen'in Hudeyde kentinde Husilere ait askeri hedefleri vurdu. Bu gelişmeler, Yemen'deki ateşkes çabalarını baltalarken, bölgesel bir savaş riskini artırıyor.
BM Özel Temsilcisi Grundberg, tarafları uluslararası hukuka uymaya çağırarak, "Sivillerin korunması ve insani yardım erişiminin sağlanması kritik önem taşıyor. Aksi takdirde Yemen halkı zaten derin bir insani krizle boğuşurken daha büyük bir felaketle karşı karşıya kalacak" ifadelerini kullandı. Yemen'de 2014'ten bu yana devam eden çatışmalar, dünyanın en büyük insani krizlerinden birine yol açtı. 20 milyondan fazla insan gıda, su ve sağlık hizmetine erişimde ciddi sıkıntı yaşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen'deki tırmanma, sadece ülke sınırlarını değil, tüm Ortadoğu'yu etkileme potansiyeline sahip. Kızıldeniz, dünya ticaretinin yaklaşık %12'sine ev sahipliği yaparken, Husilerin saldırıları nedeniyle birçok nakliye şirketi rotasını değiştirmek zorunda kaldı. Bu durum küresel tedarik zincirlerinde aksamalara ve navlun maliyetlerinde artışa yol açtı. Ayrıca İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon arasındaki gerilim, bölgesel dengeleri de etkiliyor. Suudi Arabistan, Husilerle doğrudan bir çatışmadan kaçınmaya çalışsa da, İran'ın nüfuz alanını genişletmesinden endişe ediyor.
BM Güvenlik Konseyi'nde konuyla ilgili yapılan kapalı oturumda, üye ülkeler taraflara itidal çağrısında bulundu. ABD'nin BM Büyükelçisi, "Husilerin saldırıları uluslararası deniz ticaretini tehdit ediyor ve meşru müdafaa hakkımızı kullanıyoruz" derken, Rusya ise ABD ve İngiltere'nin saldırılarının Yemen'in egemenliğini ihlal ettiğini savundu. Çin ise diplomatik çözüm çağrısı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki tırmanma, Türkiye için çok boyutlu etkiler barındırıyor. Kızıldeniz'deki güvenlik riskleri, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle olan ticaretini ve enerji ithalatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan ve İran arasındaki rekabette dengeli bir politika izlerken, Yemen krizinin tırmanması Ankara'nın bölgesel arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. BM nezdinde insani diplomasi yürüten Türkiye, çatışmanın derinleşmesi halinde yeni mülteci akınlarıyla karşılaşabilir. Öte yandan, Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları, Türk bandıralı gemileri de etkileyebileceğinden, Deniz Ticaret Odası ve ilgili kurumların risk değerlendirmesi yapması gerekiyor. Ankara, tansiyonun düşürülmesi için BM çabalarını destekliyor ancak doğrudan bir askeri angajmandan kaçınıyor.