Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan son rapora göre, Gazze Şeridi'nde yaşayan yaklaşık 2,3 milyon kişinin yüzde 80'i, yani yaklaşık 1,8 milyon insan, insanlık dışı koşullarda hayatta kalmaya çalışıyor. Rapor, İsrail'in 7 Ekim 2023'te başlattığı geniş çaplı askeri operasyonların ardından bölgede temel ihtiyaç maddelerine erişimin neredeyse tamamen durduğunu ortaya koyuyor. Özellikle kuzey Gazze'de gıda, temiz su, ilaç ve yakıt gibi hayati malzemeler kritik seviyelere düşmüş durumda.
Krizin Boyutları: Açlık ve Susuzluk Tehlikesi
BM Dünya Gıda Programı verilerine göre, Gazze'deki hanelerin yüzde 95'i yetersiz beslenme ile karşı karşıya. Her dört haneden biri, günlerce hiçbir şey yemeden geçirmek zorunda kalıyor. Su krizi de en az gıda kadar vahim. Bombardıman nedeniyle hasar gören su arıtma tesisleri ve altyapı çökerken, kişi başına düşen günlük su miktarı 3 litreye kadar düştü. Dünya Sağlık Örgütü, bu miktarın insan sağlığı için minimum gereksinim olan 15 litrenin çok altında olduğunu belirtiyor.
Hastaneler de benzer bir yıkımla karşı karşıya. 36 hastaneden yalnızca 12'si kısmen çalışabiliyor. Cerrahi malzeme, anestezi ve temel ilaçlar tükenmiş durumda. Doktorlar, yaralıları tedavi edebilmek için ağrı kesicileri seyreltmek zorunda kalıyor ya da sterilizasyon yapamadıkları için enfeksiyon riski altında ameliyat gerçekleştiriyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Gazze'de yaşanan insani felaket, sadece Filistinliler için değil, tüm Ortadoğu bölgesi için ciddi sonuçlar doğuruyor. Mısır, Ürdün ve Lübnan gibi komşu ülkeler, artan mülteci akınları ve sınır güvenliği endişeleriyle karşı karşıya. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, bu durumu "uluslararası toplumun kolektif bir başarısızlığı" olarak nitelendirirken, Avrupa Birliği ve ABD, İsrail'e insani yardım koridorlarının açılması çağrısında bulunuyor. Ancak ateşkes müzakereleri henüz bir sonuç vermiş değil.
Öte yandan, İran başta olmak üzere bölgesel aktörler, durumu Batı'yı ve İsrail'i eleştirmek için bir koz olarak kullanıyor. Hizbullah ve Husiler gibi gruplar, Gazze'ye destek amacıyla İsrail ve ABD hedeflerine yönelik saldırılarını artırmış durumda. Bu da çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme riskini beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki insani kriz, Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından kritik bir sınav oluşturuyor. Ankara, bir yandan Filistin davasına verdiği diplomatik desteği sürdürürken, diğer yandan İsrail ile ekonomik ilişkilerini tamamen kesmiş değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sert söylemlerine rağmen, Türkiye'nin ticaret hacmi İsrail ile azalmış ancak durmamıştır. Ayrıca, bölgedeki en büyük insani yardımı sağlayan ülkelerden biri olan Türkiye, Mısır üzerinden gönderdiği tırlarla Gazze'ye gıda ve tıbbi malzeme ulaştırmaya çalışıyor. Ancak krizin derinleşmesi, Türkiye'nin İsrail ile normalleşme adımlarını zora sokabilir. Diğer yandan, Libya ve Doğu Akdeniz'deki dengeler göz önüne alındığında, Türkiye'nin Filistin meselesindeki tutumu, Arap kamuoyundaki imajı ve bölgesel nüfuzu açısından belirleyici olacaktır.